YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Haşhaşîler, Haricîler ve Haçlılar
09 Ocak 2016 07:16

 

Eski tarihlerden günümüze kadar Ortadoğu’yu karıştıran üç unsur var:

Haşhaşiler, hariciler ve haçlılar… Ben bunlara “3 Ha” diyorum…

Bu üç ismi, özel isim olarak düşünmemek gerekir.

Bunları genel isim veya cins isim olarak düşünmek gerekiyor… Bunlar birer sembolik isimdir…

Tarih boyunca suretleri değişse de bu üç aktör Ortadoğu’yu karıştırmaktan geri durmamış.

Adları değişmiş olsa da, günümüzde Ortadoğu’yu karıştıran gene bu üç fitne ocağıdır.

***

Haşhaşiliğin kurucusu Hasan Sabbah isimli bir teröristtir. Şiiliğin aşırı kollarından İsmaili koluna mensuptur. Haşhaşiler batınîdir: Kur’anı kafalarına göre yorumlarlar. Kur’dan gizli bilgiler olduğunu, onları da sadece kendilerinin bildiklerini iddia ederler… Birçok sapık inançları vardır. İslam’ın dışında kabul edilirler…

Haşhaşiler Hasan Sabbah’tan itibaren İran’ın kuzeyinden Mısır’a kadar bütün bir Ortadoğu coğrafyasında terör estirdiler. (Sünni) Müslümanlara saldırdılar. Hiçbir zaman kâfirlerle savaşmadılar. Müslümanları arkadan vurmak için Haçlılarla işbirliği içine girdiler…

Günümüzde Ortadoğu’da Haşhaşiliği temsil eden, İran (ve onun silahlı örgütü Hizbullah’tır). İran da Ortadoğu’yu fitne ateşiyle yakıyor. Mezhepçilik yapıyor. Kâfirlerle değil Müslümanlarla savaşıyor. Haşhaşiler gibi Müslümanlara karşı kâfirlerle (Rusya’yla) işbirliği yapıyor…

***

Haşhaşiler, sapkın çizginin bir ucunda, Hariciler ise öteki ucundadır. Her ikisi de marjinaldır, aşırıdır ve İslam dışındadır…

Haşhaşiler aşırı yorumcudur ve batınidir; Hariciler ise yüzeyseldir ve basittir. N. Fazıl’ın ham yobaz, kaba softa dediği türden bir akımdır…

Haşhaşiler türbelere aşırı önem verir, özellikle Şii imamların türbelerini, Kabe gibi kutsal görürler. Hariciler ise türbe ziyaretini küfür kabul edip, türbeleri yıkarlar…

Haşhaşiler okumuş yazmışlardır, ağızları laf yapar. Mektep-medrese görmüşlerdir. Genellikle şehirlerde yaşarlar…

Haricilerin okuma yazmaları pek zayıftır. Mektep-medrese görmemişlerdir. Genellikle badiyede, çöllerde yaşarlar. Bunlara bedeviler demek de mümkündür…

Haşhaşiler sadece kendilerinden olanı Müslüman sayarlar. Kendilerine tabi olmayan, kâfirdir ve katli vaciptir. Hariciler de kendilerinden olmayanı kafir sayarlar. Tekfir işinde Haşhaşileri bile geride bırakırlar

Hariciler de, Haşhaşiler gibi, kâfirlerle değil de Müslümanlarla savaşırlar…

***

Haşhaşiler tarih içinde, şu veya bu şekilde, sürekli var olmuşlardır. Haşhaşiliğin bir kolu İran’da kalmıştır. Bir kolu Hindistan’a uzanmıştır. (Ağa Han olarak devam eder…) Bir kolu Mısır tarikiyle, kuzey Afrika’da devam etmektedir…

Haricilik ise tarihte süreklilik göstermemiş. Bazen satıh üstüne çıkmış, bazen satıh altında kalmış. Hz. Osman’ı ve Hz. Ali’yi öldüren bunlardır… Daha sonra uzun yıllar boyunca Arabistan çöllerinde eşkıyalık yapan bunlardır…

Hariciliğin günümüzdeki temsilcisi DEAŞ ve benzeri örgütlerdir. Bunlar kendileri dışındakileri kâfir sayarlar. Başta Şiiler olmak üzere tüm Müslümanlara saldırırlar… Kur’an ayetlerine kaba ve basit bir anlam verirler. Kendi meallerini kabul etmeyenleri öldürürler…

***

Ortadoğu’nun üçüncü fitne ocağı Haçlılar’dır. Haçlılar bölgenin davetsiz misafirleridir. Sözde kutsal yerleri ele geçirmek için bölgeye gelmişlerdir. Fakat tam bir çekirge sürüsü gibi Ortadoğu’yu yakıp yıkıp gitmişlerdir…

Fakat gitmeleri sürekli olmamış, ilk fırsatta yeniden dönmüşlerdir… Haçlılar en son İngilizler suretinde bölgeye geldiler. Bölgeyi cetvelle bölüp gittiler. Bir de daimi fitne ocağı kurup gittiler: İsrail…

100 yıl sonra bölgeye bu defa Rus haçlıları geldi. Tarihte olduğu gibi günümüzde de Haçlılar Haşhaşiler ile, yani İranlılar ile işbirliği içinde, bölgeyi yakıp yıkıyorlar…

***

Sonuç olarak günümüzde Ortadoğu çok karışık bir görüntü sergiliyor ancak bu karışıklık bizleri yanıltmasın. Tarih boyunca bölgede üç aktör vardı, günümüzde de yine üç aktör var. Gerisi teferruat…

Zıtlık ve çatışma, Sünnilik ile Şiilik arasında değil; zıtlık Haricilik ile Haşhaşilik arasında. Yani İran ile DEAŞ arasında.

