YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Menderes idam edilmedi, öldürüldü
17 Eylül 2015 19:12

Menderes İdam Edilmedi, Öldürüldü!

17 Eylül 1961 günü, tarihiminiz en kara günlerinden biridir.

17 Eylül günü, ülkenin seçilmiş başbakanı, eli kanlı katiller tarafından, hunharca ve haince öldürülmüştür.

Ölüm yıldönümü olduğu için birçok haber kanalında bu konuda haberler yapıldı.

Bir şey dikkatimi çekti: Haberlerde “idam edildi” deyimi kullanılıyor.

Bu çok yanlış bir kullanım tarzı. Çünkü Menderes idam edilmedi, öldürüldü.

***

İkisi arasında ne fark var ki, diyenler olabilir. Çok büyük fark var:

İdam kavramı hukuki bir kavramdır. İdam cezasından bahsedebilmek için olağan hukuki süreçlerin işletilmesi gerekir.

Olağan hukuki süreç şöyledir: Bir şüpheli, olağan hukuki usullerle tutuklanır ve olağan hukuki yöntemlerle yargılanır, savunma hakkı verilir; o sanığın idam cezasını gerektiren bir suç işlediği ilk derece ve son derece mahkemeler tarafından kesinleşir; bu ceza yasama organınca onaylanır, olağan hukuki makamlarca infaz edilir.

Menderes için bu süreçlerin hiç birisi işletilmemiştir.

***

En başta, Menderes hukuki yollarla ve adli makamlarca tutuklanmamıştır.

Bir eşkıyalık şeklinde tezahür eden darbe sonucunda, darbeciler tarafından tutuklanmıştır. Bu aşamalarda, usul hukukunun hiçbir kaidesi işletilmemiştir.

İkincisi, Menderes olağan mahkeme tarafından yargılanmamıştır.

Ceza hukukunun en temel ilkesi olan “tabii hâkim” ilkesi çiğnenmiştir. Menderes bir suç işlemiş olsa bile ilgili ve yetkili mahkeme tarafından yargılanmalıydı.

Ancak bu temel ilke çiğnenmiş ve Menderes’e ölüm cezası vermek üzere kurgulanmış olağandışı bir (sözde) “mahkeme” kurulmuştur.

Bu sözde mahkemenin bütün kararları yok hükmündedir. Çünkü doğal, yetkili mahkeme değildir. Kurgulanmış, kurulmuş bir ideolojik aygıttır.

***

Menderes’e, bu uyduruk sözde mahkeme, savunma hakkı bile vermemiştir.

Menderes’in avukatları hapse atılmıştır. Avukatlar susturulmuştur…

Avukatlarından mahrum kalan Menderes, savunmasını şahsen yapmak istemiş, fakat bu da mahkeme başkanı tarafından engellenmiştir.

Savunma hakkını kullanmak için ısrarcı olan Menderes’e, sözde mahkemenin sözde başkanı Salim Başol “Ne yapayım, sizi buraya tıkan irade böyle istiyor” itirafında bulunmuştur.

***

Bütün yargılama sürecinde, savcı uyduruk delillerle ve komik davalarla, Menderes’i mahkûm etmeye çalışmış, Bebek Davası gibi hukuk tarihinin kara sayfalarına geçecek davalar açmıştır.

Bütün uğraşısına rağmen sözde mahkeme Menderes’i mahkûm edecek ciddi bir suç bulamamıştır.

Hiçbir suç bulamayınca, en sonunda “anayasayı ihlal etti” diye bir bahane uydurup Menderes’e sözde “idam” cezası verdiler.

Traji-komediye bakar mısınız: 27 Mayıs darbesinin eşkıyaları, anayasayı toptan kaldırmış; 24 Anayasasını ilga etmiş; çöpe atmış…

Tam idamlık bir suç işlemişler… Hepsinin birden idam edilmesi gerekiyor… Bu yapılmıyor.

Menderes için ise, anayasanın birkaç maddesini ihlal ettiği ileri sürülerek idam cezası isteniyor…

Tamamını ihlal ve ilga edene bir ceza yok ama birkaç maddesini ihlal edene idam cezası…

Bu, hem trajik, hem komik bir manzaradır.

