YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
HDP’siz Hükümetin Formülü?
24 Ağustos 2015 19:06

Rahmetli Özal, “Anayasa bir defa delinse bir şey olmaz” demişti. (1)

Öyle ya, bu anayasa denilen şey, Allah’ın indirdiği bir yasa değil ya…

Nihayetinde askeri cuntanın dayattığı bir metin…

Askeri cuntayı yargılıyorsunuz ama bu cuntanın metnine sıkı sıkıya sarılıyorsunuz.

Bu olacak bir şey değil. 12 Eylül davası başladığı andan itibaren, bu anayasanın meşruiyeti kalmamıştır…

Zaten bu anayasaya HDP de dâhil bütün partiler karşı. Bütün partiler anayasanın değişmesini istiyor.

Mevcut Meclis işe tam da bu noktadan başlayabilir… Partiler bir araya gelip bir anayasa değişikliğine gidebilirler…

Ancak bu, şu konjonktürde mümkün değil…

***

O zaman geriye Özal’ın formülü kalıyor. Anayasa bir defa delinse bir şey olmaz!

Evet, bir defa delinse ne olur? Buna bir bakalım:

Anayasanın seçim hükümetini vaz’ eden maddesi son derece yetersiz ve çok kısa…

114. maddenin konuyu düzenleyen hükmü şu kadar: “Geçici Bakanlar Kuruluna…siyasi parti gruplarından, oranlarına göre üye alınır.

Bu madde nasıl uygulanacak? Bir uygulama kanunu yok. Uygulamaya ilişkin tüzük yok, yönetmelik yok, genelge yok…

Bu madde aynen uygulanmazsa yaptırımı nedir? Anayasada bir hüküm yok. Ceza kanununda ve diğer kanunlarda da bir hüküm yok…

Yani yasa koyucu, bu hüküm ihlal edildiği takdirde bir yaptırım öngörmemiş… Sonuç olarak, bu hükmü ihlal edene karşı bir cezai müeyyide düzenlenmemiş.

Bütün mevzuat tarandığında görülür ki, seçim hükümeti konusunda hukuki bir boşluk var. Daha önce bu maddenin uygulaması olmadığı için bir teamül de yok.

Bu hukuki ve fiili boşluk, uygulamayla doldurulacak. Uygulama makamı da cumhurbaşkanlığıdır.

Yani bu konuda bir teamül yok; oluşacak teamülü Cumhurbaşkanı oluşturacak

Dolayısıyla Cumhurbaşkanı HDP’siz bir hükümetin kurulmasına ön ayak olabilir ve itiraz edenlere şunu söyleyebilir:

“Anayasada ayrıntılı bir düzenleme yok, bir uygulama kanunu da çıkarılmamış, bu konuda emsal bir uygulama da yok, teamül de yok... Ben de siyasi ve fiili durumu değerlendirerek HDP’siz bir kabineyi onaylıyorum. Çünkü HDP normal, olağan ve meşru bir parti değildir. Eşkıyanın siyasi uzantısıdır… Askeri cuntanın anayasası bunu emretse bile ben bunu uygulamıyorum…”

***

Şöyle bir prosedür izlenebilir:

Cumhurbaşkanı görevi, en büyük partinin başkanına verir. Bu isim HDP’siz bir kabine oluşturur ve cumhurbaşkanı da bunu onaylar.

Bu hükümetin kuruluşu için meclisin güvenoyuna ihtiyaç yok. Dolayısıyla bir yasama işlemi olmayacağı için bu kabineye itiraz edenler Anayasa Mahkemesine gidemezler… Başka bir maksatla, başka bir yargı makamına da başvuramazlar.

Bu hükümetin kuruluşu Cumhurbaşkanının onayıyla tamamlanır. Dolayısıyla burada bir yasadışılık var ise bile cumhurbaşkanı sorumsuz olduğu için herhangi bir suçlama/soruşturma sözkonusu olamaz.

Cumhurbaşkanı vatana ihanet dışında hiçbir şeyle suçlanamaz.

Herhalde cumhurbaşkanı, “Eşkıyanın uzantısı partiyi hükümete almadı, bu nedenle vatana ihanet etti” gibi bir mantıkla suçlanamaz.

