YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Zaman, Örgütün Amiral Gemisiydi... Battı...
07 Mart 2016 15:15

Son sahne çok şey anlatır. 

Hikayenin bitişidir bize, aslında, ne olduğunu anlatan.

Ablalar vardı; abiler yoktu sahnenin sonunda. 

150 ülkede okul açtık diyorlardı... sadece Türkiye’yi değil dünyayı yöneteceklerini söylüyorlardı...

Zaman gazetesine kayyum atanınca kayboldular. Abiler yoktu ortalıkta, ablalar vardı. Öylesine gazetenin karşısında duruyorlardı. 

Koskoca örgüt, kadınların arkasına saklandı... Tarihleri boyunca hep öyle yaptılar. Birileri tarafından korunup kollandılar; birilerinin arkasına gizlenerek iş çevirdiler. 

ABD, Mossad, Baronlar, Küreselciler, Üst Akıl    daimi koruyucusuydular. Heyhat onlar bile geride duruyorlar, sahiplenmiyorlar. 

Oysa Fetullah Gülen’i daha çocuk yaşta keşfetmişlerdi. ABD’de kontrgerilla eğitimi alarak Türkiye’ye gelen üsteğmen Esat Keşafoğlu keşfetti onu ilk. 1950’lili yılların ikinci yarısında Gülen daha 15 yaşındayken Gladio örgütünün özel eğitim ve takibine alındı. Başkaları da vardı. İçlerinde en beceriklisi Fetullah Gülen çıktı.

Her darbe sonrası yeni bir rol verildi Fetullah Gülen’e...

1960 darbesinden sonra Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nin kurucusu oldu. Cemaati kışkırttı sinema salonunu bastırttı.

Edirne staj yeriydi.

Türkiye’nin o dönem tek yatılı Kur’an Kursu olan Kestanepazarı’na (İzmir) atanmadan önce CIA’nin Türkiye İstasyon Şefi Graham Fuller ile görüştü.

Örgütün ilk çekirdek kadrosu o Kur’an Kursu’ndan toplandı. Vaazlar ile kendini gösterdi. Risale-i Nur Hareketi üzerinden Anadolu’da pek çok eve ulaştı.

12 Mart 1971 Muhtırası ile önü açıldı. Önce 6 ay hapis yattı. Risale-i Nur Hareketi’nin içinde kalmaya devam etti ama bir örgüt olarak çalışmaya başladı.

İstanbul sermayesi ile tanıştırıldı. Dönemin MİT Müsteşarı’nın da yer aldığı, ünlü işadamlarının evlerinde verilen özel toplantılara davet edildi. Masonlarla içli dışlı oldu.

Üniversite bulunan şehirleri hedef aldı. Anarşiden bıkan gençlere seslendi onlar için evler açtı. O evler örgütün kadrolaşmasını ve esnafla bütünleşmesini sağladı. Evleri yurtlar takip etti.

Tam da o dönemlerde benzer bir yapı olan, öncülü diyebileceğimiz ,Yeniden Milli Mücadele birden boşa çıkartıldı. O yapının enerjisi Fetullah Gülen’e aktarıldı. Alan açıldı.

12 Eylül 1980 askeri darbe ile Fethullah Gülen sahaya çıktı. Risale-i Nur’dan ayrıldığını beyan etmeden ilan etti. 

Sızıntı çıkardığı derginin adıydı. Asıl yaptığı iş devlete sızmaya başlamasıydı. Sızma 1980 öncesi başladı. Yeniden Milli Mücadele ve Ülkücüler üzerinden polis, askeriye ve devlet kadrolarında yer aldı.
Turgut Özal’ın ekonomiyi öne çıkartan uygulamaları ile Anadolu sermayesi içinde güç devşirmeye başladı. 12 Eylül’ün yasakladığı Ülkücüler, Akıncılar, Milli Görüş, Süleymancılar gibi yapıların boş bıraktığı alanı kolayca doldurdu. Mağdur olan ülkücüler ile yakınlaştı. Özal’ın mütedeyyin ve muhafazakarlara açtığı alanı doldurdu. 

