YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İnsanlık İçin İslam Kardeşliği
24 Ocak 2016 13:12

Türkiye Cumhuriyeti bir asırdır kuşatılmış durumdadır… Bu kuşatılmışlık iki türlüdür: Birincisi coğrafi kuşatılmışlıktır ki, çevre ülkelerle olan durum kastedilmektedir. İkincisi ise Türkiye’nin dünyaya sunduğu önerilerin kısıtlanması ve uluslararası arenada yalnızlaştırılmasıdır…

Bu kuşatılmışlık Osmanlı’nın durdurulması ve Türkiye’nin yüz yıllık bir “parantez” dönemine girmesiyle başlamıştır…

İçindeki Harici, Batıcı mantalitelerin hainliği sebebiyle “kendi kendini sömürgeleştirmeyi başarabilen tek ülke” haline gelen Türkiye, artık uzağı göremeyen bir yapıya kavuşturulduğu için, kendine kurulan tuzakları da göremez olmuştur...

Bu kuşatılmışlık döneminde tarihte bir figüran rolünden öteye gidemeyen ülkemiz, meselenin “köle olmamak” meselesi olduğu bilincinin idrakine şükür ki vasıl olmuştur…
Türkiye yeni kurulacak dünya düzeninde kurucu bir rol üstlenmelidir. İzlenen politikalar ile dünyaya verilen mesaj bu isteğin mutlaka gerçekleşeceğini ortaya koyan bir kararlılıktadır…
Müslüman bir toplum olarak bu yaşananlarda bizim hiçbir hatamız yoktur demek yanlış olur. Üzerimize düşen görev kendimizi adam etmektir… Ama ne yazık ki 200 yıldır kendimizde değiliz…

Dünyanın 300 yıl boyunca geçirdiği sömürgecilik deneyimi, insana kasteden, ilkel ve barbar medeniyetin ürünüdür. Bu medeniyet Batı medeniyetidir…
Batının barbarlığını anlamak kolaydır fakat içimizdeki hainlerin kendi kendini sömürgeleştirme anlamına gelen “Self-Colonisation” meraklarını anlamak mümkün değildir…

Batı medeniyetinde “ontolojik güvensizlik” sonucu ortaya çıkan Hümanizm garabeti insanın herşeyin ölçüsü olması ve tanrısallaştırılmasıdır. Bu akım sadece gücü önemseyen, güçlü olanın hayatta kalabileceği diğerinin yok olmayı hakettiği bir anlayışı beraberinde getirmiştir…

Güçlü olan haklıdır fikrini doğuran Hümanizm’e en büyük darbeler de yine Batı medeniyetinin kendi içinden gelmiştir…

Birinci darbe Kant’ın rasyonalitesindeki “aşkın olanın bilenemezliği” hususu olmuştur. İkinci darbeyi ise “İnsan hayvandır” diyerek Darwin yapmıştır…

Batı medeniyeti dışında ise İslam medeniyeti aşkın olanın varlığını kabul eder ve bilinebileceğini de söylerken, evrimci anlayıştaki gibi insanı aşağılamamakta ve eşref-i mahluk sıfatıyla ona hak ettiği değeri biçmektedir. Hümanizm gibi ifrata da düşmeyerek Hakk yolun ne olduğunu bize göstermektedir… Dünyaya barbar Batı medeniyetinin karşısında sunulması gereken alternatif de İslam medeniyetidir…

Modernizm tartışmaları ekseninde yürütülen Hümanizm, bizim ülkemizde olduğu kadar rağbeti Batı’da dahi görmemiştir. Bütün Post-modern düşünürler modernizmin eleştirisini yapıp bitirmişler ve bu mantalitenin dünyayı açıklamakta yetersiz kaldığına kanaat getirmişlerdir… Yani aslında Batı kendi içinden çürümektedir…

Batı kendi içinden çürüyedursun Türkiye’deki entelijans adeta “kendi celladına aşıktır”…

Dünya “Avrupa evrenselciliği”nin barbarlıktan ibaret olduğuna ikna olmuştur… Batı uygarlığı, hakikate, tabiata ve insanlığa bir saldırıdır. İnsanların öncelikle bu gerçekle yüzleşmeleri gerekmektedir… Bu gerçekle yüzleşemeyen ve Batı dünyası dışında bir dünyanın mümkün olmadığını düşünen bir kişi zaten köle olmuş demektir…
Türkiye, Osmanlı’nın düştüğü en büyük hata olan “aşırı özgüven” duygusuna kapılmadan, dışarda olup biten gelişmelere açık ve onları takip eder bir tarzda emin adımlarla yoluna devam etmelidir… Yıllarca, bırakın aşırı güven duymayı “aşağılık kompleksi”yle yaşatılan bir milletin uyanış çabasıdır ülkemizin içinde bulunduğu süreç…

Bugün toplumumuzdaki her birey ve kurum kendine şu soruyu sormalıdır: Biz kimiz? Bu hale Nasıl Geldik? Ve Düzeltmek için Ne yapmalıyız?..

