YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Laiklik mi Özgürlük mü?
28 Nisan 2016 14:35

Laiklik zannedildiği gibi tüm insanlık tarafından kabul görmüş bir evrensel değer değil. Yani laiklik, olmazsa olmaz bir ilke değil.

Evrensel olan değer, laiklik değil özgürlüktür; özgürlüğün bir şubesi olan din ve vicdan özgürlüğüdür…

Anayasalar, içinde evrensel değerlerin ve devlet teşkilatının yer aldığı belgelerdir. Anayasalarda, laiklik gibi, özel ve konjonktürel kavramlara yer verilemez.

Sonuç olarak: Anayasa’da laiklik olmamalıdır. Çünkü laiklik evrensel bir değer değildir. Anayasada olması gereken, din ve vicdan özgürlüğüdür.

***

Hiçbir siyaset bilimi kitabında, devlet ve evrensel değerler anlatılırken, laiklikten bahsedilmez… Devletin nitelikleri sayılırken de laiklik sayılmaz…

Siyaset bilimi kitapları der ki: Devlet, hukuk devleti olmalıdır. Devlet demokratik olmalıdır. Devlet özgürlükleri teminat altına almalıdır. Devlet insan haklarına dayanmalıdır…

Zaten pratik hayatta da Batılı demokratik devletlerin yukarıda sayılan ilkelere uyduğu ancak laik olmadığı görülür…

Batılı gelişmiş ülkeler (bizim CHP’lilerin anladığı anlamda) “laik” değildir ancak din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına almışlardır…

***

Laiklik belli bir zamana ve belli bir coğrafyaya mahsus, özel ve konjonktürel bir kavramdır… Hatta şunu da diyebiliriz: Laiklik eski zamanlarda kalmış, çağdışı bir kavramdır.

Saf haliyle laiklik sadece devrim sonrası Fransa’sında görülür. Bu dönemde laiklik en müfrit şekliyle, radikal din karşıtlığı şeklinde tezahür etmiştir:

Din sadece siyasal alandan değil, kültürel, iktisadi, hukuki, sosyal ve benzeri bütün alanlardan çıkarılmıştır… Dinsel simgeler yakılıp yıkılmış; din adamları öldürülmüştür…

Böylesine bir laiklik anlayışı Fransa’dan sonra Türkiye’de, CHP’nin Kemalist tek parti döneminde görülmüştür.

Sonuç olarak laiklik özgürlük karşıtı bir ilke olarak doğmuş ve gelişmiştir. Laiklik ile din-vicdan özgürlüğünün bir arada olması mümkün değildir.

Dolayısıyla “laiklik mi özgürlük mü” sorusuna verilecek cevap aşikârdır: Tabii ki özgürlük!

***

Devrim sonrası süreçte Fransa, laiklik anlayışını ve tatbikatını zaman içinde revize etti… Saldırgan ve militan laiklik anlayışından uzaklaştı… Din ve vicdan özgürlüğünü öne çıkardı…

Hatta son zamanlarda Fransa’daki merkez sağ parti, “pozitif laiklik” adı altında, laiklikten tamamen uzaklaşmıştır… Sol partiler ise din özgürlüğünü öne çıkarmıştır…

Türkiye’de de Fransız tipi laiklik 1946’dan itibaren tedricen kaldırılmıştır… 1950’den sonra ise laiklik büsbütün terkedilmiştir…

1950’de başbakan olan Menderes “Türkiye Müslümandır, Müslüman kalacak!” diye haykırmıştı… Bu haykırış laikliğin ölüm fermanı oldu… Laiklik öldü ama bir kavram olarak anayasalarda baki kaldı…

***

82 Anayasası bağlamında söyleyecek olursak: Din eğitimini zorunlu kılan, dini bayramları tatil günü kabul eden, Diyanet İşleri Başkanlığını devletin içine katan bir devletin laik olduğundan bahsedilemez…

Peki, o zaman anayasanın başında yazan laiklik neyin nesidir?

