YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yeni Türkiye’den Yeni Osmanlı’ya…
30 Temmuz 2015 15:22

Anlık düşünürsek, anlık olaylara takılıp kalırsak, yanlış sonuçlara ulaşabiliriz.

Gerçekleri anlamak kolay değildir. Derinlemesine ve genişlemesine analiz gerekir.

Eski deyimle, ariz-amik tahlil lazımdır… Gerçek, kendisini kolay ele vermez…

Eşya ve hadiseleri en azından 100 yıllık periyotlar dâhilinde değerlendirmek gerekir.

Güncel bir olayı değerlendirirken 100 yıllık bir bağlama oturtup öyle değerlendirmek lazım.

100 yıllık geçmişin yanı sıra 100 yıl ilerisini de düşünmek gerekiyor.

Toparlayacak olursak: Günlük bir hadiseyi hal, mazi ve istikbal bağlamına oturtup, akıl ve kalbin araçlarıyla analiz etmeleyiz.

Sadece akılla değerlendirmek de yetersizdir. Analizin içine gönlü/kalbi de katmak lazım…

***

2007 yılını hatırlıyorum. Statükocu bütün güçler birleşmiş… Her gün miting yapıyorlar… Sayısal çoğunluğuna rağmen Ak Parti’ye cumhurbaşkanı seçtirmek istemiyorlar…

Bu arada, 367 safsatası icad ediliyor… Derin devlet provokasyonlara başlıyor… Nihayet 27 Nisan E-Muhtırası veriliyor. Bütün moraller alt-üst…

Akılla analiz yapıldığında her şey bitmiş gibi gözüküyor, sinirler geriliyor…

Tam o günlerde bir yakınım, “niye üzülüyorsun ki” diyerek bir hatırasını anlattı:

1970’li yıllarda bir Allah dostu, bir gönül insanı, sohbet halkasında oturanlara, bir müjde veriyor: Hiç endişe etmeyin 11. ve 12. Cumhurbaşkanı sizden olacak…

Bunları tam 40 yıl önce söylüyor. Siyasetle ilgilenmeyen, kendi halinde, pir-i fani bir zat söylüyor. Gönül gözü açık bir arif söylüyor…

***

Son hadiseleri de sadece akılla yorumlamaya kalkarsak ve eşkıyanın saldırılarına takılıp kalırsak olumsuz bir öngörüde bulunabiliriz. Endişeye kapılabiliriz…

Fakat gönül erenlerinin işaretlerine baktığımızda gidişat iyidir… Kervan yola koyulmuştur…

Şu an kervanın yoluna bir tümsek çıkmıştır… Bu da aşılacaktır… Koalisyon zarureti de PKK eşkıyalığı da aşılacaktır…

Üstadın dediği gibi:

Sanma bu tekerlek kalır tümsekte 
Yarın elbet elbet bizimdir 
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir

Tümsek aşılacak ve kervan yoluna devam edecektir.

Son müessif hadiseler, IŞİD şirretliği, PKK ve DHKP-C eşkıyalığı, Yeni Osmanlı’nın doğum sancılarıdır

***

Yeni Türkiye tabiri epeydir kullanılıyor, ben de kullanıyorum… Ancak daha kapsayıcı, daha kuşatıcı ve daha vizyoner olmak için artık “Yeni Osmanlı” tabirini kullanmak gerekiyor

Siyasetçiler, siyasi sebeplere binaen, Yeni Osmanlı demekten çekinebilirler… Bunu anlayabiliyorum…

En başta ABD bu tabirden rahatsız oluyor… Yeniden Osmanlı fikri onların uykularını kaçırıyor…

Hemen reaksiyon gösteriyorlar… Türkiye’yi yayılmacılıkla, emperyalist emeller beslemekle suçluyorlar… New Ottomanism diyorlar… Kendi pis geçmişlerini görmeksizin…

Bu sebebe binaen, siyasetçiler, siyaseten Yeni Türkiye demekte, Yeni Osmanlı dememekte mazurdurlar…

Fakat bizler, biz eli kalem tutanlar, artık korkmadan, çekinmeden, avazımız çıktığı kadar Yeni Osmanlı demeliyiz…

***

İtikadımızca Osmanlı yıkılmamıştır zaten. Osmanlı durdurulmuştur…

Osmanlı, Abdülhamid han hazretlerinin devrilmesiyle (1908-1909) durduruldu… Durma sürecine girdi. Bir paranteze girdi…

1922’de saltanatın ilgası kararıyla Osmanlı’nın siyasi kanadı kırıldı…

1924’de Hilafetin ilgası kararıyla Osmanlı’nın dini kanadı kırıldı…

Fakat yine de Osmanlı yok edilemedi. Zaten yok etmek ne mümkün: Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın…

