YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
DAEŞ ve Balkanlar Bağlantısı
15 Kasım 2015 12:09

Terör örgütü DAEŞ, taban desteğini şüphesiz ki; dini motif olarak İslam’ı literal anlamıyla algılayan, dini donmuş kalmış Şer’i ve Cezai bir ahkâmdan ibaret gören, adeta “Harici zihniyeti”ne sahip kişilerden alıyor ve örgüte ihraç edeceği yeni militanları bunlardan seçiyor...

DAEŞ’in savaş ilan ettiği bölgeleri lojistik anlamda analiz ettiğimizde, Avrupa’ya ve Rusya’ya yakın iki coğrafya olan Balkanlar ve Kafkasya’nın örgüt için ne derece önemli olduğunu da fark edebiliriz...

Nitekim örgüt de bu önemi açıkça dile getiriyor ve büyük güçlerle hangi cephelerde savaşacağını deklare ederken bu iki coğrafyanın ismini vermekten çekinmiyor...

Peki örgütün ısrarla üzerinde durduğu bu coğrafyalarda DAEŞ, nasıl destek bulabiliyor?..

İki coğrafyanın da geçmişe dair ortak iki özelliği var: Tasavvufi İslam ve Komünist Rejim Dönemi...

Kafkasya’yı şimdilik bir kenarda tutalım...

Tasavvufi İslam’ın hakim olduğu bir coğrafyadan dini motifli bir terör peydahlanması mümkün değildir. Geçmişte de böyle olmuş, bugün de durum böyledir.

Nitekim Balkanlar coğrafyası uzmanlar tarafından yıllar yılı “her açıdan terörizme en uygun olmayan coğrafya” olarak gösterilmiştir...

Peki geçmişlerinde tasavvufi bir İslam’ın hakim olduğu bu coğrafyalarda Komünizm dönemi ile birlikte değişen şey neydi?

Aslına bakarsanız Komünist ideolojinin dine bakışı “kişiyi ateist yapma politikası”ndan ibarettir.  Bunun dışında doğrudan İslamiyet’in yaşanış şekline dair doğrudan bir diktesi yoktur.

Ne yazık ki, soğuk savaş yılları ve komünizmin Balkanlar’da İslam’ı tamamen yaşaklamasına kadar giden süreç, geleceğe dair birçok şeyi de zincirleme olarak etkillemiştir.

Öncelikle komünizmin bu coğrafyalarda izini silmeye çalıştığı İslamiyet’in tasavvufi bir İslam olduğu gerçeğiyle yüzleşmek gerek...

Komünizm sonrasında Balkan coğrafyasının İslam’a yabancılaşmış yeni nesilleri, dinlerini Arabistan’a gitmiş ve Selefi-Vehhabi çizgide eğitim almış “alim”lerden yeniden öğrenmeye başlamışlardır.

İşte dönüşümü gerçekleştiren ve Balkanlar’ı köktendinci teröre hazır hale getiren kilit unsur budur...

DAEŞ’in Arnavut Vehhabi’lerden “düzenli maaşlı militan” devşirdikleri dünyaca bilinen bir gerçektir...

Bölgeyi yerinde gören biri olarak, en büyük tehtidin, dini motifli teröre sempati duyan Vehhabi-Selefi’ler arasında yaygın olarak görülen, kendisi gibi olmayan diğer bütün anlayışlarına karşı tahammülsüzlük ve nefret duyguları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz...

Paris’teki terör saldırılarıyla ilişkili olarak yaşanan iki güncel gelişmeyi paylaşalım:

Arnavutluk İçişleri Bakanı Saimir Tahiri, Paris’teki saldırıların ardından, bir sonraki hedefin Arnavutluk olacağına dair tehdit e-mail’leri aldığını açıkladı. DAEŞ militanlarınca gönderildiği düşünülen email’lerde bu devletin hedefe konulma sebebi olarak ise DAEŞ’e katılan militanlara karşı verdiği ülke içi mücadele gösteriliyor...

İkinci vaka ise, Bavaria Alman Bölgesi Başkanı Horst Seehofer’in, Karadağ pasaportu taşıyan bir şüphelinin, Paris'teki terör saldırılarında kullanılan silahlarla ilişkili olması kuvvetle muhtemel silah ve mühimmat ile birlikte geçen hafta yakalandığını duyurması oldu...

Karadağ polisi böyle bir şüphenin varlığına dair istihbarat bilgisi olmadığını açıklasa da iddiaları yalanlamadı...

İki olay, birlikte okuyup değerlendirildiği vakit DAEŞ için Balkanlar’ın Batı ile “savaş”ında anahtar bir rolde olduğunu anlamak zor olmayacaktır...

Peki çözüm nerededir?

Bu sorunun cevabı çok basit...

Çözüm tarihsel köklerdedir...

Hali hazırda Balkanlar’da güçlü bir şekilde varlığını sürdüren, yaşanan ve yaşatılan tasavvufi İslam’ın güçlendirilmesi, teşvik edilmesidir...

Geçmişte Balkanlar’ı huzur coğrafyası yapan bu unsur, bugün de İslam kökenli olduğu savunulan birçok sorunun da çözümü olacaktır...

15.11.2015

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.