Yurt, dershane, özel okul açılmasına hız verdi. Örgütü kitleselleşmiş, sermaye ile buluşmuş, siyaset ve devlet katında kabul görmeye başlamıştı.

1986’da kuruluşunda yer aldığı Zaman Gazetesi’ne 1987’de el koydu. 

Örgüte moral oldu Zaman gazetesi. Büyüdüklerini gösteren merkezi bir simgeydi. Aynı zamanda yayılmanın, her yere sızmanın, her yere gitmenin bir aracına dönüştü gazete.

Dünya 1990’a Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla girdi. Yurt dışına açılmak, Türk Cumhuriyetleri’nde okul açmak ABD’nin isteğiydi. Fethullah Gülen 90’lı yılların başında gittiği ABD’den bu talimatla döndü.

Süleyman Demirel’in Başbakan, Hikmet Çetin’in Dışişleri Bakanı olduğu yıllarda yurt dışında okullar açıldı. İçerde ise Fethullah Gülen bir figür olarak öne çıktı diyalog adı altında her kesime ulaştı.

İş dünyası, sanatçılar, entelektüeller, sporcular, siyasetçiler, gazeteciler ile bir araya geldi. Devlet içinde kadrolaştı, bürokraside kilit noktalara hakim oldu. Polis teşkilatı neredeyse Fetullah Gülen’e bırakıldı.

28 Şubat Darbesi ile örgüt bir kademe öne çıktı. 28 Şubat siyasi kadroları darmadağın edince saha tek örgütlü yapı olan FETÖ’ye kaldı.

FETÖ 28 Şubat ile operasyonel bir yapı kazandı, Ergenekon kadrolarının koruması altında pek çok eyleme imza attı. Devletin içinde ayrı bir Devlet gibi örgütlendi.

Devletin bütün kurumlarında, hayatın tüm alanlarında paralel yapılanmasını tamamladı.

Tam o noktada ABD Fetullah’ı aldı, Öcalan’ı verdi.

Bu FETÖ’nün Türkiye’de her türlü Gladio yapısının en üstüne çıktığının işaretiydi.
Gladio’nun bütün örgütleri FETÖ’ye bağlandı.

28 Şubat’tan çıkıp gelen AK Parti’nin elinde kadro yoktu. “Altın Nesil yetiştirdim” diyen FETÖ devreye girdi. Muhafazakar, mütedeyyin görünümlü bu kadrolar devlet içinde, medyada, iş dünyasında, siyasette, üniversitelerde öne çıktılar.

Ergenekon davalarını devleti tam anlamıyla ele geçirmenin aracı olarak kullandılar.

AK Parti’nin kapatılması davası ile kendilerini gizlemeyi bir kez daha başardılar.

Bu süreçte kendilerine engel olabilecek kim varsa üzerine gittiler. Deniz Baykal onlardan biriydi.

İletişim alt yapısını ele geçirerek, herkesi rahatça dinleyebilir hale geldiler.

Mahkemeleri etkileyebilir, polisi rahatça kullanabilir oldular.

Anayasa değişikliğini devleti tam anlamıyla ele geçirmenin son hamlesi gördüler. 

HSYK üzerinden Türkiye’nin yargı sistemini işgal ettiler, karşı çıkanları esir aldılar.

Durumları çok önceden fark edilmişti.

Hrant Dink’i öldürdükleri biliniyordu. Mossad, CIA adına casusluk yaptıkları belli olmuştu.

Mavi Marmara ile İsrail’in yanında oluşu insanların kuşkusunu iyice arttırmıştı. 

7 Şubat 2012 MİT operasyonu ile FETÖ tam açığa çıktı. 

Gezi olaylarında organizasyonun sahibi oldukları görüldü. Dahası bir Gladio örgütü olduğu anlaşıldı.

17/25 Aralık son şanslarıydı. Başaramadılar.

Yenilgi görünmüştü.

