YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ortadoğu’nun Kurtuluşu: OB
12 Aralık 2015 16:25

Ortadoğu’da yaşanan hadiselerden endişe edenlere göre III. Dünya Savaşının çıkması pek yakın. Olayları sadece güncele bakarak değerlendirenlerin böyle düşünmeleri doğal. 

Ancak olaylara tarihsel bağlamda baktığımızda şunu görürüz: III.Dünya Savaşı diye bir şey söz konusu değil: Ortadoğu’nun I. Dünya Savaşı devam ediyor. 100 yıl önce kaldığı yerden devam ediyor…

Bir tarihçiye göre iki dünya savaşı arasındaki dönem, (Avrupa açısından) uzun soluklu bir ateşkes dönemiydi. Hakikatte birinci savaş, 20 yıl sonra kaldığı yerden devam etti… Birinci savaşın sonucunu kabullenmeyen Almanya yeniden savaşa tutuştu… Yeniden kaybetti… 

Bunu gören Almanya askeri savaşı bırakıp iktisadi savaşa başladı. Bu savaşı başardı ve askeri olarak fethedemediği Avrupa’yı iktisadi olarak ele geçirdi… Günümüzde AB’nin fiili patronu Almanya’dır…

Sonuç olarak Avrupa’nın birinci dünya savaşı bitmiştir. Avrupa savaşını AB ile bitirmiştir. 

Ancak Ortadoğu’nun savaşı devam ediyor… Ortadoğu da savaşını ancak OB ile bitirebilir.

Avrupa’daki savaş Almanya’nın öncülüğünde bitirildi. Ortadoğu’daki savaş da Türkiye’nin öncülüğünde bitirilebilir.
***
Ortadoğu’da savaş neden bitmedi? Çünkü Ortadoğu, Osmanlı sonrasında adil bir şekilde oluşturulmadı. Olağan ve doğal sınırlar çizilmedi. Olağan ve demokratik yönetimlerin oluşmasına da izin verilmedi…

Bizim açımızdan bakıldığında, Misak-ı Milli gerçekleştirilmediği için Ortadoğu’da savaş bitmedi. Sadece bastırıldı; İngiltere ve Fransa tarafından.

Eğer Misak-ı Milli gerçekleştirilseydi bugün Ortadoğu’da yaşananların hiçbirisi yaşanmayacaktı… Misak-ı Milli’ye göre Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyi (Musul dâhil) Osmanlı’da kalacaktı… 

Geriye kalan Arap topraklarında, Osmanlı’ya katılıp katılmama konusunda plebisit yapılacaktı. Bu plebisitten de Osmanlı lehine bir sonuç çıkacağı muhakkaktı…

Yani Ortadoğu’da bir nevi Osmanlı Federasyonu kurulacaktı. İngiltere ve Fransa’nın yer almadığı bu yapı Osmanlı Barışını (Pax-Ottomana) devam ettirecekti…

100 yıl önce gerçekleştirilemeyen misakı milliyi bugün OB ile gerçekleştirmek gerekiyor…
***
Misak-ı Milli Lozan’da yaşanan hezimet sebebiyle gerçekleştirilememişti. Lozan, İngiltere tarafından bir dayatmayla imzalatıldı…

Artık bu dayatmayı iptal etmenin ve misak-ı milliyi realize etmenin artık zamanı gelmiştir. Bugün Rusya’nın bomba yağdırdığı bölgeler misak-ı milli’ye göre bizim olan topraklardır…

Sykes-Picot tarafından kurgulanan ve cetvelle çizilen sınırların artık bir anlamı kalmamıştır. Kâğıt üzerinde ihdas edilen devletlerin (Suriye ve Irak) son kullanım süresi de dolmuştur…

Mecelledeki bir kaideye göre “mani zail olunca memnu avdet eder”. Yani engelleyen ortadan kalkınca engellenen geri döner. Türkiye 100 yıl önce engellenmişti… Dönemin süper gücü İngiltere tarafından… 

Ancak artık köprünü altından çok sular aktı. İngiltere eski İngiltere değil Türkiye de eski Türkiye değil. Yeni Türkiye yeni bir atılımla, Lozan’ı çöpe atmalı ve misakı milliyi gerçekleştirmelidir.
***
20 gün sonra Sykes-Picot antlaşmasının 100. Yılına gireceğiz. 2016’da İngiltere ve Fransa Ortadoğu’yu aralarında pay etmişlerdi… Rusya’yı unutmamış, ona da boğazları ve Karadeniz bölgemizi vaat etmişlerdi…

İş uygulama aşamasına geldiğinde İngiltere diğer iki aktörü saf dışı ederek en stratejik ve en ekonomik yerleri kendisine aldı. Fransa’ya sadece Suriye ve civarını verdi… 

Rusya yıkıldığı için ona hiçbir şey vermedi… Rusya’nın şu anki hırçınlığı biraz da oradan kaynaklanıyor. Birinci dünya savaşından en çok zararla çıkan ülke olmuştu… O hevesini şimdi gerçekleştirmek istiyor…
***
İngiltere Ortadoğu’daki başaktörlük rolünü 1945 sonrasında ABD’ye devretti… Fransa ise bölgeden tamamen çekildi; sadece kültürel olarak varlığını sürdürdü…

1945 sonrası denkleme SSCB olarak Rusya da girdi. Sosyalist Baas partileri aracılığıyla Irak ve Suriye’de etkili oldu. Hatta Suriye’yi tamamen kontrolü altına aldı diyebiliriz.

