YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
O Gün Hiçbir Yahudi İşe Gitmemişti
23 Temmuz 2015 13:37

Suruç hadisesi iki şekilde analiz edilebilir.

Birincisi kuşkucu-spekülatif mantıkla; ikincisi düz mantıkla…

Kuşkucu mantıkla baktığımızda hadise fena halde 11 Eylül’e benziyor

O gün hiçbir Yahudi işe gitmemişti… Önceden uyarılmışlardı, “11 Eylül günü işe gitmeyin” diye…

11 Eylül saldırısı olur olmaz, Yahudi medyası, ortada hiçbir delil yokken, üstlenme yokken,  El-Kaide’yi suçlu ilan etmiş ve tüm dünyayı da buna inandırmıştı…

***

Suruç patlamasında da hiçbir HDP’li milletvekili ve yönetici olay mahallinde bulunmuyordu. Ne HDP’li belediyeden ne de HDP’li mebuslardan, hiç kimse, olay yerinde değildi…

Demirtaş bu tuhaf durumu açıklayamadı, sadece “bir gün biz de öleceğiz…” diyerek mugalata yaptı.(1)

Nedense, tam saldırı günü, HDP’li belediyeye ait kültür merkezinin güvenlik kameraları çalışmıyordu ve nedense polisin üst araması HDP’lilerce engellenmişti…

Yine, 11 Eylül’de olduğu gibi,  olay olur olmaz HDP’liler hemen IŞİD’i suçlu ilan ettiler. Elde hiçbir delil yokken ve IŞİD saldırıyı üstlenmemişken…

11 Eylül’ü ne kadar El-Kaide yaptıysa Suruç’u da o kadar IŞİD yapmıştır.

***

Resmi bilgilere baktığımızda, hala örgütsel bağlantı konusunda kesin bir delil yok. Hiçbir resmi yetkili “IŞİD yapmıştır” demiyor. IŞİD’den olasılık olarak bahsediliyor..

IŞİD de resmen saldırıyı üstlenmiş değil…

O halde anlı şanlı analizciler nasıl da kesin bilgiye sahipmiş gibi IŞİD üzerinden derin analizlere girişiyorlar… Ve yine hiçbir delil yokken devletin yardım ettiğinden bahsediyorlar…

Saldırıyı IŞİD’in yapmadığı ortaya çıkarsa yapılan bütün derin analizler güme gitmiş olacak…

***

En çok bağıran, olayı yapmış olamaz mı?

11 Eylül’den sonra en çok Yahudiler bağırmıştı. Onlardan hiç ölen olmadığı halde...

Hemencecik “El-Kaide yapmıştır, Irak da ona yardım etmiştir” vaveylasını kopardılar…

Bu varsayım kırk gün tekrarlanınca gerçek zannedildi…

Ve bu yalan bilgi üzerine ABD, Irak’a saldırdı… Sonra tüm Ortadoğu’yu karıştırdı…

Önce Irak sonra Suriye karıştı… Ardından Mısır ve Yemen…

S. Arabistan da enerjisini Yemen’e yoğunlaştırdı…

Böylece İsrail’i çevreleyen bütün ülkeler istikrarsızlaştırıldı. İran da ambargo kıskacına alındı…

Sonuçta İsrail kendi bölgesinde tam bir güvenliğe ve rahata kavuştu. Bütün düşmanlarını bertaraf etmişti…

Ancak, bertaraf edemediği bir tek ülke kalmıştı: Türkiye…

Arap ülkelerini ve İran’ı bertaraf eden İsrail bütün saldırı oklarını Türkiye’ye yöneltti…

Son düşmanını da yok etmek istiyordu.

Türkiye’yi hem içeriden hem dışarıdan vurmak için harekete geçti.

Bir taraftan Paralel Yapıyı, bir taraftan da PKK-HDP’yi sahaya sürdü...

Paralel Yapının gazetesinin başındaki kişinin Diyarbakır belediyesinde gizli bir görüşme yaptığını hatırlayalım…

Seçim öncesi HDP’li Demirtaş’ın Kudüs’ü İsrail peşkeş çektiğini de hatırlayalım…

6-7 Ekim olaylarından önce Demirtaş’ın Amerika’ya gidip geldiğini de…

***

HDP-PKK ile İsrail arasında derin bir ilişki var. Bu kesin. Ancak bu ilişki organik mi inorganik mi orasını bilemiyoruz.