Son ümitleri PKK idi. Şehir savaşı başlatan PKK başarılı olsaydı, Türkiye’yi Suriye yapacaklar, Ordu’yu kışkırtıp darbe ile yönetimi ele geçireceklerdi.

Bu milleti, bu devleti hafife aldılar. Erdoğan’ı, Davutoğlu’nu yalnız zannettiler...

Yanıldılar.

Önce Gladio örgütü PKK yenildi. Kürtler PKK’yı, HDP’yi yalnız bıraktı. Devletin, milletin yanında yer aldılar.

Sonra ABD YPG’nin arkasından çekilmeye başladı. Rusya, İran o ittifakın dışına çıktı.

AB, başka telden çalmaya başladı.

Ve nihayet bütün örgütlerin orkestra şefi FETÖ yenildi.

Gazetesine el konuldu.

O defter kapandı. PKK da, FETÖ de bitti.

Zaman, örgütün amiral gemisiydi. Hepsi atlayıp kaçtı o gemiden.

Geriye kadınlar kaldı. Öylece orta yerde bırakıp gittiler ablaları.

Hiç şüpheniz olmasın.

Terk edip gittikleri kadınlardır, onları vicdan mezarlığına gömecek olan.

Herkese, hepimize geçmiş olsun.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Pentagon ve CIA’ye verilen sınırsız operasyon izni 24.03.2017Terör koridorunu açamayanlar 100 binlik ordu kuruyor! 22.03.2017ABD durmuyor... Cami bombalıyor, YPG’ye helikopter veriyor 20.03.2017İki fotoğraf: Masada üç Komutan... Arabada bir Bakan 17.03.2017Türkiye elindeki “etkili silahı” ne zaman kullanmalı? 15.03.2017Osmanlı; Doğu’da kazanmadan Batı’da sefere çıkmazdı 13.03.2017Barzani ve Rojava Peşmergesinin önü açılıyor 10.03.2017Almanya ABD’nin yerine ne zaman Ankara’ya düşman oldu? 08.03.2017Erdoğan’ın Almanya tepkisine Bahçeli’den gelen destek 06.03.2017ABD askeri PKK/YPG için ölür zannedenler! 03.03.2017Menbiç’te “Hendek Kazan” 500 ABD Askeri 01.03.2017Mehmetçik El Bab’a girdi ABD her yere silah yığdı 27.02.2017AK Parti’nin “evet” sloganı “Geleceğe cüret et” 24.02.2017ABD Rusya’yı sarıyor, İsrail Suriye’yi vuruyor, PYD ilerliyor 22.02.2017Türkiye yola nasıl devam edecek? Batı mı, bölge ülkeleri mi? 20.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // İsmail demir
Sayın celal bey geçenlerinizi allah rahmet eylesin allah nur içinde yatsın...
24 Nisan 2016 11:16
 // Ali LEK
Bu teferruatlı , kronolojik sıralamayla, her insanın anlayacagı bir dille yazmış olduğunuz bilgileindirme yapan yazınız için teşekkür ediyorum, elinize,dilinize. Yüreğinize sağlık. Deliller nerede diyen kardeşimiz; haps e,, atılan ,kaçan savcılar, hakimler , kayyum atanan gazeteleri, holdingleri, tutuklanan abiler, ablalar, ihanet davaları yetmezmi? Dost edindikleri hep Türkiye düşmanlari olması dakaçan savcılar,hakimler,...
26 Mart 2016 16:21
 // Azmi
Ergenekon'un himayesi ile buyuduklerini soyluyorsunuz ama ETO operasyonlarinda Ergenekon'cu tum subaylari, birlikte onlerinde engel olan masumlar da dahil, tutuklattirdilar. Burada bir tezat yok mu? Sadece olaylari kendinizce siralamis bunlara hicbir delil gostermemissiniz. Bizim de bildiklerimiz saydiklarinizin icinde fakat bazilari icin su ana kadar delil de gosterilmis degil. Bizler bir gruba olan kizginligimizla onlara adaletsiz davranirsak, onlardan ne farkimiz kalacak?...
11 Mart 2016 00:29