YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Anayasa Mahkemesi İntihar Etti!
06 Mart 2016 12:00
 

AYM hakkında yazdığım son yazının başlığı şuydu: AYM İntihar Ediyor!

Çünkü dershane davasında, FETÖ’yü memnun eden bir karar vermişti.

Şimdi de diyorum ki: AYM son kararıyla intihar etti.

Artık AYM’den hiçbir ümidim kalmadı. AYM kötü başladı, kötü bitti.

Sağdan soldan şu tür yorumları duymaya başlıyoruz: “AYM, bir darbe ürünü olarak doğdu başka bir darbeyi desteklerken de öldü…”

Öldüğüne göre bundan sonra kendisinden müteveffa diye bahsedelim; rahmetli değil müteveffa

***

Son olayın özü şudur:

FETÖ güçlü olduğu dönemde tüm önemli gazetecileri takip etmişti. Can Dündar’ı da takip etti ve onu karısını aldatırken yakaladı. Sevgilisiyle birlikteyken kaydetti ve elde ettiği görüntüleri bir şantaj aracı olarak kullandı.

Can Dündar, Cumhuriyet’in genel yayın yönetmeni olunca onu sıkıştırmaya başladı. Türkiye’yi zora sokacak MİT tırları görüntülerini yayınlaması için Dündar’a verdi. O da, eli mahkûm, yayınladı.

***

Tır meselesinin özü de şudur: Türkiye Cumhuriyeti, başta Bayırbucak Türkmenleri olmak üzere Suriye’de zulme uğrayan Müslüman Türklere silah yardımı yapıyor. Resmen savaşa girmediği için bunu gizlice yapıyor.

FETÖ’nün hain elemanları bu tırları yolda durdurup arama yapıyorlar. İnsani yardım adı altında silah sevkiyatı yapıldığını tespit edip bu silahların video kaydını alıyorlar.

Ancak bu kayıtları yayınlatamıyorlar. Hiçbir gazeteci bu görüntüleri yayınlamıyor. Çünkü biliyorlar ki bu açıkça bir casusluk suçudur. Kendi devletini, düşman devletlere jurnallemektir.

Hiçbir gazeteci yayınlamayınca FETÖ bu görüntüleri, şantaj altında eli mahkûm bekleyen Can Dündar’a veriyor. O da bunları yayınlayarak vatanına ihanet ediyor…

Başta Türkiye düşmanları olmak üzere tüm dünyaya diyor ki: Türkiye Cumhuriyeti, insani yardım adı altında silah sevk ediyor; “teröristleri” destekliyor…

***

Bütün dünyada bu yapılanın adı casusluktur; vatana ihanettir. İfade özgürlüğüyle, gazetecilikle alakası yoktur.

Bu ihaneti gören yargı hemen harekete geçerek casusluktan dava açıyor ve bu suçu müştereken işleyen Can Dündar ve Erdem Gül’ü tutukluyor. Bütün üst mahkemeler, tutukluluğa itirazı reddediyorlar. Çünkü bu sıradan bir suç değil; casusluk ve vatana ihanet.

Ancak Anayasa mahkemesinin pek muhterem üyeleri bu açık gerçekliğe gözlerini kapayarak bu iki suçluyu salıverdiler.  Galiba onlar uzayda yaşıyorlar. Ya da fildişi kulede yaşıyorlar. Hiç haber programı izlemiyorlar; hiç siyasi olayları takip etmiyorlar.

Bulutların üstünde, soyut bir âlemde yaşıyorlar; somut dünya ile hiçbir alakaları kalmamış. Soyut bir özgürlük perisinin büyüsüne kapılmış, hayal âleminde yaşıyorlar.

***

AYM bu salıverme kararıyla çok açık hukuk ihlalleri yaptı. Ben onlardan birkaçını sayıyorum:

1. AYM bu kararıyla davayı gören mahkemenin yetki alanına girmiş, davanın esasına dâhil olarak, davanın sonucunu etkileyecek bir karar vermiştir.

2.Gerekçeyi hazırlamadan kararını açıklamıştır. “İstim arkadan gelsin” dercesine… Yani “önce minareyi çalayım, nasıl olsa bir kılıfı hazırlarım” mantığı…(Bu karar şeklen bir iptal kararı olmasa da fiilen ve neticeten bir iptal kararıdır.)

3.Binlerce bireysel başvuru sırada beklerken AYM bu iki suçlunun davasını en öne almış ve en kısa sürede kararını vermiştir. Böylece tarafsızlığını kaybetmiştir. Açıkça taraf tutmuştur. Bekleyen binlerce dava dosyasından birisi de Cumhurbaşkanına ait…

4.İç hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvuruyu kabul etmiştir.

