YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Çember daralıyor
08 Temmuz 2015 09:51

Pazartesi akşamı CNN Turk televizyonu, medya organı değil, adeta bir yargı organı gibiydi...

Canlı yayında mahkeme kurdu, Sayın Baykal’ı da sanık sandalyesine oturttu...

Doğan medyasının CHP yardakçısı gazetecileri savcı rolünü üstlenmiş, Ahmet Hakan ise mahkemenin hâkimiydi...

Bir yandan Baykal’ın, Cumhurbaşkanı’yla olan görüşmesinden duyulan rahatsızlık, diğer taraftan MHP’nin Meclis Başkanlığı’nda CHP’yi oyuna getirmesi... Yargılayan tarafın ruh halini şekillendiren unsurlar işte bunlardı...

Sayın Baykal, bugüne kadar söylediği herşeyi tekrar açıklamak zorunda bırakıldı... Kendisine yapılan karalayıcı, suçlayıcı, aşağılayıcı imalara her zamanki siyasi nezaketi içerisinde cevap verdi...

“Tarafsız Bölge”’nin taraflı gazetecilerini ve Ahmet Hakan’ı bir yana bırakacak olursak, Baykal’ın da program boyunca “demokrasi ve yeni siyaset için fırsatlar”dan dem vurup, İsmet Yılmaz’ın meclis başkanı seçilmesini “demokrasinin kaybettiği bir sonuç“ olarak nitelendirmesi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu dedirtti izleyenlere...

Şu demokrasiyi, “AK Parti’nin kaybetmesi durumu” olarak gören zihniyet ne zaman neredeyse bir düzine seçim kaybettiğini hatırlayacak merak ediyorum doğrusu...

Sayın Baykal, Ahmet Hakan’ın “Tayyip Erdoğan’a öfke duymanız lazım” şeklindeki şeytani fısıltılarını duymazdan geldi...

 “Kendisinin artık böyle egoist meseleleri aştığını söyleyerek” Ahmet Hakan  mevzuya giremeden kestirip attı...

Cumhurbaşkanı’na gitmeyen siyasilere de iyi bir ayar verdi: “Böyle çocukça tavırlarla siyaset yapılmaz!” diyerek...

MHP’nin, Meclis Başkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu için “O artık çatı aday değildi, bir MHP’liydi... Destekleyemezdik.” derken, neden MHP’nin 3. Turdan sonra kendisini desteklemediğine dair bol bol içini döktü, kin kustu...

Sayın Baykal’a sormak gerekir: CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak piyasaya sürdüğü aday çatı olamıyorken, ulusalcı – solcu siz mi çatı olacaktınız?

7 Haziran’ın ortaya çıkardığı ve muhalefetin gözünde “bir fırsat” olarak görülen tablonun çöktüğünü ve bunun tek sorumlusunun MHP olduğunu da ilan etti Baykal...

Uzun zaman sonra düşman ideolojinin temsilcilerinden husumet kokuları geliyordu... Eskinin kanlı bıçaklı CHP ve MHP’sinin “ortaklık kurması hayali” hangi akla hizmetti ki nihayetinde?.. Basit bir cevabı var aslında, Üst akıla tabi ki...

MHP dolambaçlı ve anlaşılmaz siyasetine rağmen, bir şekilde üst aklın tekerine çomak sokmuştu neticede...

Baykal, gider ayak bombayı patlattı: “MHP’li Yusuf Halaçoğlu’nun, CHP’li Levent Gök’e gelip , “Bahçeli’nin üçüncü turdan sonra MHP grubunu serbest bırakacağını ve MHP’nin Baykal’ı destekleyeceğini”, Levent Gök’ün kendisine bu durumu bildirdiğini söyledi...

Yusuf Halaçoğlu’ndan yalanlama, Levent Gök’ten doğrulama peşpeşe geldi...

E, Halaçoğlu dururken, Levent Gök’e inanacak halimiz yok bizim de...

Bomba, CHP – MHP husumet ateşini körükledi... MHP böylece koalisyon için iyice köşeye sıkıştı, AK Parti’ye doğru itilmiş oldu...

Velhasıl Baykal’ın siyaseti bırakma zamanı gelmiş belli oldu...