Tek parti devrinde, 1937 yılında, CHP’nin kendine özel ilkeleri, yani 6 oku, bir bütün halinde Anayasaya konuldu. Bu 6 oktan biri de laiklikti. Yani bir partinin özel ilkesi, sadece o parti mensuplarını ilgilendiren bir ilke, tüm ülkenin uyması gereken bir ilkeye dönüştürüldü…

 Daha sonra, 61 Anayasasında CHP’nin beş ilkesi anayasadan çıkarıldı ama laikliğe dokunulmadı. Laiklik bir tabu olarak baki kaldı… M. Kemal devrinde konulduğu için kimse onu oradan kaldırmaya cesaret edemiyor…

Tabulaşmış bu laiklik kavramının ne anayasada ne de yasalarda tarifi yapılmadı… Normal zamanlarda, kullanılmayan bir kavram olarak kaldı…

Ancak bu kavram darbe dönemlerinde aktifleştirildi. Hiçbir yerde tanımı olmayan bu laiklik kavramı, yorum yoluyla Ali kesen baş kıran bir araca dönüştürüldü: Dini kurumlar, dini yayınlar ve dindar insanlar baskı altına alındı… Partiler kapatıldı…

***

Yani mevcut durumuyla laiklik, istendiği zaman, özgürlük karşıtı bir araca dönüştürülebiliyor…

O halde böylesine tehlikeli bir kavram büsbütün anayasadan çıkarılmalıdır…

CHP’ye ait özel bir ilke bütün ülkeyi bağlayıcı bir anayasal güce kavuşturulamaz. CHP iktidara gelirse (hamsi kavağa çıkarsa) laikliği sonuna kadar uygulasın.

CHP iktidarda değil ama ilkesi iktidarda; ilkesi anayasada… Böyle bir demokrasi olamaz…

***

Sonuç itibariyle laiklik evrensel ve genel bir değer değildir. Özel bir kavramdır. Laiklik Fransa’da Jakobenlerin Türkiye’de ise Kemalistlerin (CHP) ilkesidir…

Laiklik bir de terör örgütlerinin benimsediği bir kavramdır. Hdpkk’lı Aysel Tuğluk, laiklik tartışmasında, yoldaşı CHP’yi yalnız bırakmayarak topa girdi. Ve şöyle buyurdu:

PKK laikliğin güvencesidir… Bölgede tarikatlar, radikal dinci gruplar oluşmamışsa, PKK ve Öcalan sayesindedir.” (1)

Âlâ: Bundan gerû laikliğin bileğini kimse bükemez. CHP ve PKK gibi iki koruyucusu olduktan sonra laiklik değiştirilemez ve tartışılamaz bir ilke olarak anayasadaki mutena yerini koruyacaktır…

***

Laikliğin evrensel bir değer olmadığını ben söylüyorum ama bir kısım erbab-ı fesat “sen zaten laiklik düşmanısın, bunu söylemen doğal, bu sana ait bir görüş” diyebilir…

O halde onlara kendileri gibi laik ve kendileri gibi Kemalist bir isimden delil getireyim. İlber Ortaylı gibi “her şeyi bilen hoca”nın sözlerine itibar ederler herhalde.

Ortaylı 2006 yılında, Galatasaray Hukuk Fakültesi öğretim üyesi ve Topkapı Sarayı Müdürü iken yaptığı bir konuşmada şunları söyledi:

Din ve devletin ayrılması Yahudilik ve Müslümanlıkta imkânsızdır. Çünkü her iki dinde de din, insanların 24 saatini ayarlar. Sadece devletle olan ilişkilerini değil, özel hayatlarını, nasıl yiyip içeceklerini, karı-koca arasındaki ilişkileri ve devletle olan ilişkiyi ayarlar. Devlet ile din iç içe geçmiştir.”

“Devlet ve devletin aygıtı olan bürokrasi ve ordu, insan hayatının toplum hayatının vazgeçilmez iki unsurudur. Dini görevimizi yerine getirmek için de bu ikisinin ayakta olması, kuvvetli olması şarttır.”

“Dolayısıyla ‘Din tamamen devletin dışına çıkmalıdır’ gibi çok demokrat ve çok progresif görünen görüşlerin, aslında böyle bir toplum için en büyük tehlike ve destrüksüyonun (yıkımın), hatta kaosun başlangıcı olacağına hiç şüphe yoktur.”

Notlar:

(1)www.kanalahaber.com/haber/siyaset/tugluk-pkk-laikligin-guvencesidir-298181/

(2)www.hurriyet.com.tr/din-ve-devletin-ayrilmasi-imkansiz-5230763

***
https://twitter.com/CemalFedayi

https://www.facebook.com/cemal.fedayi

***

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Yunus sunbul
Fedai hocam eline yüreğine sağlık...
29 Nisan 2016 13:22