Bu iki düşman kardeşe Haçlıları da ekleyince ortaya bir Bermuda Şeytan Üçgeni çıkıyor. Üçgenin tabanında İran ve DEAŞ var. Tavanında ise Rusya var.

Bu üç aktörün tarih boyunca sürekli adı değişmiştir ancak rolü değişmemiştir: fitne, fesat, yakmak, yıkmak…

Bu üç aktör tarih boyunca belli dönemlerde öne çıkmıştır ancak kalıcı olamamıştır. Bazen bir Yavuz gelmiş ve üçünü de söküp atmıştır… Bazen bir Selahaddin gelmiş ve üçünün de kökünü kazımıştır…

Pek yakın bir zamanda yine bir Yavuz gelecek ve Ortadoğu’yu yeniden sükûnete kavuşturacaktır…

Geçen ay “teröre karşı işbirliği” adı altında İslam ülkeleri birleştiler. Bu işbirliği örgütü pek yakın zamanda bir orduya dönüşecek ve bölgede barışı tesis edecek… Zaten gittikçe eriyen üç fitne aktörüne son darbeyi vuracak…

***

Üç fitne ocağı zaten kendi içinde sönmek üzeredir:

1. Rusya sosyal ve ekonomik olarak bitme noktasındadır… Eriyen bir toplumu ve (düşen petrol fiyatlarına paralel olarak) çöken bir ekonomisi var…

2. İran da içten içe çöküyor… Başta Azeriler olmak üzere İran toplumu başlarındaki Haşhaşilerden ziyadesiyle şikâyetçi. Pek yakında bir Fars Baharı patlarsa şaşmamak lazım…

İran’ın ekonomisi de, düşen petrol fiyatlarına paralel olarak çöküş trendine girmiştir. İran halkı bölgenin en yoksul halkı durumuna düşmüştür. Yakında kitleler isyan ederse sürpriz olmaz...

3. DEAŞ son iki yıldaki ilerleyişinin sonuna gelmiş ve gerileme sürecine girmiştir. Önce Kobaniden ve Şengal’den atılan DEAŞ Rakka ve Musul’a sıkışmış durumda. Yakında Musul’a yönelik, Türkiye’nin de dâhil olduğu bir saldırı başlayacak…

DEAŞ’ın bölgedeki ömrü 2-3 yıl sonra biter… Rusya ve İran ise, kısa vadede, kabuklarına çekilirler… Uzun vadede çökerler…

***

Son olarak kısaca Suudi Arabistan’dan söz etmek gerekiyor. S. Arabistan ilk başlarda Harici çizgiye yakın duruyor ve alttan alta DEAŞ’ı destekliyordu…

Ancak, bir yıl önce Arabistan’da Kral değişimi oldu. Kral Abdullah’ın yerine Selman geçti. Yeni Kral DEAŞ’ı desteklemekten vaz geçti. Batıdan uzaklaştı ve Türkiye ile beraber hareket etmeye başladı…

Yeni kurulan İslam Birliği’nde de S. Arabistan ön planda rol oynuyor…

Bütün bu değişimden sonra, (kurulduğu günden beri Suudi Arabistan’ı destekleyen), başta ABD olmak üzere bütün Batı ülkeleri, Suudi Arabistan’ı dışlamaya başladılar.

Şu anda, başta ABD olmak üzere bütün Batı, S. Arabistan’ı desteklemekten vazgeçti. Suudi Arabistan ile İran arasındaki son kutuplaşmada Batı, İran’ı destekliyor… Sadece bu ittifak bile her şeyi anlatıyor.

Rusya’dan sonra ABD de İran’ın yanında. Küfrün iki kutbu, İran paydasında birleşti. Hiç şaşırmadım. Çünkü tarihte de böyle olmuştu. Tarih boyunca Haçlılar hep İran’la işbirliği yapıp Müslümanları ezmek istediler…

Son kutuplaşmada dikkat ettiyseniz, İran sadece Suudi Arabistan’ı suçlamıyor. Türkiye’yi de suçluyor

İran’la nihai kapışma yakındır. Zafer, Türkiye öncülüğündeki İslam Birliği’nin olacak…  Sadece İran değil, DEAŞ ve Rusya da bölgeden kovulacak… Ortadoğu “3 Ha”dan kurtulacak…

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
YORUM
 // Ersan TUNA
İnşallah hocam temennimiz biran önce orta doğunun şu bataklıktan kurtulması ve zulüm gören müslümanların artık hidayete ermesidir....
12 Ocak 2016 Salı 16:28