YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Erdoğan Cephesinden Davutoğlu Meselesi
10 Mayıs 2016 20:13

Anlaşılıyor ki, Davutoğlu meselesi daha çok konuşulacak. Bu hamur çok su götürecek… Ben de kendi hesabıma, konuşmaya devam edeceğim…

Bir hadisenin künhüne vakıf olabilmek için o hadiseyi farklı cephelerden analiz etmek gerekir.

Geçen yazımda hadiseye Davutoğlu cephesinden bakmıştım. Bu yazımda da hadiseye Erdoğan cephesinden bakıyorum.

Ancak yine de bir neticeye varacağımı sanmıyorum. Çünkü bu konudaki hakikati bir tek Erdoğan biliyor; o da konuşmuyor.

O konuşuncaya kadar hakikatin tamamını bilemeyeceğiz… Dışarıya sızdığı kadarını bileceğiz.

***

Arapların bir darb-ı meseli var: El ma’na fi batnı-ş-şair. Yani mana şairin karnındadır; şiirin gerçek anlamı şairin içinde gizlidir.

Dışarıdan bakanlar sadece yorum yaparlar; benzetirler… Şiirin gerçek anlamını sadece şair bilir… Bu durum, özellikle kalitesi yüksek şiirler için söz konusudur.

Davutoğlu meselesi de yüksek düzeyli bir meseledir. Bu derecede mühim bir olayın hakikatini sadece bu olayın faili bilebilir.

Davutoğlu meselesinin nihai faili Erdoğan’dır. Erdoğan konuşuncaya kadar, hakikati apaçık anlatıncaya kadar, biz yazarlar sadece zahire göre konuşacağız, yazacağız…

Erdoğan niye her şeyi açıklamıyor? Çünkü her doğru her yerde ve her zaman söylenmez. Bu meselede, vakt-i merhûnu, yani Erdoğan’ın konuşacağı vakti beklemekten başka çaremiz yok…

***

Yine eskiler der ki, hakkın hatırı âlîdir! Yani her şeyden önce gözetilmesi gereken haktır, hakikattir.

Önemli olan kişiler ve olaylar değil; onların ötesindeki mücerret hakikattir… Hakikati ortaya çıkarmak için girişilen faaliyete tahkikat denir. Ben de Davutoğlu meselesinde tahkikata devam ediyorum…

Edindiğim son bilgiler ışığında meselenin kaynağında iki kesimi görüyorum: Bürokratlar ve danışmanlar

Öncelikle şunu söyleyeyim ki, yönetilmesi en zor taife bürokrasidir. Siz bürokrasiyi yönetemezseniz bürokrasi sizi yönetir…

Bürokrasiyi yönetme görevi siyasetçinindir. Siyasetçi bürokrasiyi yönetecek bilgi, beceri ve dirayetten mahrumsa bıçak tersine döner.

Siyasetçinin bu zaafını gören bürokrat siyasetçiyi parmağında oynatır; rezil-kepaze eder… Bürokrasi “Kahpe Bizans” gibidir; her türlü entrikayı içinde barındırır…

Burada Erdoğan’ın “benim en büyük rakibim bürokratik oligarşidir” sözünü yeniden hatırlatmak istiyorum…

***

İmdi: Teoride çok iyi olan Davutoğlu pratik siyaset ve pratik idare konusunda yetersiz ve acemi…

Bu zaafından dolayı pratik idarede bürokratlar tarafından; pratik siyasette de danışmanlar tarafından yönetildi, yönlendirildi ve hatta kullanıldı

Öncelikle yüksek düzeyli bürokrat atamalarında yanlış atamalar yaptı. Tecrübe sahibi samimi kişilerin uyarılarını dikkate almadı; hatta bazı atamalarda Erdoğan’ın tavsiyelerini bile dinlemedi…

İkinci olarak bazı bakanların yakın çalışma arkadaşlarını göreve getirmesine mani oldu. Hâlbuki her bir bakan kendi bürokratını kendisi seçebilmeli…