En çok bağıran yapmış olamaz mı, dedik…

Suruç olayından sonra en çok bağıran HDP idi…

Ortada hiçbir kriminal delil yokken, hatta daha savcı bile olay yerine gelmemişken, suçluyu bulup ilan ettiler: IŞİD yaptı diye bağırdılar…

Ve hemen ardından çok derin analizler yaparak devletin IŞİD’e yardım ettiğini de keşfedip ilan ettiler… “IŞİD yaptı, Türkiye de yardım etti” dediler…

(11 Eylül’de El kaide yaptı, Irak da yardım etti demişlerdi…)

Tabii devletin IŞİD’e yardım ettiğine dair de ortada hiçbir delil yok… Irak’ın yardım ettiği konusunda da hiçbir delil bulunamamıştı… Tabii, Irak işgal edildikten sonra… Ba’de harab-ül-basra…

***

Geçmiş olaylardan hatırlayalım: PKK, üstlenmek istemediği canice bir olayı yaptıktan sonra şu tür açıklamalar yapıyordu: “Kontrol dışı, bağımsız bir grup yapmıştır, PKK olarak olayı üstlenmiyoruz…”

Bu Suruç olayını da, İsrail’in yönlendirmesi altında, doğrudan PKK veya PKK içinde ama kontrol dışı bir grup yapmış olamaz mı…

İsrail bu suretle bir taşla iki kuş vurmuş oluyor: hem IŞİD’e karşı küresel öfkeyi yükseltiyor hem de geriye kalan tek düşmanı Türkiye’yi karıştırmış oluyor…

PKK-HDP de bu olayla bir taşla iki kuş vurmuş oluyor:

öncelikle, kendisine oy vermiş %13’ü kemikleştiriyor; “işte görüyorsunuz, devletin desteğindeki bir örgüt sizi öldürüyor, bir daha kesinlikle devlet partisi Ak Parti’ye oy vermeyin” demek istiyor… Böylece muhtemel bir erken seçim öncesi tabanını sağlama almış oluyor..

İkincisi, ayrışma ve bölünme sürecini derinleştiriyor. Devlete olan güveni tamamen bitirmek ve “artık kendi devletimizi kurmaktan başka çare yok” algısını yerleştirmek istiyor…

***

Bu teze komplo teorisi diyecekler çıkabilir. Varsın çıksın…

Tam seçimden bir gün önce HDP’nin Diyarbakır mitingi bombalandı… “Bombalayanlar PKK’lıdır…” denilince de komplo teorisi denilmişti.

Ama 22 Temmuz günü açıklanan bir belge ile Diyarbakır bombalamasının bizzat PKK tarafından yapıldığı ispat edildi.

Haberin spotu şöyle: Kendi rızasıyla Jandarma'ya teslim olan PKK üyesi genç, çok çarpıcı iddialarda bulunarak HDP'nin Diyarbakır mitingine bombayı PKK'lıların koyduğunu söyledi. (2)

Kim bilir belki bir gün bir itirafçı da “Suruç’u biz bombaladık” diyebilir…

***

Terör Terörle Savaşıyor

Komplo teorisidir, diyerek yukarıdaki teze burun kıvıranlara düz mantıkla da cevabımız var.

Düz mantık da onları haklı çıkarmıyor…

Düz mantıkla ilerleyelim:

Suriye’de bir iç savaş var ve PKK bu savaşa resmen/fiilen dâhil olmuş durumda. Türkiye’den birçok HDP-PKK’lı genç Suruç üzerinden Kobani’ye, savaşmaya gönderiliyor… Yani saldırının gerçekleştiği kültür merkezi, fiilen bir askeri üs gibi kullanılıyor…

Saldırıdan bir gün önce, Suruç’ta, “Sırtımızı PYD’ye dayadık” diyen HDP, savaşın tarafı olduğunu ilan ediyor.

Hamama giren terler; savaşa giren de saldırıya maruz kalır…

***

Hatırlayalım:

PKK’nın Suriye kolu PYD, Esed’e karşı oluşturulan koalisyona ihanet ederek Esed’le anlaştı. Esed de bu ihanetin karşılığı olarak onlara, Kobani dahil, Kuzey Suriye’yi verdi.

Buna kızan IŞİD, PYD kontrolündeki Kobani’ye saldırdı ve ele geçirdi…

Buna karşılık, Amerika ve Barzani’den destek alan PKK-PYD, IŞİD’e saldırdı ve Kobani’yi yeniden ele geçirdi…

IŞİD de bunun intikamını almak için gayri nizami savaş yollarına başvurmaya başladı. Vur-kaç saldırılarına başladı.

