YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
FETÖ Kimi Başbakan Yapacaktı?
17 Aralık 2015 11:19

 

Bugün 17 Aralık darbe teşebbüsünün sene-i devriyyesi…

Başarıyla püskürtülmüş bu kalkışmanın üzerinden tam iki sene geçti.

Bu darbe teşebbüsü, klasik darbelere benzemiyordu. Çünkü klasik darbeler ordu marifetiyle yapılırdı.

İlk defa bir darbe girişimi “suret-i haktan” gözükerek, emniyet ve yargı eliyle gerçekleştirilmek istendi.

Asayişi temin etmesi gereken emniyet, asayişi berhava etmek için, adalet dağıtması gereken yargı da seçilmiş hükümeti devirmek üzere harekete geçmişti.

***

Aslında bu darbe teşebbüsünün amacı topyekûn hükümeti düşürmek değildi.

Darbenin esas hedefi doğrudan doğruya başbakandı; Tayyip Erdoğan’dı…

Çünkü yola gelmeyen, nasihat dinlemeyen, çete reisinin vaazlarına aldırmayan bir tek o kalmıştı…

Onu devirirlerse nihai amaçlarına ulaşacaklardı. Devletle aralarında bir tek Erdoğan kalmıştı

İlk saldırıyı 7 Şubat 2012’de MİT üzerinden gerçekleştirdiler. İki aşamada amaçlarına ulaşmak istemişlerdi: önce MİT başkanını tutuklayacaklardı. Ardından da MİT başbakana bağlı bir kuruluş olduğu için Erdoğan’ı tutuklayacaklardı

Üstelik bu alçaklığı, Başbakan ameliyat masasında yatarken yapacaklardı. O ayaktayken bunu yapamayacaklarını biliyorlardı.

Başbakan hastane ortamında, yatağından fırlayarak gelişmelere müdahale etti. Fidan’ı teslim etmeyerek bu saldırıyı başarıyla püskürttü… Ancak FETÖ’cülerin vazgeçmeye niyetleri yoktu…

***

Darbeciler ikinci kez Gezi olaylarıyla, sokağı seferber ederek saldırdılar. (Gezi olaylarında fitili ateşleyen bir FETÖ’cü polistir… Gece yarısı, protestocuların çadırlarını yaktı ve esas olaylar ondan sonra başladı…)

FETÖ, Gezi olaylarını da Erdoğan yokken yürütmek istedi. Olaylar Erdoğan yurt dışı gezisi için ülkeyi terkederken başladı… Ülkeyi sahipsiz bulup habis emellerine ulaşmak istediler.

Fakat Erdoğan dışarıdan yağdırdığı talimatlarla, Başbakan Vekili Arınç’ın pazarlıkçı tutumunu boşa çıkararak, bu saldırıyı da püskürtmesini bildi.

Fakat FETÖ pes etmek niyetinde değildi. Bu defa sahaya emniyet ve yargıdaki adamlarını sürdü.

****

17 Aralık ve 25 Aralık tarihlerinde peş peşe saldırıya geçen FETÖ’cü savcılar bu defa da emellerine ulaşamadılar.

Hükümetten ve meclisten birkaç kiremit düşürmeyi başarsalar da nihai amaçlarına ulaşamadılar.

Erdoğan, yargı ve emniyet bürokrasisini anında değiştirerek FETÖ’yü boşa düşürdü.

17/25’in amacı, Bilal Erdoğan’dan ve dolaylı yollardan ilerleyerek  “terör örgütü lideri” suçlamasıyla Erdoğan’ı tutuklamaktı.

Yani FETÖ, klasik darbelerde olduğu gibi, topyekûn hükümeti devirmek ve topyekûn meclisi kapatmak istemiyordu. FETÖ’nün amacı, Erdoğan’ı devirerek, hükümetin ve Ak Parti’nin başına kendi adamlarını geçirmekti.

***

Peki, başarılı olsalardı bu makamlara kimleri geçireceklerdi.

O dönemin Başbakan Vekili’ne bakmak lazım. Başbakan Erdoğan’dan sonra iki numaralı koltukta Bülent Arınç oturuyordu. Başbakan yurtdışına çıktığında Başbakan Vekili oluyordu.

(Nitekim Erdoğan yurtdışındayken, Gezici eşkıyalarla pazarlık masasına oturmuştu. Onları Başbakan Vekili olarak kabul etmişti…)

Dönemin Ak Parti genel başkan vekili ve Ak Parti’nin sözcüsü de Hüseyin Çelik’ti.

Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik, malum cemaate yakın iki siyasetçidir. İkisinin de adı, cemaatçi İlhan İşbilen bağlamında, FETÖ iddianamesinde geçmektedir.

Arınç’ın kendisi doğrudan cemaat mensubu değildir ancak eşi, kızı ve damadı doğrudan cemaat mensubudur.

Hüseyin Çelik’in de eskiden beri cemaatle yakın ilişki içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Çelik 17/25 olayından sonra da bu çevrelere yakın durmaktan çekinmemiştir…

***

Eğer darbe teşebbüsü amacına ulaşsaydı hükümetin başkanı tutuklandığı için Başbakanlığa vekâleten Bülent Arınç atanacaktı.

Yine Ak Parti genel başkanı tutuklandığı için genel başkanlığa vekâleten Hüseyin Çelik getirilecekti.