***

Yani hukuken HDP’siz hükümet formülü aleyhine yapılacak bir şey yok. Hukuki engelleme mümkün değil…

Olup biten şundan ibaret: Cumhurbaşkanı re’sen, anayasanın kapalı bir hükmünü, siyasi konjonktür ve fiili durum gereği uygulamamıştır. Sorumsuz olduğu için de hukuken suçlanamaz…

Bu hükümet siyaseten de, HDP hariç, diğer partiler tarafından suçlanamaz.

CHP ve MHP kalkıp da “HDP mutlaka hükümete alınmalıdır, bunu almayan Ak Parti vatan hainidir” şeklinde bir propaganda yapamaz…

Birkaç kendini bilmez bilim adamı ile HDP’li vekiller itiraz edebilirler… Onların itirazının da bini bir para…

***

Geçen yazımda da belirttiğim gibi, Cumhurbaşkanı bu riski almazsa ve HDP’li bir hükümet kurulursa da kıyamet kopmaz.

Bunun da tedbirleri bellidir:

  • Hükümete ılımlı HDP’liler alınır… Bunlar basında yazılıp çiziliyor…
  • Bu hükümet, zorunluluk olmadığı takdirde, hiç toplanmayabilir…
  • Toplansa bile rutin kararlar dışında önemli karar alınmaz…
  • Atamalar Başbakanın iznine tabi kılınır; HDP’li bakanlar atama yapamazlar…
  • HDP’ye iç boş bakanlıklar verilir… AB bakanlığı gibi…

HDP, “bakan isimlerini biz belirleriz, yoksa bakan vermeyiz” derse iş zaten çözülmüş olacak… Ancak HDP her ne olursa olsun hükümete girmek istiyor. Yani bakan isimlerini belirleme konusunda ısrarcı olmayacak gibi görünüyor.

Bu Davutoğlu’nun işini kolaylaştırır. Davutoğlu, Celal Doğan gibi, CHP’den yeni HDP’ye geçmiş, çekirdekten HDP’li olmayan, şiddeti övmeyen isimleri seçebilir…

***

Ak Parti’nin esas zorlanacağı yer seçim sürecidir. Seçim sürecinde MHP ve CHP şu propagandayı yapacak:

“İşte gördünüz mü, HDP’yi iktidara taşıdılar…”

Bu söyleme, az çok gündemi takip eden, haberleri izleyen geniş kitle inanmaz. Ancak ön yargılı ve dar görüşlü bazı kesimler inanabilir…

Karşı propagandayı geliştirmek de Ak Parti teşkilatına düşüyor. Ak Parti, kestirmeden şunu diyebilir:

“Asıl HDP’yi hükümete sokan MHP ve CHP’dir. Biz ikisine de HDP’siz hükümet önerisi götürdük fakat onlar bize yanaşmayarak HDP’yi hükümete soktular… HDP’siz bir hükümet için bize daha fazla destek verin, tek başımıza gelelim…”

***

Muhalefetin ikinci kara propagandası şudur:

“Tek başına iktidar için savaş başlattılar…”

Bu da çok temelsiz bir propagandadır…

Bir defa, “çözüm süreci bitsin, PKK bitirilsin” diyen MHP idi… Dolayısıyla şimdi yapılan, tam da MHP’nin istediği bir şeydir.

İkincisi, bölücü örgüte dönük operasyonlar erken seçim kararı alınmadan çok önce başlamıştır; önce erken seçim kararı alınıp, sonra operasyonlar başlamamıştır.

Bölücü örgüt ve onun partisi, çok önceden yaptıkları özerklik planlarını, seçim sonuçları üzerine uygulamaya geçirmek istediler. Devlet de bunlara gerekli cevabı vermeye başladı…

Yani operasyonların erken seçimle hiçbir alakası yok…

Not:

(1) Özel televizyonlar Anayasaya aykırı olarak kuruldular; Anayasa daha sonra değişti… Yani istim arkadan geldi. Hızlı değişim zamanlarında pratik teoriyi, uygulama ve zamanın gereklilikleri de mevzuatı aşıyor… Burada değişmesi gereken, teoridir ve mevzuattır…

 

 

 

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Küçülen ABD, Büyüyen Türkiye’ye Karşı 19.10.2017Görmez Neden Ayrıldı? 14.08.2017Darbeye Katılmayan FETÖ’cü Tehlikesi? 20.07.2017Erbakan’ın İftarından Akar’ın Bayramına 28.06.2017Ramazan Üzerine Son Notlar 18.06.2017Katar’ı neden kuyuya atmak istiyorlar? 08.06.2017Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.