YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kim Yaptı: “Devlet” mi, “Kendileri” mi?
12 Ekim 2015 17:49

Resmi rakamlara göre 97 kişinin öldüğü Ankara patlaması, Türkiye siyaset tarihinde, nitelik açısından olmasa da nicelik açısından son derece sarsıcı bir hadise olarak tarihe geçti…

Hadiseyle ilgili iki uç tepki dikkati çekiyor:

HDP’yi terör örgütünün siyasi uzantısı olarak gören bir kesime göre bu patlamayı “kendileri”, yani toplantıyı organize eden HDP’liler yaptı. Amaçları, bir mağduriyet psikolojisi yaratıp barajı aşmak.. Tıpkı 7 Haziran seçimleri öncesinde olduğu gibi…

HDP’lilere göre ise bu patlamayı “devlet” yaptı. Devlet, HDP’yi baraj altında bırakmak için, HDP tabanına gözdağı vermek için yaptı…

***

Hangisi doğru? Genellikle hakikat ortalarda bir yerdedir. Bu tür uç yorumlar genellikle ilk anda ve duygusal bir atmosferde yapılır…

Devlet yapmıştır diyen Selahattin Demirtaş, elinde hiçbir delil olmadan, tamamen duygusal sâiklerle bunu söylüyor…

“Kendileri yapmıştır” diyenler de ellerinde ciddi bir delil olmadan konuşuyor…

İkisi de uç yorum. Hakikati bulmak için ortalara bakmak lazım. Ortaya baktığımızda kuvvetli şüpheli olarak DEAŞ’ı (ışid) görüyoruz.

Şu anda DEAŞ Suriye’de, PKK (pyd) ile savaş halinde. Oradaki savaş farklı suretlerde Türkiye topraklarında da devam ediyor.

DEAŞ bu eylemi ile hem PKK’ya zarar vermiş oluyor; hem de Suruç hadisesinden beri DEAŞ’a yönelik yoğun operasyonlar düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti’ne zarar vermiş oluyor. Bir taşla iki kuş vurmuş oluyor…

Resmi açıklamaya göre DEAŞ, PKK ve DHKP-C şüpheli örgütler olarak inceleniyor. Ancak son açıklamalara bakıldığında, şüphelerin DEAŞ üzerinde yoğunlaştığı görülüyor…

Suruç saldırısına çok benzediği için Ankara saldırısını da DEAŞ’ın yaptığı kuvvetle muhtemel…

****

Peki, “kendileri yapmıştır” diyenler, neden böyle diyorlar… Ellerinde kuvvetli bir delil yok…

Onlara sorulduğunda 5 Haziran Diyarbakır patlamasının siyasi sonuçlarını ileri sürüyorlar.

Onların analizine göre, 5 Haziran’a kadar HDP bıçak sırtındaydı. Barajı geçip geçmeyeceği kesin değildi. Ancak patlamanın yarattığı mağduriyet psikolojisinden sonra HDP rahatlıkla barajı aştı.

Bu analizde haklılık payı yok değil. Ancak 5 Haziran patlamasını PKK’nın yaptığını dair, kriminal anlamda, kesin bir delil yok.

Bununla birlikte bu patlamayı, PKK’yı da yöneten, evirip çeviren, bir üst aklın yaptığı düşünülebilir.

Yani aynı anda hem DEAŞ’ı, hem PKK’yı manipüle edebilen bir üst güç bu patlamayı yaptırmış olabilir.

Bu üst güç, tetikçi olarak bir DEAŞ mensubunu kullanmış olabilir; ancak bu eylem son tahlilde PKK’nın (HDP’nin) işine yaramıştır; kolaylıkla barajı aşmıştır…

Sonuç olarak “kendileri yapmıştır” tezi ciddiye alınmalı, üzerine gidilmelidir. En yukarıdaki esas üst gücün deşifre edilmesi gerekiyor…

Bir DEAŞ tetikçisini kullanarak HDP’yi yeniden baraj üstüne çıkarmak isteyen üst akıl ortaya çıkarılmalıdır.

***

Ankara saldırısını “devlet yapmıştır” diyenlerin de ellerinde bir delil yok. Zaten yaptığı hatayı anlayan Demirtaş bir daha böyle bir ifade kullanmadı.

