YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Uyumayın İslam İttifakı kuruldu
18 Aralık 2015 07:50

Son yazıyı noktalarken şafak bizim için sökmek üzere diyerek bitirmiştim. Dün o aydınlığın ilk ışıklarını gördük sanki.  34 İslam ülkesinin bir araya gelerek teröre karşı ortak ordu ve ortak istihbarat kurduğu ve içlerinde nüfus olarak en büyük İslam ülkesi Endonezya'nın da bulunduğu 10 İslam ülkesinin de katılacağının açıklandığı İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde bir ittifak kuruldu.  Bu ittifak içerisinde yönetimleri Şii ve Nusayri olan İran, Irak ve Suriye yok. Irak'taki sünni gruplar durumdan memnuniyetlerini açıklarken ittifaka Irak'ın da dahil olmasını istediklerini açıkladılar.

Yaklaşık 100 yıllık bir fetret devrinden sonra müslümanlar bir arada hareket etme kabiliyetine kavuşma yolunda önemli bir dönemeci geçmiş oldular. Eski dünya düzeninin sahipleri tarafından lime lime edilen müslüman coğrafya, işbirlikçi yöneticiler tarafından baskı ve zulümle yönetilirken, yer altı ve yer üstü zenginlikleri sebebiyle daima Batılıların hedefi oldu. Şiddet ve zulüm hiç eksik olmadı. bu zulüm ve baskılara karşı birlikte hareket edemeyen müslüman ülkelerde mazlum halkın gözyaşı hiç dinmedi, zenginlikleri sömürüldü. Batı, İslam coğrafyasının zenginlikleriyle kendine refah toplumları inşa ederken, zenginliğin esas sahipleri içlerindeki işbirlikçi bir avuç mutlu azınlık haricinde açlık ve sefalet içinde hayatlarını devam ettirmeye çalıştılar.

Elbette bu durum ilelebet devam edemezdi. Etmeyecek de.

Yaklaşık 50 İslam ülkesi 2010 yılında Cidde merkezli ortak bir istihbarat havuzu kurdu. Bu ortak havuzun da ilk başkanı MİT'ten emekli olan Emre Taner'di. Artık İslam ülkeleri istihbarat kurumları birbiriyle irtibatlandırılmıştı. Ortak istihbarat havuzuna düşen her bilgiden anında ilgili başkentlerde ilgili istihbarat kurumu da haberdar oluyordu. Bu hafife alınmayacak önemli bir adımdı.

İşte bu ilk adımla başlayan çalışmalar bugün teröre karşı ortak koalisyon ve silahlı güç yani ordu kurulması aşamasına kadar geldi.

Batı İslam coğrafyasına müdahale etmek için bugüne kadar hep türlü bahaneler kullandı. En çok kullandığı bahanelerden biri de kendi kurdukları taşeron örgütlerin uyguladığı terörü İslami terör olarak yaftalayarak onunla mücadele etme bahanesiydi. İşte şimdi kurulan ortak yapıyla Batılıların müslüman coğrafyada ameliyat yapmasına fırsat verilmeyecek, bu coğrafyayla ilgili yapılması gereken her şey işbu ittifak üzerinden yapılacak. Yani İslam ülkeleri sadece bir kaç ülkeye değil tüm müslüman coğrafyaya sıkıntı veren tüm olaylara karşı ortak hareket etme iradesi göstererek en önemli adımı atmış bulunuyor. Bundan sonra Batı bu coğrafyada eskisi kadar rahat hareket edemeyecek. Belki bir süre daha ittifak iyice sağlamlaşıp boşlukları dolduruluncaya kadar Batı etkisi devam edebilir. Fakat ondan sonra değil hareket etmek, bu coğrafyada İslam ülkelerinden izinsiz nefes alamayacak.

Elbette bu bir süreç ve zorlukları da var. Eski düzenin efendileri ayaklarının altlarından kayan coğrafyayı kaybetmek istemeyecek ve ellerinde tutmak için her türlü numarayı çekeceklerdir ama nafile. İslam dünyasındaki uyanış ve bilinçlenme onların bu çabalarına öyle ya da böyle ket vuracaktır. İttifakın bozulması için çalışmalar yaparken her zaman yaptıkları gibi medya üzerinden de psikolojik baskı yaparak projeyi akim bırakmak için elbette çabalayacaklardır. Fakat yaklaşık 5 yıllık altyapının meyvelerinden biri olan bu proje onların midesine oturacaktır. Buna hiç şüpheniz olmasın.

