YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CIA Darbeleri - 2
27 Şubat 2017 13:11

Hatırlanacağı üzere yazımızın ilk bölümünde 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde CIA ajanlarının bizzat bulunduklarından ve ABD başkanı Trump'ın attığı tweett'lerdeki itiraflarından bahsetmiştik. Hatta CIA'in gizliliğini kaldırıp paylaştığı 13 milyon belge içindeki 27 Mayıs darbe raporlarına da değinmiştik. Evet ne ilginçtir ki Türkiye'de ve dünyanın birçok yerinde yaşanan askeri darbelerde, bir şekilde, CIA parmağı görmek mümkündür. Türkiye'de de 27 Mayıs sonrası adet haline getirilip hemen her 10 yılda bir darbe yapıp, ülkeyi soyma sürecinde de CIA parmağı yadsınamaz boyutlardadır. İsterseniz kaldığımız yerden bunları incelemeye devam edelim.

CEVAP VERİLEMEYEN SORULAR...

Şu anda bakıldığında nereden çıktı bu dedirtecek cinsten bir girişim olan 1971 muhtırası da CIA izleri taşımaktadır. Amerikan büyükelçisinin ODTÜ'de yakılan aracı konusu hala muallaktır. Büyükelçinin olacakları önceden biliyor tavrı ve rahatlığı atlanmayacak ilginçliktedir.

Darbe sürecinde yaşananlar ve paşaların arasındaki gerginlikte  CIA ajanları acaba nerededir? 80 darbesi öncesinde yaşanan sağ-sol çatışmaları döneminde CIA ajanları aktif görev almış mıdır? Aynı silahla sabah sağcı, öğleden sonra solcu gençlerin öldürüldüğü silahlar ve bu silahların geldiği yer neden hep aynı adresi işaret eder?

1977 1 Mayıs günü Taksim meydanına yakın bir otelin çatısından kalabalığa ateş açan yabancı pasaportlu kişiler kimlerdir sorusu hala cevapsızdır. 12 Eylül 1980 darbesinden 1 gün önce dönemin Hava Kuvvetleri komutanının Amerika'dan dönüşü bir tesadüf olabilir mi?

28 Şubat döneminde mütedeyyin kesimler baskı altında alınmışken, FETÖ'cülerin Genelkurmay'da ağırlanması ve kendilerine ödüller verilmesi bir planın parçası değil midir? O günlerde üst düzey komutanların siyasilerden kimseye sormadan ve izin almadan İsrail'le anlaşma imzalamaları, batmış İsrail şirketlerine silah modernizasyonu ihalelerinin fahiş fiyatlarla verilmesi normal midir?

Yine aynı dönemde ülke ekonomisinden hortumlandığı uzmanlarca belirtilen 300 milyar doların akıbeti nedir? Gökten zembille indirilen Kemal Derviş ve troyka hikayeleri sivil bir darbenin ayak sesleri değil midir?

Görüldüğü gibi sorular, sorular, sorular. Ancak ne ilginçtir ki, kimse bu işlerin arkasında kesinlikle CIA'in parmağı yoktur diyemiyor.

Bakınız, 2. dünya savaşı sonuyla dünya, Kırım'ın Yalta kentinde yapılan toplantıyla kağıt üzerinde ikiye bölünüyordu. Bir tarafta başını Amerika'nın çektiği kapitalist emperyaller, diğer tarafta Sovyetler Birliği'nin başını çektiği sosyalist emperyaller vardı. Aynı odada ve aynı masada İngiltere de yer almışsa da onlara pek bir şey bırakılmamıştı. Ama en azından ellerindeki sömürge imparatorluğu durmaktaydı.

Yalta sonrası yaşanan süreçte dünya dünya iki kutubun egemenliği altında başlayan soğuk savaşa şahit olacaktı. Birçok ülke ve birçok lider kendini soğuk savaşın ortasında bulacaktı. İki süper gücün arasında kalan bu liderler, bunun bedelini bazen makamlarıyla, bazen de canlarıyla ödediler.

Özellikle Amerika'nın payına düşen bölgelerde CIA, bu ülkelerin başına kendine yakın isimleri getirmek istedi. Bu ülkelerde bu liderler kendi başlarına bir şeyler yapmaya kalkarsa yada diğer kutupla yakınlaşmaya çalışırsa sonu darbe ve işgal oluyordu. Liderler ya sürgüne gönderiliyor ya da öldürülüyordu. Çoğunlukla ikinci yol seçiliyordu.