Davutoğlu’nun imza atmaması yüzünden son zamanlarda yeni bürokrat ataması adeta tamamen durmuş vaziyetteydi.  Bir kilitlenme söz konusuydu. Resmi Gazete’yi yakından takip edenler bu durumu açıkça görürler…

***

Siyasette ise Davutoğlu, hırsı aklından yukarıda olan, başında kavak yelleri esen yeni yetme danışmanlar tarafından yanıltıldı. Yanlış yollara sevkedildi…

Kerameti kendinden menkul danışman taifesi, tabir caizse, Davutoğlu’na mütemadiyen gaz verdi. Bu danışmanlar Ahmet Hoca’nın enaniyetini (egesonu) kabarttıkça kabarttılar.

Bütün başarıların mimarı olarak Davutoğlu’nu gösterdiler…  1 Kasım başarısını külliyen Davutoğlu’nun hanesine yazdılar…

Tabiidir ki, Her fani, her nefis sahibi, övülmekten hoşlanır. Her nefis, baş olmayı sever; en baş olmayı arzu eder. Buna eskiler hubb-i riyâset (baş olma sevdası) derler…

Davutoğlu da nefis sahibi bir fani olarak danışmanlarının abartılı övgülerinden etkilendi ve başına buyruk bir siyaset izlemeye başladı…

Özellikle seçim sürecinde, aday listelerinin ve MKYK’nın oluşturulmasında, Erdoğan’a danışmadan, kendi başına hareket etti… Erdoğan’ı zor durumda bırakan tercihlerde bulundu…

***

Detayını Erdoğan’ın bildiği hatalar birikti ve bir noktada kırılma yaşandı. Bu noktada Erdoğan Davutoğlu’ndan emaneti geri vermesini istedi. O da sadık bir mürit edasıyla emaneti sahibine teslim etti…

Ancak bu teslimden önce, muhtemelen Erdoğan’ın danışmanları tarafından yönlendirilen bir takım karanlık adamlar ortalığa fitne saçtılar. Pelikan dosyası gibi zırvalar ürettiler…

Bir takım nadanlar da MKYK’da Davutoğlu’nu refüze ettiler…

Yani netice itibariyle emanetin sahibi emaneti geri almakta haklıdır ancak bir takım harici unsurlar bu tasarrufa gölge düşürdüler. Erdoğan’ı zor durumda bıraktılar.

***

Aslında sorunun temelinde iki başlılık var ve bu sorunun kesin çözümü başkanlık sistemindedir.

Davutoğlu’nun yerine gelen isimle de, düşük profilli olsa bile, bir süre sonra benzer sorunlar yaşanacaktır. Eşyanın tabiatı bunu intaç eder…

Hatırlatayım: Özal, kendi yerine, profili en düşük kişiyi, Yıldırım Akbulut’u başbakan yapmıştı. Ancak bir süre sonra onunla, Davutoğlu meselesinden daha büyük sorunlar yaşadı…

Yani: Yeni başbakan Binali Yıldırım da olsa, damat da olsa, en nihayetinde çatışma çıkması kaçınılmaz…

Çünkü, bir kına iki kılıç sağmaz. İktidar şerik kabul etmez… Bir iktidar iki koltuğa bölünmez… Bir an önce başkanlığa geçilmeli… İktidar tek, koltuk tek olmalı…

***

Eskiler, zor bir meseleyi enine boyuna tartışır, kendi görüşünü söyler ve en sonunda da şu ifadeyi kullanırlardı: Allahu a’lem bi-s-savab!

Yani: Ben bunları düşünüyorum ama en doğrusunu Allah bilir

***
https://twitter.com/CemalFedayi

https://www.facebook.com/cemal.fedayi

 

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
Allah ulkemizi korusun
 // Seyfettin
Davutogluyla ilgili iddialariniz diger dolmusa binenlerinki gibi...Gerceklerin karinlsrinda oldugunu siz soylediniz,keske akil yurutmeseydiniz......
11 Mayıs 2016 Çarşamba 05:34