Türkiye, küresel bir saldırıyla karşı karşıyadır… Ülkemiz üzerinde oynanan oyunun amacı, bir iç çatışma çıkarmaktır… Batının ötekileştirme ve düşman üretme politikalarına karşı uyanık olmalıyız…

Tam da ırkçılığın Avrupa’da tekrar şahlandığı bir dönemde, Avrupa, klasik olan “öteki inşa etme” politikasını uygulamış ve IŞİD’i ortaya çıkarmıştır… Aslında hedef bütün müslümanlardır ve Türkiye bu savaştaki son kaledir…

Bizim toplum olarak ırk anlamındaki ulus mantığıyla politikalar üretmememiz gerekmektedir… Bu mantıkla politikalar geliştirmek müslüman bir topluma yakışmaz…

Zira Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki;

“Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.”
Üstünlük ırkta değil, takvadadır…

Dolayısıyla tüm bu sorunların toplumsal bazda çözümü için gerekli olan “İslam kardeşliği”dir. Bütün bu sorunlar İslam kardeşliği çerçevesinde çözülecek sorunlardır… Bu süreçte İslam kardeşliğini doğru bir şekilde yaşamak ve yaşatmak için ise “bilge insanlara”, “Kâmil İnsan”lara hiç olmadığı kadar ihtiyacımız vardır…

Ümmetin son ümidi Türkiye’dir…

Askeri ve ekonomik alanlarda sağlanan gelişme toplumsal alanda da sağlanmalıdır…
Tarihte bağımsız olmayan ülkelerin nasıl kontrol edildikleri ve politikalarının, hatta yöneticilerinin dahi nasıl şekillendirildiklerini kanıtlayan birçok somut örnek vardır… Kral Faysal’ın 1973 Petrol Krizi sırasında ABD’ye çektiği restten yalnızca 6 ay sonra kendi yeğeni tarafından suikaste uğraması Batı’nın acımasızlığına yalnızca bir örnektir… Nice bağımsız olmayan ülkelerde iktidar Batılı barbarların eliyle değiştirilmiştir…

Ne yazık ki Türkiye’de kuruluşundan bugüne değin tam anlamıyla bağımsız bir ülke olabilmiş değildir…

Fakat geçmişinden aldığı güçle, Türkiye dünyanın en “Serbest Toplum”udur. Serbest Farsça bir kelimedir ve “Başı Bağlı” anlamına gelmektedir…

“Başı Bağlı” olanlar bir Kâmil İnsan’a bende olmuş Alperen’lerdir! Onlar Bu vatanın evlatlarıdırlar!

Derdini bilen, insanlığın yükünü omuzlarında taşıyan bu ülkenin çocukları, dünya insanlarının yaralarını sarmak, dertlerine ortak olmak için cihanın dört bir yanına dağılmış vaziyettedirler…

TİKA’nın, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın icraatleri ortadadır…

İnsanlığın derdiyle hemhâl olan tek toplum bizim milletimizdir…

Türkiye bugün Somali’de, bölge insanını eğiten, onlara iş yeri açan bir konumdadır. Üstelik bunu sömürgeci ilkel mantık ile yapmamaktadır…

Küresel bir güç olduğu halde sömürgecilik ilkelliğine yeltenmeyen tek medeniyet Osmanlı Medeniyeti’dir!

Osmanlı uyanmayı bekleyen bir devdir… Osmanlı insanlığın geleceğidir…
Dün, çekilmemiz gereken yerden, çekilmemiz gereken zamanda çekildiğimiz, yani sömürgeciliğe yeltenmediğimiz için, bugün ülkemiz Dünya’nın çekim merkezidir…

Fatih DEMİRCİOĞLU

24.01.2016

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Türkiye'yle Oyun Olmaz 24.11.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.