 Geçen ay Kobani’ye ani bir vur-kaç saldırısı düzenleyerek onlarca PYD’liyi öldürdü…

Suruç saldırısından bir gün önce HDP eş başkanı Suruç’ta, PYD’nin Kobani’yi geri almasının yıldönümünde konuştu, nutuk çekti, zafer naraları attı…

Açıkça düşmanını tahrik etti. Adeta, “bak gördün mü biz sizi böyle dövdük, gücünüz yetiyorsa gelin bakalım” dedi… Onlar da bu tahrike, bir gün sonra, bombayla cevap verdiler.

IŞİD’in bu saldırısına, PKK’nın sosyal alandaki eylemleri de neden oldu. Bölgede PKK-HDP epey bir zamandır bütün sakallılara, “IŞİD’çidir” diyerek saldırıyor, korkunç bir terör estiriyordu. 6-7 Ekim’de 52 dindar Kürdü “IŞİD’çidir” diyerek öldürmüştü…

Bütün bunlar IŞİD’i tahrik eden gelişmelerdir.

Bardağı taşıran son damla Figen Yüksekdağ’ın zafer nutku olmuştur. “Sırtımızı PYD’ye dayadık” diyerek zafer naraları attı, Kobani zaferini kutladı, IŞİD’i lanetledi…

HDP, savaş bitti zannetti. Hâlbuki savaş devam ediyor, atak ve karşı-ataklarla… Nitekim öyle oldu.

Ertesi gün IŞİD bu tahrik edici konuşmaya ikiz bir saldırıyla cevap verdi. Hem Suruç’ta bomba patlattı hem de eş zamanlı olarak Kobani’de bomba patlattı…

***

Düz mantıkla olaya baktığımızda, PKK’nın masum IŞİD’in terörist olduğunu iddia edemeyiz.

Terör terörle savaşıyor. Olay bu kadar basit.

PKK-PYD terörü ile IŞİD terörü savaşıyor…

Bir gün birisi saldırıyor, ertesi gün öteki saldırıyor. İt dalaşı gibi…

İkisinden birini tutmak zorunda mıyız? İkisini de lanetliyoruz.

İkisine de terör diyoruz. Ama Türkiye’de öyle bir algı operasyonu var ki, sanki PKK masum bir halk hareketi, IŞİD ise cani bir terör örgütü…

PKK ne kadar halka dayanıyorsa IŞİD de o kadar halka dayanıyor…

PKK ne kadar ABD-İsrail’e dayanıyorsa IŞİD de o kadar ABD-İsrail’e dayanıyor…

Olan zavallı gençlere oluyor. Sosyalizm yalanıyla büyülenmiş masum gençlere…

Filler tepişiyor, tazecik çimenler eziliyor.

Allah her iki terör örgütünün de kökünü kurutsun…

_____________________________________

(1) http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/demirtastan-bulent-arinca-jet-yanit-245648/

(2) http://www.kanalahaber.com/haber/gundem/hdp-mitingine-bombayi-pkk-yerlestirdi-245623/

 

Yazarın Önceki Yazıları
CHP’nin Sefaleti 17.01.20172016: Hacet Kapıları Yeniden Açıldı 31.12.2016FETÖ Yazıcıoğlu’nu Neden Öldürdü? 27.12.2016Siyasi Cinayetlere ve İran’a Dikkat 19.12.2016Zulüm Kemale Erdi: Zafer Yakındır 16.12.2016Pek Hazin Bir Mevlid Gecesi 11.12.2016İsmet Sezgin Bir Darbeciydi 08.12.2016M. Kemal ve Castro Anti-emperyalist değildi 06.12.2016Haçlıların FETÖ ve İran Destekli Son Seferi 01.12.2016Bahçeli Kapıyı Neden Araladı? 24.11.2016“Yeniden Büyük Türkiye” vs. “Yeniden Büyük Amerika” 11.11.2016İhanetin Resmi: Can Dündar 08.11.2016Nush İle Uslanmayan HDP Tekdir Ediliyor 04.11.2016Örgüt, Cemaat ve Tarikat 10.08.2016NATO’dan Çıkmanın Tam Zamanıdır 02.08.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // ayman kara
Her iki mantıkla da bakıldığında her şey gayet açık. Algı operasyonlarıyla akılların karıştığı bir dönemde zihinlerdeki taşları yerli yerine oturtan bir yazı olmuş. Elinize sağlık hocam....
26 Temmuz 2015 12:12
DİKKATLERDEN UZAKLAŞTILAN KONO
 // şerafettin AYDEMİR
CEMAL HOCAMINDA YAZISINDA BAHSETTİĞİ HUSUS MANİDAR BİR ŞEKİLDE DİKKATLERDEN UZAK TUTULMAK İSTENDİ
...
24 Temmuz 2015 Cuma 11:16