Tek parti CHP’si Osmanlı’yı yok etmek için elinden geleni yaptı… Osmanlı tuğralarını bile ya kazıdı ya üstünü örttü… Abideleri yıktı… Camileri ahır yaptı… Padişahların türbelerini kapattı… Fatih’in, Yavuz’un, Kanuni’nin türbelerine kilit vurdu…

Fakat bütün bunların hiçbirisi Osmanlı’yı yok edemedi… Sadece durdurdu…

1946’dan itibaren Osmanlı yeniden kımıldamaya başladı… 1950’de Osmanlı yeniden ayağa kalktı ve küçük adımlarla yürümeye başladı…

27 Mayıs’ta bu yürüyüşü durdurmak istediler… Başaramadılar…

12 Eylül ve 28 Şubat da Osmanlı’nın yeniden yürüyüşünü durduramadı…

Nihayet 2008’de Osmanlı yeniden, bütün vücuduyla, bütün ihtişamıyla isbat-ı vücud etti…

***

Karşı cepheden Yalçın Küçük’ün analizini göre, onların idealize ettiği rejim 1908’de kurulmuş, 2008’de yıkılmış

Elhak doğrudur. Bizim analizimize göre de Osmanlı, 1908’de İttihat Terakki’nin darbesiyle durduruldu… CHP’nin 1922 ve 1924 darbeleriyle bu durdurulma ameliyesi en ileri noktaya vardırıldı…

2008’de Osmanlı düşmanı odaklar, Osmanlı’yı temsil eden, Osmanlı’yı diriltmek isteyen partiyi kapatmak istediler fakat kapatamadılar… (Daha öncekileri kapatabilmişlerdi…)

Bu çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bir milat noktasıdır… Bu nokta, bir yükseliş döneminin ifadesidir…

Osmanlı’yı ayağa kaldırmak isteyen partiyi yıkamadılar. Tersine bu parti daha güçlü olarak yoluna devam etti…

***

2014 ve 2015 yıllarında, zahiren basit gibi görünse de sembolik değeri son derece yüksek iki olay yaşandı:

2014 yılında Abdülaziz’in tuğrası, İstanbul Üniversitesi’nin kapısındaki yerine yeniden konuldu. Daha doğrusu üstü örtülen tuğra yeniden gün yüzüne çıkarıldı…

2015 yılında da, bir dehlize atılmış bulunan Abdülhamid’in tuğrası restore edilerek, yerine konuldu…

Hem de Tayyip Erdoğan’ın eliyle…

Böylece Abdülhamid’le başlayan bir parantez Erdoğan’la kapanmış oldu.

Abdülhamid son sultandı, âhir-i selatin idi… Erdoğan ise halkın seçtiği ilk cumhurbaşkanıdır

Yeni Osmanlı, halkın seçtiği cumhurbaşkanlarıyla kurulacaktır… Kurulacaktır ve ilerleyecektir…

***

Bugün birçok aydın Abdülaziz’e ve Abdülhamid’e haksızlık edildiğini, onların ne kadar önemli işler yaptıklarını anlamış durumdadır. Bu iki mazlum ve mağdur padişaha itibarları iade edilmiştir.

Sıra üçüncü mağdur padişaha, Vahdeddin’e gelmiştir… Bu vatansever ve fedakâr padişaha da itibarı, bu tür sembolik bir işlemle iade edilmelidir…

Günümüzde artık Vahdeddin’in hiçbir ihanet içinde olmadığı belgelerle isbat edilmiştir. Vatandan kaçmadığı, hicret ettiği, terk-i vatan ettiği de malumdur…

Tarihen suçsuz olduğu isbat edilen Vahdeddin’e bütün itibarı iade edilmelidir.

Bugün Nazım’ın kabrinin vatana getirilmesini savunanlar var. Olabilir, getirilebilir…

Biz de bu bağlamda Vahdeddin’in, bugün Şam’da, ateşler altında bulunan kabri İstanbul’a getirilmelidir, diyoruz…

Adına bir türbe yapılmalı, hatta bir abide yapılmalı, devlet töreniyle yeniden gömülmelidir…

Süleyman Şah’ın kabri ne kadar muteber ve muhterem ise, Vahdeddin’in kabri de o kadar muhterem ve muteberdir…

Bir hamlede Süleyman Şahı nakleden devlet Vahdeddin’i de nakletmelidir

***

Yeni Osmanlı kurulduğunda Türkiye’nin PKK sorunu da Ortadoğu’nun IŞİD sorunu da kalmayacaktır. Batılıların Pax-Ottomana dedikleri Osmanlı Barışı yeniden tesis edilecektir…

 

rs1-361.jpg

2014 yılında Abdülaziz’in tuğrası hak ettiği yere yeniden konuldu.

rs2-094.jpg

2015 yılında Abdühlamid’in tuğrası hak ettiği yere konuldu…

Yazarın Önceki Yazıları
Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Kılıçdaroğlu Şehitlere ve Savcılara Hakaret Etti! 05.04.2017AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.