***

1924 anayasası, meclis hükümetini esas alan, meclisi iktidarın merkezi haline getiren bir anayasaydı.

Meclis, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin hepsine sahip güçlü bir meclisti.

Dolayısıyla Menderes’in yaptığı bütün icraatlar anayasaya uygundu.

Menderes’in en çok suçlandığı konu “tahkikat komisyonu” meselesiydi. “Efendim, bu komisyon yargı makamı gibi çalışmış, gazetecileri hapse atmış” deniliyordu…

Menderes bu suretle, güya, anayasayı çiğnemiş…

Tahkikat komisyonu, 24 anayasasına tamamen uygun bir uygulamadır. Vakti zamanında, yine bu anayasaya göre, istiklal mahkemeleri kurulmuş ve insanlar asılmıştı. Gazeteciler infaz edilmişti, siyasetçiler, kumandanlar asılmıştı…

Menderes Tahkikat Komisyonu kurdurup, birkaç gazeteciyi birkaç aylığına hapse attırmıştı. Bütün yaptığı sadece bu kadardı. Bundan dolayı öldürüldü Menderes…

Eğer Menderes anayasayı ihlal etmişse, Tek Parti döneminin yöneticileri yüzlerce defa anayasayı ihlal etmiştir…

Bu gülünç bir suçlamadır. Menderes’in bütün icraatı 24 Anayasasına uygundu. Bu anayasa “kayıtsız şartsız milli egemenliği” esas alıyordu.

Yani Meclis’te çoğunluğu elde eden, milli egemenliği temsil eden parti, rejimin cumhuriyet olan niteliği hariç, her şeyi yapabilirdi… Hilafeti bile yeniden getirebilirdi…

Serbest seçimlerle iktidara gelemeyen CHP, 1924-46 arasında yaptığı bütün icraatları, bütün inkilapları, bu anayasaya dayanarak yapmıştır.

CHP’nin yaptıkları anayasaya uygundu. Peki, CHP’yi bu dönemden ötürü niye eleştiriyoruz: Serbest seçimlerle iktidara gelmediği için. Eğer CHP serbest seçimlerle ve halkın oyuyla iktidara gelseydi, tek parti döneminde yapılan hiçbir şeyi eleştirmeye hakkımız olamazdı…

***

Toparlayacak olursak, Menderes kesinlikle idam edilmemiştir. Menderes adi katiller tarafından öldürülmüştür.

Bir gece yarısı, eli silahlı eşkıyalar, hükümeti devirmiş, o sırada halkın arasında olan, mitingler yapan meşru başbakanı silah zoruyla esir almış ve ölüm cezası vermek üzere kurguladıkları bir cübbeli çeteye teslim etmiştir…

Sahibinin sesi olan bu cübbeli çete tarafından verilen ölüm cezası aynı eşkıyalar tarafından oluşturulan Milli Birlik Komitesi tarafından, güya onaylanmıştır.

Hâlbuki normal bir yargılama olsaydı, yasama organı tarafından onaylanması gerekirdi. Bu eşkıyaların oluşturduğu kurul, güya, yasama organı olmuş oluyor…

Baştan sona hukuksuzluk, baştan sona adaletsizlik, baştan sonu zulüm…

***

Artık bu idam lakırdısı kullanılmamalıdır.

Ancak maalesef kültürel alanda hala 27 Mayısçı-sosyalist bir grup baskın vaziyette olduğu için “idam” kavramı kullanılmaya devam ediyor.

Bu hegemonyadan bir şekilde etkilenen Demokrat medya ise farkında olmadan bu çarptırmanın aleti oluyor…

Artık bu hatadan dönülmelidir. Menderes idam edilmemiş, öldürülmüştür.

27 Mayısçılardan hala yaşayan varsa, “adam öldürme” suçlamasıyla yakalanmalı ve yargılanmalıdır…

Yazarın Önceki Yazıları
Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Kılıçdaroğlu Şehitlere ve Savcılara Hakaret Etti! 05.04.2017AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.