1991’de SSCB çöktükten sonra Rusya’nın bölgedeki etkinliği azaldı. Bölge tamamen ABD’nin kontrolü altına girdi. Ancak 2000’de iktidara gelen Putin’le birlikte Rusya’nın eski imparatorluk hayalleri yeniden depreşti. Bir çürük hayal uğruna Ortadoğu’ya yeniden girdi…

ABD, Afganistan ve Irak tecrübesinden sonra Ortadoğu’ya çok fazla müdahil olmak istemiyor. Rusya’nın müdahalelerine ses çıkarmaması bundan kaynaklanıyor. ABD, özellikle kara harekâtı koşununda, hiç istekli değil… ABD tedricen ve sessizce bölgeden çekiliyor…

ABD Afganistan’dan ders çıkardı ama anlaşılan Rusya, Afganistan tecrübesini unutmuş… Aynı delikten ikinci defa sokulması kaçınılmaz… SSCB’yi Afganistan bitirmişti; Rusya’yı da Suriye bitirecek…
***
Sonuç olarak, Ortadoğu’yu Osmanlı’dan zorla alan esas aktör (İngiltere ve ABD) bölgeden çekiliyor. O halde bu topraklarda söz hakkı eski sahibine, yani Türkiye’ye düşmektedir. Engelleyen çekilince, engellenen (Türkiye) geri dönecektir…

Kutuplardan kalkıp gelen Rus ayısının bölgede yeri yoktur. Hem tarihsel hem sosyal açıdan Rusya bölgenin yabancısıdır. Davetsiz misafirdir. Uzun vadede ABD, Rusya-İran ittifakına karşı, Türkiye’yi destekleyecek ve Rusya’nın bölgeden   çıkartılmasına katkı verecektir.

Bölgedeki tüm aktörlerin tarihten ders çıkarması gerekiyor. 100 yıl önce çizilen adaletsiz ve anormal harita çözümün değil sorunun kaynağı oldu, oluyor… Yeni ve adil bir harita kaçınılmazdır.

Yeni harita Türkiye’nin öncülüğünde, yerli unsurlardan oluşacak bir komisyon tarafından çizilmelidir. İlk planda Türkiye’nin öncülüğünde, (Türk, Kürt ve Araplardan oluşan) bir Ortadoğu Birliği (OB) kurulmalıdır. 

OB bir federasyon olmalıdır… OB’nin başkenti İstanbul olmalıdır. Uzun vadede bu birlik genişleyip, tüm dünya Müslümanlarını kapsayan bir İslam Birliği (İB) kurulmalıdır.

Ortadoğu Federasyonu fikri, Sezai Karakoç’un yıllar önce dile getirdiği bir idealdir. Bu idealin artık hayata geçme vakti gelmiştir…
***
İnancımıza göre tarih 100 yılda bir yenilenir. Yenilenmenin vakti gelmiştir. Bu yenilenme (tecdid) hareketine katılmayıp, yüz yıl önceki gibi kâfirlerle işbirliği yapanları hazin bir son bekliyor.
PYD, Hizbullah, Esed ve İran gibi kâfirlerle işbirliği yapan unsurlara Şerif Hüseyin’in akıbetini hatırlatırım.

Yüz yıl önce İngilizlerle iş tutan Hüseyin, kısa bir süre iktidarda tutulduktan sonra, İngilizler tarafından alaşağı edildi. 

İngiltere, yeni müttefiki Suudiler eliyle, Hüseyin’in tacını tahtını yerle bir etti. Hüseyin’i Kıbrıs’a sürdü. Hüseyin’in ömrü bir sürgün ve sığıntı olarak son buldu…
***

hr1-001.jpg
 
Son Osmanlı Meclisi’nin çizdiği Misak-ı Milli haritası böyleydi. Milli Mücadele bu haritayı gerçekleştirene kadar devam edecekti. Bunun için yemin edilmişti. Ancak Lozan’da ismet Paşa bu haritayı gerçekleştiremedi. İngilizlerin baskısına boyun eğdi ve bugünkü suni sınırlara razı oldu.

@CemalFedayi

Yazarın Önceki Yazıları
Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Kılıçdaroğlu Şehitlere ve Savcılara Hakaret Etti! 05.04.2017AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.