YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yenikapı: Düne veda yarına merhaba.. Bir yeni başlangıç
08 Ağustos 2016 09:05

Benim de içinde bulunduğum 78 kuşağı “sağcı-solcu” diye ayrıştırılıp birbirine kırdırıldı.

Birilerimiz milliyetçiydi, diğerlerimiz devrimci... Anadolu’dan ailelerin kıt kanaat imkanlarla üniversiteye gönderdiği çocuklar bir birlerine düşmüş, vatanın kurtuluşunu diğerinin yok oluşunda görmüştü.

Aynı ilden, ilçeden, köyden gelenler birbirleriyle kıyasıya çatışıyor, ikisi de vatan, millet, devlet kurtarıyordu. 

Aynı toprağın, aynı iklimin, aynı coğrafyanın bu çocuklarını kim birbirine düşürmüştü?

Diğerini yok ettiğinde ülkenin kurtulacağını onlara kim anlatmıştı?

O gençler 80 sonrası bir araya geldiklerinde fark ettiler oyuna getirildiklerini. Yan yana durması mukadder olan o gençler, kendilerini bölüp birbirine düşman eden elin aynı olduğunu öğrendiklerinde bir kez daha kahroldular. Büyük utanç yaşadılar.

Anadolu işgal edildiğinde başladı bu ayrıştırma.

Önce mandacı mısın, bağımsızlıkçı mısın dediler.

Milliciler, kuvvacılar kazandı.

Sonra komünizmle mücadele, vatan cephesi dediler ABD ve NATO’nun binbaşılar üzerinden organize ettiği 27 Mayıs 1960 darbesini dayadılar. 

TSK, NATO ordusu oldu, devlet Gladyo’nun kontrolüne girdi.

68 kuşağı, “NATO’ya hayır”, “Bağımsız Türkiye” sloganıyla yola çıktı... Sendikalar siyasete ağırlığını koymaya kalktı...

“Hak ve özgürlükleri fazla” gören, “bu gömlek bu bedene bol” diyen anlayış 12 Mart 1971 muhtırası ile toplumun karşısına çıktı.

1980’lere 78 kuşağının sağ-sol çatışması, ülkücü-devrimci kapışması ve 5 bin üniversite öğrencisinin ölümü ile gelindi.

12 Eylül 1980 bambaşkaydı.

Darbe öncesi çatıştırdığı gençleri darbe sonrası karıştır-barıştır siyasetiyle devre dışı bıraktı; yerine “İslamcı” adıyla FETÖ’cüleri, bölücü terör örgütü adıyla PKK’yı ikame etti.

Onlar rahatça gelişsin, sosyal, siyasal ve ekonomik hayata hakim olsun diye siyasi partileri de kapattılar.

Alan FETÖ ve PKK için sıfırlandı.

FETÖ mütedeyyin insanlar adı altında devlete, ekonomiye, medyaya, askeriyeye, yargıya yerleştirildi; PKK ise alabildiğine güçlendirildi.

PKK’ya karşı ülkücüler, laiklere karşı mütedeyyin adı altında FETÖ öne çıkartıldı.

90’larda dünya soğuk savaş dönemini geride bırakırken Türkiye’de birileri kendi soğuk savaşını öne çıkardı.

Arka arkaya laik-aydın cinayetleri başladı.

“Kahrolsun Şeriat” sloganı ilk kez Uğur Mumcu’nun cenazesinde atıldı. O katliamı kınamak için Uğur Mumcu’nun cenazesine gelen pek çok muhafazakar Müslüman, töreni terk etmek zorunda kaldı.

Bu; Müslüman gençlerle sol-sosyal demokrat-laik gençlerin buluşmasını önledi. 

Arkasından gelen 28 Şubat darbesi işin tuzu biberi oldu.

FETÖ, 2002’de işbaşına gelen AK Parti iktidarını iyi kullandı.

Cepheleşmiş, yek diğerinden “intikam almak isteyen” gruba destek olmak amacıyla AK Parti Hükümetleri döneminde devlete ve yerel yönetimlere tam anlamıyla yerleşti.

Tehlike 2010 sonrası sezilmeye başlandı. 2012’de fark edildi. 2013’ten itibaren tedbir dönemi başladı.

Aynı zamanda FETÖ saldırıya geçti. 

2013 Gezi kalkışması, FETÖ’nün seküler ve sosyal demokrat kesimle buluşmasını ve kaynaşmasını sağladı.

17/25 Aralık FETÖ’nün yargı üzerinden saldırısıydı.

Fark edildi. Yeterince mücadele edilemedi.

Siyaset ve devlet aygıtı büyük oranda FETÖ’nün kontrolü altındaydı.

7 Haziran 2015 sonrası FETÖ ve arkasındaki güç ABD-NATO tam anlamıyla saldırıya geçti.

Temmuz 2015’te İncirlik Üssü’nün ABD’ye açılmasından sonra önce PKK, FETÖ’nün yardımı ile Türkiye’yi iç işgale kalkıştı.

Ardından FETÖ, ABD ve NATO’nun koordinasyonunda darbe kalkışması ile Türkiye’yi işgale yeltendi.

Millet 15 Temmuz’a izin vermedi.

Bugüne kadar Türkiye toplumunu çatıştıran, ayrıştıran ABD-NATO bloku ilk kez kaybetti.

Millet 15 Temmuz gecesi sokağa çıktı ve yan yana durdu. Önce darbeye kalkışanlara ders verdi, ardından siyasete ayar çekti.

7 Ağustos Yenikapı, milletin ve siyasetin ilk kez yan yana durduğu yer oldu.

15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalinden sonra Türk Ocağı ve Karakol Cemiyeti 23 Mayıs 1919’da Sultanahmet mitingini yapmış 150-200 bin kişi katılmıştı.

O miting yeni bir dönemin başlangıcıydı.

7 Ağustos 2016’da Yenikapı’da yapılan ve 80 ilin katıldığı miting de yeni bir başlangıç.

Milletin birleştiği, siyasetin yan yana durduğu yeni bir döneme girdik.

Devletin ve siyasetin yeniden inşa dönemi başlamıştır.

Hayırlı olsun. 
      
     

Yazarın Önceki Yazıları
Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Ne güzel bir slogan: “Ordu Halep’e!..” 14.12.2016Artık adını koyalım: Bu iş; Terör değil, Savaş 12.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.