İttifakın dışında bırakılan İran, İslam ülkelerinin o kadar çaba, anlayış ve destek göstermesine rağmen kendi iradesiyle tercihini Batılılardan yana kullanmıştır. Türkiye o kadar baskıya rağmen nükleer anlaşmazlık yaşadığı 5+1 ülkeriyle görüşmeler sırasında yanına Brezilya'yı alarak İran'ı onlara yem etmemişti. Fakat İran yine İranlığını yaptı ve tarih boyunca sadece müslümanlara karşı savaşmış olmasının da etkisiyle kendisini İslam dünyasından tamamen soyutlayacak bir yola düştü. İran etkisi hissedilen Irak Merkezi yönetimi ve İran kuklası Suriye'deki Esad yönetimi de bu sebeple ittifak dışında bırakıldı.

Meselenin ne kadar önemli bir adım olduğunu ülkemizdeki muhafazakar (özellikle) yazılı basın uyurken, bir işaret fişeği olarak ilgili yerleri uyaran manşetiyle Hürriyet Gazetesi'nden anlayabilirsiniz. Sözde muhafazakar basınımız AB ve NATO'ya verdiği değerin binde birini üstelik Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Bulgaristan'a giderken hava alanında yaptığı basın toplantısında teyid etmesine rağmen, bu habere vermedi. Verseydi, bu haber ajanslara düştüğü andan sonraki ilk gün manşetleri bir muştu olarak süslemeliydi. Oysa olmadı. sadece Hürriyet ''TERÖRE KARŞI İSLAM GÜCÜ'' manşeti atarak, harekete geçmesini beklediği güçlerin sinir uçlarına dokundu.

Tüm İslam ümmeti için bir müjde olan haberin tadını çıkarmak ve kıymetini de bilmek lazım.  Biz farkında olmasak da bu işten zarar görecek Batı ve içimizdeki uzantıları ne olduğunun farkında ve çok yakından takip edecekler gelişmeleri. Hiç şüpheniz olmasın.

İslam coğrafyası için güzel günlerin habercisi olan gelişmeler giderek hız kazanıyor ve çoğalıyor. İnşallah o güzel günlere hep beraber, bir arada, sımsıkı olarak ulaşacağız.

Buna hiç şüphemiz yok.
 

Yazarın Önceki Yazıları
Şafak bizim için sökmek üzere 15.12.2015Olan bitene dair... 14.12.2015Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Dali trabxon
ALLAH Razi olsun trabzonsporlu dali...
28 Aralık 2016 20:06
İSLAM DEVLETLERİ
 // Misafir & Misafir
İslami devletlerin ne kadar islami veya islami şuurda. Şu anda geçmişlerini bilebiliyoruz. Bugün islam dairesinin içinde iseler sorun yok. İslami davanın cihan şumül cihangirliğine soyundular ise Rabbim muvaffak kılsın. Benim şahsi görüşüm, zoru görünce yarı yolda bırakılmak. İnşallah yanılan ben olurum. Türkiye olarak inandığımız davada yalnız yürümenin hiç bir kimseye güvenmemenin daha doğru olacağı kanaatindeyim....
23 Mayıs 2016 Pazartesi 14:25
Esas olan
 // Nezir
Her birimiz bir ayrıntı ile uğraşıyoruz, oysa, şu anda yeryüzünü zulüm ile dolduran deccali, bir bütün olarak görmediğimiz, her bir kötülüğü birbirinden bağımsız gibi gördüğümüz ve onu deşifre etmediğimiz için deccalin ömrünü ve kötülüklerinin devamına geçit vermiş oluyoruz. Deccal fil değildir, fil olsa bile kağıttandır, biz körüz ey insanlar. Yüce Peygamber efendimizin büyük mucizesini göremiyoruz....
19 Nisan 2016 Salı 15:22