CIA'in 1949 yılında Suriye'de askeri bir hükümeti görev başına getirmeyi istediği ve bu amaçla bir darbe girişimini desteklediği bilinmektedir. Burada başarılı olamayan CIA ajanları rotayı İran'a çevirmiş ve soğuk savaş döneminde Ortadoğu'da Amerika'nın müdahil olduğu ilk darbeyi gerçekleştirmişti.

CIA İRAN'DA BAŞBAKAN MUSADDIK'I DEVİRDİ

1951 yılında İran'da başbakanlığa ülkenin en popüler politikacısı olan Muhammed Musaddık seçilmişti. Musaddık'ın en önemli seçim vaadi ve belki de seçilmesini sağlayan en önemli argümanı, İran petrollerini millileştirmekti. O güne dek İran'da faaliyet gösteren tek şirket British Petrolium Company'di. Millileştirme kararı İran meclisinde oy birliğiyle alındı. Sonrasında İngilizler ülkelerine gönderildiler. Ancak bu CIA'yi hareketlendirecek bir girişimdi.

Her ne kadar bu olaydan sonra BP'ye İran hükümeti yüklüce bir tazminat ödemişse de ok yaydan çıkmıştı. İngilizler hemen harekete geçiyor ve İran ekonomisini kaosa sürükleyen bir uluslararası ambargo örgütlüyordu.

CIA de İngilizlerin isteği üzerine Musaddık'ı devirmek üzere harekete geçti. CIA uzmanları planlarını deneyimsiz genç şah Rıza Pehlevi üzerine kurdu. 1953 yılında Şah, Başbakan Musaddık'ı görevden aldı ve mahkum ettirdi. Bunun üzerine ülkede Musaddık lehine olaylar çıktı. Olayların kontrolden çıkması üzerine Şah Rıza Pehlevi ülkeyi terk ederek İtalya Roma'ya kaçtı. Ancak CIA planında ısrar edecekti.

Parayla tuttuğu adamları vasıtasıyla Şah yanlısı gösteriler başlattılar. Şah ve Musaddık yanlıları sokaklarda karşı karşıya geldi. İran ordusu başlangıçta sessiz kalmıştı. Ancak CIA ajanları bu noktada da devreye girdi. Tahran'da yüzlerce kişinin öldüğü bir tank savaşı yaşandı. Musaddık hapse atıldıktan ve binlerce kişi öldürüldükten sonra Şah ülkeye geri döndü. Tabi petrollerde emperyal haçlılara...

CIA raporlarında bu operasyonla ilgili şu ifadeler yer alacaktı:

"Soğuk Savaşın en yoğun olduğu ve ABD'nin Kore'de SSCB ve Çin tarafından desteklenen güçlere karşı ilan edilmemiş bir savaş yürüttüğü dönemde, İran'ın Sovyetler Birliği tehdidine açık hale gelmesi riski, ABD'yi AJAX operasyonunu planlamaya ve hayata geçirmeye zorlamıştır."

ABD'NİN VUKUATLARI DEVAM EDİYOR

Amerikalılar görevinin ilk yıllarında Guatemala devlet başkanı Jacobo Arbenz'i desteklemişti. Çünkü Arbenz Amerika tarafından eğitilen ve silahlandırılan Guatemala ordusunun desteğiyle iktidara gelmişti. Ancak bu memnuniyet uzun sürmeyecekti. Arbenz Amerikalıların sahip olduğu United Fruit Company'nin varlıklarını tehdit eden bir toprak reformunu hayata geçirmişti. Bu şirketin Rockefeller'lara ait olduğunu söylemekte fayda görüyoruz. Vakit geçirilmeden Arbenz'in uluslararası komünist komplonun maşası olduğunu iddia eden bir kampanya başlatıldı. Kızıl Şeytan hikayesiyle başkan Eisenhower da ikna edilmişti. CIA, ara sıra demiryolları ve petrol tesislerine saldıracak 300 paralı asker kiraladı. 1954 Haziran'ında hiçbir işaret taşımayan CIA uçakları başkente akınlar düzenledi ve Arbenz'i istifaya çağıran bildiriler attı. Aynı anda CIA kontrolündeki radyolar isyancıların ordusunun, ki hepsi 300 kişiydi, ülkeyi ele geçirmek üzere olduğunu duyuruyorlardı.

Arbenz ortada kaldığı düşüncesiyle çareyi kaçmakta buldu. Yerine CIA uşağı General Castillo Armos getirildi. CIA Guatemala operasyonuyla hep övünmüştür. Oysa sonraki süreçte, 40 yıl boyunca, 100 bin Guatemalalının ölümüne şahit olunacaktı.