Vakti zamanında, özellikle 90’lı yıllarda, devletin içinde yuvalanmış bir takım çetelerin faili meçhul cinayetler yaptıkları doğrudur. Bu tür eylemler bölge insanı tarafından “devletin yaptığı eylemler” olarak algılanıyordu…

Ancak Ak Parti döneminde, devletin içindeki bu tür yapılanmalar tasfiye edildi. Şu anda devletin içinde bu tür yapılanmalar kalmamış durumda.

Bununla birlikte şu da bir gerçek: Devletin içindeki çeteler temizlendi ama bunların yerini FETÖ mensupları doldurdu…

Devletin içindeki FETÖ henüz tamamen temizlenebilmiş değil. FETÖ mensupları hala hem emniyette hem istihbaratta etkili durumdalar.

“Devlet yapmıştır” diyenler, eğer ellerinde delil/belge varsa hemen ilgili makamlara teslim etmelidirler. Belki de FETÖ’nün bu işte bir parmağı bulunabilir. Bu noktanın aydınlatılması gerekiyor…

Şunu düşünebiliriz: Son bir yıl içinde FETÖ ve PKK ortak hareket ediyor. Her iki örgütü de üst perdeden yöneten derin odakların varlığı malum.

ABD-İngiliz üst aklının yönettiği bu derin odak, son saldırıyı FETÖ ve PKK’dan lojistik destek alarak, DEAŞ kılıklı bir tetikçi eliyle yaptırmış olabilir…

Sonuç olarak şunu diyorum: Devlet cinayet işlemez, devlet bomba patlatmaz. Ancak devletin içindeki bir takım unsurlar cinayet işleyebilir, yolsuzluk yapabilir, dış güçlere maşalık yapabilir…

Bunu aydınlatmak devlete düşer. Cesedi sürüklenen terörist meselesinde devlet iddiaların üzerine gitti, konuyu araştırdı. Bu işi yapanların paralel yapıya mensup olduklarına dair iddiaları ciddiye alarak iki polisin görevine son verdi.

***

Ankara saldırısını kimin yaptığı konusu, son tahlilde, polisiye bir konudur. Er geç bu konu aydınlatılacak.

Toplum açısından önemli olan terörün hedefine varmasına mani olmaktır. Toplum olarak üzerimize düşen terörün amacını boşa çıkartmaktır.

Terör kelimesinin dilimizdeki karşılığı tedhiştir. Tedhişin amacı toplumu dehşete düşürmek, korkutmak ve toplumu oluşturan kesimleri birbirine düşürmektir.

Bu olay sonrasında eğer toplum olarak birbirimize düşersek veya korkup sinersek, tam da terörün ekmeğine yağ sürmüş oluruz.

Bu son saldırın toplumsal hedefi açıktır: Türk-Kürt ve Alevi-Sünni kavgası çıkarmak, farklı kesimleri çatıştırmak…

Ankara saldırısında ölenlerin kimliğine bakıldığında Kürt ve Alevi kökenli vatandaşların fazlalığı dikkati çekiyor. PKK’nın şehit ettiği kesimlerin kimliğine bakıldığında da Sünni ve Türk kökenli vatandaşların fazlalığı dikkat çekiyor.

Dolayısıyla terörün amacı çok net: Türk-Kürt kavgası çıkartmak; Alevi-Sünni çatışması yaratmak…

PKK, “Kürtlerin hakkını savunuyoruz” görüntüsü altında, Türk-Kürt kavgası çıkarmak için uğraşıyor.

DHKP-C ise, “Alevilerin hakkını savunuyoruz” görüntüsü altında, Alevi-Sünni kavgası çıkarmak için didiniyor.

