YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Politik Romantizmden Politik Rasyonalizme
03 Kasım 2015 11:55

1 Kasım seçimleri her yönüyle tarihî bir seçim oldu.

Bu seçimler üzerine çok şey konuşuldu ve daha da konuşulacak.

Ben bu yazıda 7 Haziran ile bir kıyaslama yapacağım.

Özetle ve kısaca söylemek gerekirse:

7 Haziranda duygusallık kazanmıştı; hissilik kazanmıştı, öfke kazanmıştı, tepki kazanmıştı.

1 Kasım’da ise akl-ı selim kazandı. Yeni tabirle, sağduyu kazandı. Rasyonalite kazandı. Makuliyet kazandı. (Akl-ı selim duyguların, öfkelerin tesirinden kurtulmuş akıldır…)

7 Haziran’da politik romantizm kazanmıştı; 1 Kasım’da ise politik rasyonalizm kazandı. Homo economicus kazandı; homo politicus kazandı.

7 Haziran MHP ve HDP’nin zaferiydi. 1 Kasım ise MHP ve HDP’nin hezimeti oldu.
 (Eğer güneydoğu kırsalındaki PKK baskısı bitirilseydi HDP’deki hezimet MHP’yi de aşacak ve HDP barajın altında kalacaktı.)

***

7 Haziran milliyetçiliklerin zaferiydi; çılgınlıkların zaferiydi. Sağ ve sol milliyetçilikler tavan yapmıştı.
Bu kadar yüksek bir milliyetçilik sistemi tıkadı… Demokrasi arabası durdu…

Milliyetçilik, bir açıdan bakıldığında irrasyonel (akıl dışı) bir durumdur, bir tepkidir, bir reflekstir.
Milliyetçilik, akıldan değil duygudan kaynaklanır. O yüzden irrasyoneldir. Hatta bazı durumlarda anti-rasyoneldir (akıl karşıtı).

Milliyetçilik hakkındaki bu irrasyonel lafı ağır bulunabilir. O halde, irrasyonel yerine, politik romantizm kavramının kullanabiliriz. Milliyetçilik, politik romantizmden kaynaklanan bir durumdur; bir haldir…
7 Haziran’da, hem sağda hem solda, politik romantizmin en ileri halini yaşadık…

***
Solcu, din-karşıtı, HDP milliyetçiliği, dindar ve makul gözüken Kürtlerden bile oy aldı. Bunun sebebi duygusal, romantik itkilerdir. Milliyetçiliğe susamış, ulusallığa susamış bir takım Kürt seçmen, aklıyla değil de duygularıyla hareket etti ve HDP %13’e fırladı. (PKK’nın baskısını da hesaba katmak gerekiyor.)

Halbuki rasyonel davranabilen bir Kürt seçmenin Ak Parti’ye oy vermesi gerekiyordu. Çünkü çözüm sürecinde Kürtlerin her türlü siyasi-sosyal-kültürel talepleri yerine getirilmişti…

Ayrıca maddi bayındırlık bağlamında, Kürtlerin yaşadığı bölgelere büyük yatırımlar yapılmış, bayındırlık hizmetleri götürülmüştü… (yol, su, elektrik, sağlık, iletişim, ulaşım hizmetleri…)

1 Kasım’da, Kürt seçmenin hatırı sayılır bir kısmı, bu akıl dışılıktan kurtularak Ak Parti’ye geri döndü. Daha büyük bir kısmı dönmek istedi ama PKK baskısından dolayı eski partisine dönemedi…

***
Milliyetçilik kültürel alanda kaldığı müddetçe normaldir ve faydalıdır.

Ancak milliyetçilik siyasal alana girer ve orada da ileri boyutlara ulaşırsa demokrasinin önünü tıkar. Siyasetin çarklarını çalışamaz hale getirir.

Politik milliyetçilikler bir kuşun kanatlarına bindirilmiş kum torbaları gibidir. Bir kuşun sağ ve sol kanatlarına kum çuvalı bağlarsanız o kuş uçamaz; yerinden bile kımıldayamaz.

7 Haziran’da Türkiye demokrasisinin sağ ve sol kanadına 80’er kiloluk iki kum torbası bağlanmıştı.
Haliyle zavallı ve narin demokrasi kuşumuz uçuşa geçemedi. Çünkü merkez zayıflamış, kenarlar ise şişmanlamıştı.

1 Kasım’da bu anormal durum rehabilite edildi; merkez ve kenar arasındaki denge yeniden sağlandı. Milliyetçilikler tamamen sona ermedi ama makul ve mantıklı bir düzeye indi.
Bu kadarcık bir revizyon bile demokrasinin önünü açtı; tıkanan damarları açtı.

Sonuç olarak:

1 Kasımda demokrasi kuşu kanatlarına yüklenen ağırlıklardan kurtuldu. Daha doğrusu, bu ağırlıklar tolere edilebilir, taşınabilir bir seviyeye indi.

Artık Türkiye demokrasisi uçuşa geçebilir…

***

1 Kasımda ilginç bir birlikteliğe, farklı milliyetçiliklerin merkezde birleşmesine de şahit olduk:

Sağ milliyetçilerin (MHP), sol milliyetçilerin (HDP) ve Kemalist milliyetçilerin (CHP) bir kısmı, kendi partilerini bırakıp, istikrar adına, sağduyularıyla hareket ederek, Ak Parti’de toplandılar.
İnternette bu durumu gösteren çok ilginç resimler mevcut. Bu resimler tarihe geçecek bir birlikteliğe işaret ediyor.

Ak Parti adeta bir imkânsızı başardı. Bir araya gelemeyecek, birbirlerini ötekileştiren milliyetçilikleri bir araya getirdi. Bu başarı, siyaset biliminin bile açıklayamadığı, olağandışı bir başarıdır.
Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın, bu başarı, milli birlik adına kazanılmış büyük bir başarıdır.  

Ak Parti bu başarısıyla, Türkiye’nin tek merkez partisi olduğunu bir defa daha kanıtlamıştır.

 

 
 
 

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Ismail Tekpınar
Zafer inananlarindir. Zafer Milletin dir. .....
05 Kasım 2015 10:16