YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Prof. Dr. Cemal Fedayi
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Erdoğan görevi CHP’ye vermek zorunda değil
19 Ağustos 2015 08:46

CHP, 1950-60 arası girdiği bütün seçimlerden hezimetle çıkmıştı.

Halkın oyuyla iktidara gelmekten ümidini kesmiş, ümidini darbeye bağlamıştı.

Nihayet beklediği darbe 1960’ta olmuştu ve CHP alesta beklemeye başlamıştı.

Darbenin elebaşı Cemal Gürsel o günleri şöyle ifade etmişti: İnönü, gerdeğe girmeye hazır damat gibi iktidarı bekliyordu…

Gerçekten de halkın oyuyla iktidara gelemeyen CHP, darbe sonrasında, askerlerin zorlamasıyla iktidara geldi…

***

Günümüzde de CHP, yine iktidara susamış ve yine gerdeğe hazır damat gibi bekliyor…

CHP’nin planı çok basit:

Davutoğlu görevi cumhurbaşkanına teslim ettikten sonra görev Kılıçdaroğlu’na verilecek. Kılıçdaroğlu bir koalisyon kuramayacak ama bir azınlık hükümeti kuracak.

Bu hükümet 276’yı yakalayamayacak ama devirmek için de muhalefet 276’yı bulamayacak. Çünkü MHP ve HDP hükümeti devirmeyecek. Ak Parti ise 258’de kalacak. Böylece CHP azınlık hükümeti yoluna devam edecek…

Bu CHP pek saf doğrusu… Kendisi saf ama karşısındakini de saf zannediyor.

CHP, karşısındaki muhatabın bir siyaset devi olduğunu göremiyor.

***

İmdi:

Cumhurbaşkanı, Davutoğlu görevi iade ettikten sonra, hükümet kurma görevini Kılıçdaroğlu’na vermek zorunda değil.

“Efendim teamül gereği vermek zorunda” diyorlar.

Hiç de öyle bir teamül yok. Teamül şudur: Cumhurbaşkanı, hükümet kurma potansiyeli olan ve bunu bir formülle ortaya koyabilen birisine görevi verir.

Yani Cumhurbaşkanı önce bakacak, Kılıçdaroğlu’nun elinde hükümet kurabilecek bir formül var mı?

Gördüğümüz kadarıyla yok. Çünkü HDP ile kurmak istese MHP katılmıyor; MHP ile olsa HDP katılmıyor… MHP, HDP’nin karıştığı hiçbir formüle sıcak bakmıyor.

İki Kemalist parti olan CHP ve HDP’nin oy toplamı da hükümet kurmaya yetmiyor.

O halde Cumhurbaşkanı görevi Kılıçdaroğlu’na vermek zorunda değil… Çünkü Kılıçdaroğlu, görev talebinde bulunmadan, koalisyon formülünü deklare etmelidir.

Böyle bir deklarasyon göremiyoruz. 28 Şubat sürecinde Çiller, hükümet formülünü açıklamış ve görev talep etmişti. DYP, RP ve BBP, ortak hükümet kuracaklarını deklare etmişlerdi.

Ancak ortam, darbe ortamı olduğu için Demirel, bu açık formüle rağmen, görevi Çillere vermemişti.

***

Diyelim ki, Cumhurbaşkanı nezaket gösterip, açık bir hükümet formülü olmaksızın görevi Kılıçdaroğlu’na verdi…

Kılıçdaroğlu’nun getireceği hükümeti onaylamak zorunda değil.

Bu defa cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu’ndan, güvenoyu alıp alamayacağını soracak.

“Efendim ben azınlık hükümeti kuracağım” derse cumhurbaşkanı Kılıçdaroğlu’nun kabinesini onaylamaz.

Bir azınlık hükümeti kurulacaksa, bu hükümeti, en büyük azınlığa sahip parti kurmalıdır.

Zaten demokrasinin bir tanımı da böyledir: Demokrasi çoğunluğun değil en büyük azınlığın iktidar olduğu yönetim modelidir…

En büyük azınlık Ak Parti olduğuna göre, bir azınlık hükümeti kurulacaksa, bunu Ak Parti kuracaktır.

***

Yani Erdoğan görevi Kılıçdaroğlu’na vermez, yeniden Davutoğlu’na verir, o da 24 Ağustos’tan önce bir azınlık hükümeti kurar…

Bu hükümet güvenoyu alamaz ama bu hükümetin düşürülmesi için 276 da bulunamaz. Bu hükümeti düşürmek için CHP, MHP, HDP bir araya gelmeli. MHP, HDP ile aynı sepete giremeyeceğine göre bu azınlık hükümeti düşürülemez.

Bu hükümet kurulduktan sonra, hükümeti düşüremeyeceğini anlayan muhalefet, meclis marifetiyle erken seçim kararı alır.