Cemaat açısından bu dönem (Aralık 2013-Ağustos 2014), geçici bir dönem olacaktı. Geçiş döneminden sonra FETÖ yeniden genel başkanlık ve başbakanlığı birleştirecekti…

Genel Başkanlık ve Başbakanlık koltuğuna, Ağustos 2014’te görev süresi dolacak olan Abdullah Gül’ü getirilecekti. Ancak Gül de FETÖ’nün nihai amacı değildir. Gül’ü, Fehmi Koru gibi kullanıp atacaklardı. Kendi adamları yetiştikten sonra onu başbakan yapacaklardı.

Hatırlayalım: Cemaat Zaman gazetesini ele geçirdikten sonra, kendi adamları henüz yetişmediği için, geçici olarak genel yayın yönetmenliğine Fehmi koruyu getirdiler. Kendi has adamları olan Ekrem Dumanlı, Amerika’daki eğitimini tamamlayıp yurdu döner dönmez onu genel yayın yönetmeni yaptılar. Koru’yu da kapı dışarı ettiler.

Aynısını Abdullah Gül’e de yapacaklardı. Çünkü FETÖ, doğrudan kendisine biat etmeyen hiç kimseye güvenmez. Gül, Arınç ve Çelik gibi mülayim tabiatlı insanları sonuna kadar kullanır ama hiçbir zaman onları kendinden saymaz. İlk fırsatta onları atıp kendi adamlarını devreye sokar.

***

Cemaat neden Gül’ü tercih etti. Çünkü Gül, nazik zamanlarda kararlı bir duruş sergilememişti. Ilımlı kişiliğinin de bir sonucu olarak ortada durmayı tercih etmişti.

Abdullah Gül, Gezi olaylarında da 17/25 Aralık’ta da dik bir duruş sergilemedi. Bütün taraflara gülücükler dağıttı. Hakka da batıla da, sözümona tarafsızlık adına, ılımlı davrandı.

Doğrudan doğruya demokrasiyi ve seçilmiş hükümeti hedef alan eşkıyalık hareketlerine seyirci kaldı. Erdoğan’ı yalnız bıraktı

Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik de bu tür olaylarda dik duruş sergilemediler. Tam tersine ılımlı mesajlarla darbecileri cesaretlendirdiler.

***

Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik cemaat mensubudur demiyorum. Cemaatin kullanmayı düşündüğü isimlerdir diyorum.

Belki bu üç ismin, cemaatin bu tür niyetlerinden haberleri bile yoktur. Bunların hatası, cemaatin saldırısına karşı dik durmamaktır. Erdoğan’ın yanında olmamaktır.

Erdoğan da bu durumu gördüğü için her üç ismi de siyasetin dışına itti.

Bunun üzerine, 7 Haziran – 1 Kasım arası geçiş döneminde her üç isim de Ak Parti aleyhinde çalışmalar içine girdiler. Kimisi cemaat medyasında kimisi doğan medyasında hükümeti eleştirdiler.

Eğer Ak Parti 1 Kasım’da da başarısız olsaydı, bu üç isim önce Ak Parti içinde liderliği ele geçirmek isteyeceklerdi. Bu olmayınca da, Bahçeli’nin bahsettiği, ünlü beşinci partiyi kuracaklardı.

Ak Parti’den ayrılanlarla yeni bir merkez-sağ parti kuracaklardı. Bu parti ile CHP ve MHP’nin birleşmesinden bir koalisyon üreteceklerdi…

Fakat Cenab-ı Allah’ın hesabı bütün bu hesapları altüst etti. 1 Kasım zaferi bütün darbe girişimlerini hem madden hem manen bitirdi.

***

1 Kasım’dan sonra, Gül, Arınç ve Çelik’in adını anan kadı mı? Hâlbuki 1 Kasım öncesi attıkları tweetler bile cemaat ve doğan medyasında manşet oluyordu. Doğan ve cemaat medyası da onları terketti.

Bu üç isim sadece siyasetin dışına düşmediler; tarihin de dışına düştüler.

Şükür ki, Abdüllatif Şener derekesine düşmediler. Allah bundan aşağı düşürmesin…

 

@CemalFedayi

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Batuhan
Çok güzel bir yazı olmuş hocam elinize sağlık...
19 Ocak 2016 23:08
 // üst akıllılar
Fetö hala vaz mı geçti ? en kritik yerlerde yerleşmiş kabak gibi belli olan paralelci atanmışlar gelecek yaratmak için hala kendilerinden olanları atıyorlar yada paralelci olmayan müslüman evlatlarının ayağını kaydırarak geleceğin paralelcilerinin önlerini açıyorlar. Seçilen hükümet bunları etkisiz hale getirmezse bu yılanlar hep tetikte olacak son seçimde millet en büyük destekle bir kez daha hükümeti seçti. fasık inançlı paralelcileri etkisiz kılma şansı bir daha gelmeyebilir....
20 Aralık 2015 14:02
 // Harbi Erzurumlu
Sayın hocam siz bu kadar güzel ve herkesin anlayacağı bir türde yazmanıza rağmen, anlamak istemeyen ve gerçeğe gözünü.yumana maalesef bir şey ifade etmiyor. Yinede Rabbimizden Niyazî onlara ya Hidayet versin yada kahretsin başkalarının delalete düşmelerine sebeb olmasınlar....
18 Aralık 2015 10:21