Çift başlılıkla itham edilen, bir yandan parti politikalarını savunmaya çalışırken, diğer yandan Cumhurbaşkanı’nı da rencide etmeyen üslupta bir CHP’li... Kendisi bırakmasa, bıraktırırlar bu saatten sonra...

Hemen ertesi gün Mehmet Metiner’in katıldığı bir programda yaptığı açıklamalar, AK Parti ve MHP’nin gitgide birbirlerine yakınlaştıklarını kanıtladı...

Metiner, çözüm sürecinin asla eskisi gibi olamayacağını, PKK’nın silah bırakmayacağını, HDP’nin her zaman daha fazlasını isteyeceğini söyledi...

“Çözüm süreci” tartışmasının MHP ile koalisyonu engelleyen  bir konu olmaktan çıktığını açıkça deklare etti...

Ayrıca Metiner, “Gizliden gizliye hin planlar çeviren bir CHP’yle nasıl koalisyon kurabiliriz?” diyerekCHP’ye kapıları bir nevi tamamen kapatmış oldu...

CHP’ye karşı takınılan sert tutum tam zamanında ve koalisyon kapıların kapatılması çok yerinde olmuştur... AK Parti geleceğini “MHP ile koalisyon ya da erken seçim” olarak belirleyerek siyasi açıdan yine doğru bir karar almıştır...

Düşmana bakıp safını belirleyenler asla yanılmazlar... Türk Milleti’nin AK Parti – CHP koalisyonunu kimlerin arzuladığına bakıp, onların karşısında saf tutmaları gerekmektedir...

Aynı programda Savcı Sayan, CHP’nin kurduğu hin planlardan birini deşifre ediyor ve olası bir AK Parti – CHP koalisyonunda neler olacağını anlatıyordu...

CHP, 7-8 bakanlık elde edecek, bu bakanlıklarda AK Parti dönemine ait olduğu öne sürülen kurgu “tape”ler ile AK Parti’ye koalisyon içinden saldırılacaktı...

Şükür ki; hainlerin maskeleri düştü ve düşmeye devam ediyor...

CHP ve HDP’nin milli unsurlar olmadıkları 7 Haziran sonrası süreçte tescillenmiştir...

MHP kaypak siyasetinden vazgeçip AK Parti’yle koalisyonu bir an önce kurmazsa o da kaybedenler hanesinde yerini alacak...

İsmet Yılmaz’ın Meclis Başkanı seçilmesi AK Parti’nin elini güçlendirmiş durumda, bunu Başkanlık Divanı’nda AK Parti’nin istediği bir sonuca doğru gidildiğini görüp anlamak gerekli... MHP bu tarihi fırsatı kaçırmayıp AK Parti’yle derhal koalisyon kurmalıdır...

Zira doğru bir siyaset izleyip avantajlı konumu elde eden  AK Parti bu aşamadan sonra gözünü kırpmadan erken seçime de gitmeyi de tercih edebilir...

Çember daralıyor, Başkanlık Divanı oluştuktan sonra partiler için kaçacak bir yer kalmayacak...

Özellikle MHP için...

 

Fatih Demircioğlu

8 Temmuz 2015

Yazarın Önceki Yazıları
Batı, Türkiye için dost hüviyetini kaybetme riski ile karşı karşıya 18.02.2016Papa ve Rus Patriği görüşmesi 16.02.2016Vakit varken 13.02.2016Düşman baharı göremeyecek 11.02.2016Savaş Sürüyor 05.02.2016Terörün Son Kozları ve Asıl Mesele 03.02.2016Yeni Türkiye'nin Kuruluş Savaşı 01.02.2016Mücadele Her Alanda Sürüyor 29.01.2016Sinsi Yılan İran 27.01.2016Diktatör Kime Denir? 26.01.2016İnsanlık İçin İslam Kardeşliği 24.01.2016Hayalet Şehirler" Planı Nasıl Suya Düştü 23.01.2016Hain Akıllar Yargılanmalı 21.01.2016Millet Yetkilendirdi, İhanet Gönderecek" 20.01.2016Beceriksiz Bölgesel Güç 01.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.