Küba'da Fidel Castro ABD destekli Batista yönetimini 1959'da devirdiğinde, ülkedeki tüm kumarhaneler ve genelevleri kapattı. Ekonomiyi kendince millileştirdi. Bu durum ABD başkan yardımcısı Nixon ve ortağı olan Amerikan mafyasını ciddi sıkıntıya soktu. Çünkü orada yatırımları vardı. CIA ile birlikte Castro'yu saf dışı bırakacak bir plan hazırladılar. Nixon seçimlerde iktidara geleceğini düşünse de bu olmadı ve Domuzlar Körfezi Operasyonu resmen Kennedy'e miras kaldı. Kennedy de Castro'yu istemiyordu. Ancak bu iş için Amerikan birliklerinden çok milislerin kullanılmasından yanaydı.

Kennedy inatla Amerikan kuvvetlerini kullanmayı reddedince, 1961 Nisan'ındaki harekat başarısız oldu. 1500 kişilik milis gücünün eğitimi de operasyon da zayıftı. Guantanamo'dan yapılacak yanıltıcı saldırı olamadı. Bununla birlikte Castro'ya yapılacak suikastta gerçekleşmedi. Tüm suçu başkan Kennedy'de gören CIA onu zora sokmak için Küba'ya hava saldırısını başkanın iptal ettirdiği yalanını yaydı. Oysa saldırıdan başkan Kennedy'nin haberi dahi yoktu.

Ve Kongo... Sonradan Demokratik Kongo Cumhuriyeti adını alacak bölgenin ilk başbakanı Patrice Lumumba'ydı. Belçika tarafından gerçekleştirilen CIA destekli darbe sırasında düşürülen Lumumba'nın yerine Joseph Kasavubu getirildi. Bu darbenin nedeni, Kongo'nun bağımsızlığını ilan etmesi sonrası Belçika'nın ticari çıkarlarının tehdit altına girmesiydi. Ancak Lumumba Belçika askerlerinin işgaline silahla karşılık vermiş ve Sovyetlerden destek almıştı. Bunun üzerine CIA devreye girmiş ve kendi kuklası Mobutu hükümetini koruma adına faaliyetlere başlamıştı. 1975 yılında ABD'nin gizli ve kirli işlerini takip etmek amacıyla 11 senatörden oluşturulan Kilise Komitesi şu sonuca karar vermiştir:"CIA Lumumba'ya suikast düzenleme arzularını ifade eden Kongolularla yakın ilişkilerini muhafaza etmiş ve CIA ajanları Lumumba'yı düşürmeye yönelik faaliyetleri kapsamında bu kişileri yüreklendirmiş, bunlara destek olmuştur." Lumumba 1960'ın sonuna doğru yakalanmış ve 1961 yılı Ocak ayında öldürülmüştür.

YUNAN'A DA EL ATTILAR

Nisan 1967'de Yunanistan genel seçimlere gidiyordu. Seçimlerin favorisi George Papandreu kararlı bir anti komünist olarak bilinmekteydi. Oğlu Andreas'ın sol eğilimleri mevcuttu. İkisi de Amerikalılara göre fazlaca bağımsızdılar. George Papandreu daha önce de başbakanlık yapmış, ancak CIA'in desteğiyle 1965'te Kral tarafından görevden uzaklaştırılmıştı.

Seçim kampanyası başlamadan 2 gün önce, bir grup albay hükümeti devirdi ve askeri yönetim kuruldu. Darbenin lideri 15 yıldır CIA'in maaş bordrolarındaydı. Sonraki 6 yıl boyunca ülkede sıkı yönetim idaresi hüküm sürdü. Andreas Papandreu 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 8 ay sonra sürgüne gönderildi. Babası George Papandreu ise 1968'de göz hapsinde öldü. ABD'nin tutumunu şu ibretlik olayda görmek mümkündür. Yunan elçisi, ABD'nin Kıbrıs planını beğenmeyip itiraz edince ABD Başkanı Johnson şöyle der:"S......m parlamentonuzu da, anayasanızı da. Amerika bir Fildir. Kıbrıs bir pire. Yunanistan bir pire. Bu 2 pire fili ısırmaya devam ederse, filin hortumuyla okkalı bir dayak yer, ezilirler... Başbakanınız bana demokrasi, parlamento ve anayasa nutukları atmaya kalkışırsa, kendisi de parlamentosu ve anayasası da fazla uzun ömürlü olmaz." Amerika'nın tutumunu bundan iyi ne anlatabilir ki?     