DEAŞ ise hem nalına hem mıhına vuruyor: Bir taraftan Alevi-Sünni ve Türk-Kürt kavgası yaratmak istiyor. Bir taraftan da Sünnileri kendi içinde bölmek istiyor. Kendilerine itaat edenleri “gerçek Müslümanlar”, kendilerinden olmayanları ise “kafirler” olarak yaftalıyor…

***

Hasılı, Türkiye şedid bir savaşın içinde. DEAŞ, PKK ve DHKP-C bu savaşın sadece piyonları, tetikçileri…

Esas savaş, bunların arkasındaki büyük devletlerle yürütülüyor… Bunlar kimlerdir: Rusya, İran, ABD, İngiltere, İsrail, Almanya…

Son saldırıyı DEAŞ yapmış olsa bile, arkasındaki güce bakmak lazım. En başa kadar, kaynağına analiz yapıldığında DEAŞ’ın kuruluşunda ABD ve İngiltere’yi görüyoruz…

ABD şu anda PKK (pyd) ile ortak hareket ediyor ama bu, tamamen DEAŞ’la ilişkisini kesti, anlamına gelmiyor. Büyük devletlerin özelliğidir; aynı anda birkaç değişik tetikçiyle çalışırlar…

Bu saldırıyı yaptıranlar, Türkiye’nin bölgede etkin aktör olmasından rahatsız olanlardır. Bunların da kim oldukları malum…

***

Türkiye şedid bir savaşın içinde dedik. Böylesi bir savaş ortamında topluma düşen, birlik ve beraberliğini sürdürmektir.

Bütün Kürtleri PKK’lı gibi gösterip Türk-Kürt kavgası çıkarmak isteyen odakların olduğu malumdur. Toplum bunlara prim vermemelidir.

Bütün Alevileri DHKP-C sempatizanı gibi gösterip Alevi-Sünni kavgası çıkarmak isteyenlerin varlığı da malumdur. Topluma düşen, bu tür propagandalara prim vermemektir…

Aleviler de Kürtler de bu ülkenin eşit vatandaşlarıdır. Anayasal vatandaşlık anlamında herkes eşittir ve herkes saygındır; hiç kimsenin hiç kimseye üstünlüğü yoktur.

Mahkeme önünde suçluluğu kanıtlananlar dışındaki bütün vatandaşlar masumdur, saygıdeğerdir…

Anayasal vatandaşlık dışında, bundan da güçlü bir ortak paydamız daha var: Bu ülkenin %99’u Müslümandır…

Siyasi alanda anayasal vatandaşlık, dini alanda ise Müslümanlık bu ülkenin çimentosudur.

Bu ortak paydalara sahip çıkılarsa, şer odaklarının fitne planları boşa çıkacaktır…

***

Son olarak saldırıya maruz kalan “Barış Mitingi”ni organize eden “STK”lar üzerinde durmak istiyorum.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, mitingi organize eden gruplar olarak öne çıkıyorlar; HDP ise parti olarak destek veriyor bu mitinge…

Bu dört grubun daha önceki etkinliklerine bakıldığında tarafsız ve toplum yararına çalışan dernekler oldukları konusunda toplumda ciddi şüpheler bulunuyor…

Yine toplumda şöyle bir algı var: Bunlar barış diyor ama mitingde hiç Türk bayrağı göremedik, barış isteniyorsa ortak bayrak olmalı değil miydi?

DİSK’in cemaziyelevveline baktığımızda da pek parlak bir geçmiş görmüyoruz. DİSK’in 12 Eylül öncesi, sağ-sol çatışması çıkarmak konusundaki rolünü iyi hatırlıyoruz…

1 Mayıs 1977 katliamına neden olan mitingi de DİSK düzenlemişti… KESK, DİSK’in kamu personeli içindeki uzantısıdır…

TTB ve TMMOB’nin neden bu tür aşırı örgütlerle birlikte hareket ettiği anlaşılır şey değil. Solculuk ortak paydasından hareket ettikleri malum ancak bu gibi nazik bir dönemde mühendislerin ve tabiplerin daha dikkatli olması gerekmiyor mu?

TMMOB tüm mühendis ve mimarları temsil etmiyor; çok küçük bir azınlığı temsil ediyor. TTB de tüm tabipleri temsil etmiyor.

Fakat maalesef bu derneklerin yönetimi aşırı sol bir grubun eline geçmiş bir durumda. Oligarşik bir yapı, yıllardır bu iki derneği demokrasi dışı yöntemlerle yönetiyor…

Sol paydaşlıktan yola çıkan bu örgütler HDP’yi destekliyorlar. Bu destek toplum algısında “bu örgütler PKK’yı destekliyorlar” şeklindedir…

Son olaylar bağlamında, halkta, bu tür derneklerin organize ettiği etkinliklerden uzak durma şeklinde bir eğilim görülmektedir…

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.