Yani HDP’nin içinde yer alacağı bir seçim hükümeti kurulmaz, ülkeyi seçime Ak Parti azınlık hükümeti götürür…

***

Sonuç olarak CHP’in beklentisi ham hayalden ibarettir…

CHP boş yere ağzını açıp beklemesin. Karşısında, aptal karga yok…

CHP, herkesi kör, âlemi sersem sanıyor galiba…

***

Tedirgin olmaya gerek yok:

Kaosun sonu aydınlık…

24 Ağustos öncesi bir azınlık hükümeti kurulamaz ve seçim hükümeti zorunluluk olsa bile endişeye mahal yok…

Meclis seçim kararı almazsa, ki öyle görünüyor, cumhurbaşkanı ülkeyi seçime götürecek…

“Efendim bu geçici hükümete HDP de girecek, böyle bir şey düşünülemez…”

Doğru, HDP eşkıyanın uzantısıdır ama her şeyin bir formülü bulunur.

Muhtemelen MHP son anda kendini değil ülkeyi düşünür ve bir Ak Parti azınlık hükümetini, oylamaya girmeyerek, destekler…

MHP, aklını peynir ekmekle yemediyse, HDP’nin hükümete girmeyeceği bütün formüllere destek verir…

***

Diyelim ki MHP aklını peynir ekmekle yedi ve çarşı grubu gibi her şeye karşı çıktı…

O zaman da kıyamet kopmaz…

Cumhurbaşkanı seçim kararını alırsa 90 gün içinde yeni seçim yapılacak.

Geçici hükümet kurmak için de 45 günlük süre var.

Geçici hükümeti kurmakla bir Ak Partili görevlendirilecek ve bu Ak Partili, 45 günlük süreyi sonuna kadar kullanacak. Yani 90 günlük sürenin yarısında da yine Davutoğlu hükümeti iş başında kalacak.

Kurulsa bile, HDP’nin de içinde olacağı seçim hükümeti en fazla 45 gün işbaşında kalacak.

Hükümete alınacak HDP’liler Altan Tan ve Celal Doğan gibi ılımlı isimler olacak…

Ve bu hükümet rutin kararlar dışında karar alamayacak. Belki de hiç bakanlar kurulu toplanmayacak.

Bakanlar Kurulu toplansa bile karar alamayacak. Bilindiği gibi Bakanlar Kurulunda kararlar oybirliğiyle alınıyor.

Diyelim ki HDP’li bir bakan, kendilerine yarayacak bir karar çıkarmak istiyor… Bunu Ak Partili bakanlar imzalamayacağı için HDP’li bakan amacına ulaşamayacak.

HDP’li bakan, bakanlığında da kadrolaşamayacak. Çünkü üçlü kararname gerekiyor. Onu da Ak Partili Başbakan ve Cumhurbaşkanı imzalamaz.

Bu seçim hükümeti rutin idari işler ve zorunlu harcama belgelerini imzalamak dışında hiçbir iş yapamaz.

Yani sonuçta korkulacak bir şey yok. 3-5 HDP’li isim Bakanlar Kuruluna girse bile bu bakanlar olumsuz bir icraat yapamazlar.

Memleket sahipsiz değil.

***

Erken seçimden de bir tek parti iktidarı çıkacağı kesindir.

Çünkü halk, olmayacağı gördü. Tek parti iktidarının önemini kavradı.

Milliyetçi taban, ikinci tercihine, yani Ak Parti’ye yönelecek.

HDP’ye oy veren muhafazakâr taban da, eski partisine, yani Ak Parti’ye dönecek.

Her halükarda gelecek daha iyiye doğrudur…

Bu saatten sonra kimse Türkiye’yi eskiye döndüremez. Eski Türkiye artık muhaldir…

Yeni Türkiye kaçınılmaz olandır. Mukadder olandır… Muzaffer olandır.

Bütün eşkıyalar bir araya gelse de bunu değiştiremezler…

Pensilvanya’daki, Kandil’deki, Brüksel’deki bütün şakiler bir araya gelse de başarılı olamazlar…

Yazarın Önceki Yazıları
Düzen Kurucu Olarak Ak Parti 25.05.2017Bir Siyonist Proje Olarak ABD-PKK İş Birliği 12.05.201716 Nisan’da Yeni Bir Çağın Kapısı Açıldı 06.05.2017CHP Türkiye’de Kaybettiğini Avrupa’da Arıyor 28.04.2017Evet Oyları Neden Yüksek Çıktı? 26.04.2017Kılıçdaroğlu’nu Kim Yanılttı? 21.04.2017Kazanan Erdoğan; Kaybeden Bahçeli 17.04.2017Hayırcıların Son Yalanı: Eyalet 14.04.2017Darbe Ürünü Parlamenter Sistemin Bitmesi için EVET 13.04.2017Kılıçdaroğlu Şehitlere ve Savcılara Hakaret Etti! 05.04.2017AB’nin Çöküş, İB’nin Doğuş Sancıları 20.03.2017Şehit Ahmet Özsoy: 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a 02.03.2017CHP−Ordu−AYM=İktidarsızlık 27.02.2017Trump’ın Yeltsin Olmasını Kimler Önledi? 14.02.2017Yeni Türkiye’nin Resmi: Nuri Pakdil 01.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.