5.Suçun mahiyetini değerlendirmeden karar vermiştir. AYM Dava dosyasını incelemedi; sadece başvurucuların soyut ifadelerine baktı… Dosyayı inceleseydi, casusluğu görecekti…

***

Bu vak’anın bin benzeri ABD’de gerçekleşti.  Julian Assange isimli bir gazeteci birtakım devlet sırlarını açıkladı. Meşhur WikiLeaks belgeleri…

ABD bu durumu casusluk olarak kabul edip Assange’ın peşine düştü. Assange, Ekvador isimli Afrika devletinin Londra’daki büyükelçiliğine sığındı. Şimdi elçilik binasından çıkamıyor. Bir fare gibi orada yaşıyor. Çıktığı anda tutuklanacak…

ABD yetkilileri bu olayı, basın özgürlüğü ve gazetecilik olarak kabul etmedi. Belgeleri sızdıran ordu mensubunu hemen tutukladı. Assange’ın ise peşine düştü ama yakalayamadı…

İmdi: Bizim pek muhterem AYM üyelerimiz hiç dünya olaylarını takip etmiyorlar mı? Bu olaydan haberleri yok mu? Herhalde Türkiye’yi ABD’den daha liberal ve daha özgürlükçü bir ülke yapmak istiyorlar. Kraldan çok kralcılık yapıyorlar. Gözlerim yaşardı…

***

Bu son olaydan sonra efkâr-ı umumiye’de şu şüphe tebarüz ediyor:

“Bu AYM üyeleri dershane davasında FETÖ’nün lehine karar verdi. Can Dündar davasında da FETÖ’yü memnun etti. Demek ki bunlar FETÖ’cü…”

Ben o kadar kesin konuşamıyorum. Çünkü elimde delil yok. Onlara FETÖ’cü diyemiyorum ama her daim FETÖ’yü memnun eden kararlar verdiklerini de görmezden gelemiyorum…

Şunu da görüyorum: Son iki kararda Sezer’in ve Gül’ün atadıkları ortak hareket ediyorlar. Sadece Erdoğan’ın atadıkları FETÖ’nün aleyhine karar veriyorlar. Onların da sayısı az olduğu için sonuca etki edemiyorlar…

Sezer’in atadıkları ETÖ’yü memnun ediyordu; Gül’ün atadıkları ise FETÖ’yü memnun ediyor…

***

2010 referandumundan sonra “AYM düzelecek” diye bir ümide kapılmıştım. Yeni üyeler atanmıştı, filan… Meğerse boş hayale kapılmışım… ETÖ’den FETÖ’ye geçilmiş; olan biten bundan ibaretmiş…

AYM 27 Mayıs’ın ürünüdür. Yani mayası bozuk… Mayası bozuk olanın düzelmesi mümkün olmuyormuş demek ki…

AYM, darbeciler tarafından bir vesayet kurumu olarak kurulmuştu. Devlet halkın elinden alınmıştı. AYM, halka karşı, darbecilerin vesayetindeki devleti koruyordu. Bütün davalarda devletin lehine, halkın aleyhine karar veriyordu.

Son zamanlarda devlet halkın eline geçti. Vesayet kalktı. AYM bu defa devletin aleyhine karar vermeye başladı. Bütün davalarda devletin aleyhine karar veriyor…

***

AYM son kararıyla intihar etti. Dinimize göre intihar eden, cehenneme gider; ebedi orada kalır…

İntihar edenin cenaze namazı kılınmaz; dua edilmez; “merhumu nasıl bilirdiniz?” denilmez…

“Müteveffayı nasıl bilirdiniz?” diye soracak olanlara ise cevabımız hazır:

İyi bilmezdik!

***

Vesayet zamanlarında iki kurum çok fazla konuşurdu. Sürekli siyasete karışırdı.

Bunlardan birisi Genelkurmay diğeri AYM idi…

Artık Genelkurmay siyasete karışmıyor. Kendi asli göreviyle meşgul… Siyasete karışmadığı için, yeniden halkın en güvendiği kurum haline geldi.

AYM ise, bir müddet suskun kaldıktan sonra yeniden siyasete müdahale etmeye başladı.

AYM’nin de en kısa sürede kendi asli alanına dönmesi gerekiyor…

Nush ile uslanmayanı itmelü tekdir…

Yazarın Önceki Yazıları
AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.