ABD Brezilya'da devlet başkanı Joao Goulart liderliğindeki hükümetin,Brezilya'yı, ABD büyükelçisi Lincoln Gordon'un ifadesiyle 1960'ların Çin'ine dönüştüreceğine dair kaygıları nedeniyle Genel Kurmay Başkanı Humberto Castello Branco darbesine destek vermiştir. CIA darbe öncesindeki günlerde hükümete karşı sokak eylemleri düzenletmiş, orduyu destekleyen kişilere yakıt ve ABD menşei olmayan silahlar sağlamıştı. ABD Ulusal Güvenlik arşivinde gizliliği kaldırılan belgelerde Başkan Lyndon Johnson'un darbeyi planlayan danışmanlarına:"Bana göre atabileceğimiz bütün adımları atmalı, yapabileceğimiz her şeye hazırlıklı olmalıyız." dediği yazılmaktadır. Bilindiği gibi Brezilya ordusu 1985 yılına değin ülke yönetimini elinde tutmuştur.

PLAN VE YÖNTEM HEP AYNI...

Son olarak Şili örneğine bir bakalım. ABD 1970 yılında seçimle göreve gelen sosyalist başkan Salvador Allende iktidarına hiç sıcak bakmıyordu. Başkan Nixon CIA'ye;"Şili ekonomisini yerle bir edin." talimatı verecek kadar kendini kaybetmişti. Bunun üzerine CIA Allende'ye karşı darbe yapabilecek 3 farklı grupla temasa geçti. CIA göz konusu grupları silahlandıracak kadar ileri gidiyor, ancak muhalefetin yetersizliği bu planları iptal ettiriyordu. CIA mali kaynağı kendilerine yakın Şili'li şirketler ve kimi Amerikan şirketleri tarafından karşılanan sokak gösterileri ve grevler başlattı. Şili'de parayla kiralanan medya yangını körükledi. Marksist zulüm ve işkence söylentileri yayıldı. Sonunda 1973 Eylül'ünde ordunun aşırı unsurları öncülüğünde vahşi bir darbe yaşandı. Allende darbecilere direndiyse de öldürülmekten kurtulamadı. Bazı bakanlar da katledildi. Üniversiteler askeri denetim altına girdi. Muhalefet dağıtıldı. Binlerce Şilili işkenceler sonrası öldürüldü. Darbeci general Pinochet başkanlığındaki cunta ülkeyi darmadağın etti. CIA raporlarında, örgütün darbeyi ilk andan itibaren bildiği yer almaktadır.

Dikkat edilirse plan bir tane ve yöntem hep aynı. Operasyon için gerekli olansa yerel çeteler, fanatik din bezirganları, aşırı uçlara mensup askerler ve satılık medya...                 

Yazarın Önceki Yazıları
CIA Darbeleri - 1 24.02.2017Ayasofya'nın ibadete açılması neden birilerini rahatsız ediyor? 27.10.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // remzi büker
Cüneyt bey yorumlarınız harika elinize dilinize sağlık .cüneyt bey 15 temmuzda tatbikat diye götürülüp halkın içine bırakılan ama kimsenin canını yakmayan hho öğrencileri 13 aydır hala hapisteler ilginiz bilginiz varmı acaba bu masum çocuklar adaletin tecelli etmesini bekliyorlar rica etsem gündeme getirebilirmisiniz bu öğrencileri darbeci gibi görüyorlar kimse sahip çıkmıyor. Bunlar perişan eğer araştırıp dile getirirseniz sevinirim haklıyı haksızı kısa sürede ayırmak gerekmezmi emeğinizesaglık...
11 Ağustos 2017 16:32
 // Nagip karpuzlar
Cüneyt bey ben nagip karpuzlar tel 553 102 55 96 sizi fahrettin damgada izliyorum bu zenginlerin nasıl zengin olduğuna dair belgeler var ahbabimda şimdi zamanı geldi senelerdir bu konu sümen altı ediliyor...
02 Mart 2017 22:07
 // yörükoğlu
Cüneyt bey harbiden türkiyenin en iyi araştırmacı ve yakın tarihi anlatan ama anlatırkende herkesin anlıyacağı şekilde anlatan birisiniz.Belgeselciligi ve sunuculuğunuz allah vergisi sesinizle her zaman takip eden eden biri olarak allah her daim yar ve yardımcınız olsun diyorum....
27 Şubat 2017 23:12