YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yaşadığımız şeyler neyin habercisi
28 Şubat 2014 13:45

Bugün 28 Şubat’ın yıldönümü. Hani şu bin yıl sürecek denilen post modern darbe vardı ya... İşte onun yıldönümündeyiz.

Bunca yılın ardından soru şu:

Türkiye yeni bir darbeye doğru mu gidiyor; yoksa darbeden çıkış sancılarını mı yaşıyor?

Karamsar mı olmalıyız; iyimser mi?

28 Şubat’ın üzerinden 17 yıl geçtikten sonra yaşadığımız 17 Aralık neden ve nasıl ortaya çıktı?

17 yıl sonra post modern darbeden dost modern darbeye nasıl evirildik?

28 Şubat darbesini esasen 1993 yılından başlatmak mümkün.

Turgut Özal bir girişimde bulundu.

Kürt sorununu çözmek, PKK’yı silahsızlandırmak istiyordu.

Abdullah Öcalan ile temas kurmaktan çekinmedi. Görüşmeler belli bir noktaya geldi, barış umudu doğdu.

33 askerin katledilmesi ve Özal’ın zehirlenmesi ile barış süreci durduruldu.

“Bölücülük ve İrtica” iç düşman olarak belirlendi. Kürtler ve Müslümanlar hedefe kondu.

İşe MHP ile ittifakla başlayan Refah Partisi kapılarını Kürtlere açınca birinci parti oldu. Necmettin Erbakan hükümeti kurdu.

Fiili darbe o zaman geldi. 28 Şubat 1997’de MGK düğmeye bastı ve Erbakan istifa etmek zorunda kaldı.

28 Şubat sürecinden çıkış yeni bir siyaset ile mümkün oldu. 28 Şubat’ın hedef kitlesi AK Parti’nin etrafında toplandı.

Askeri Vesayete İndirilen Darbe

AK Parti Türkiye’yi 28 Şubat darbe sürecinden ancak yeni toplum kesimlerini oyunun içine katarak çıkardı.

Yeni toplum kesimleri ortaya çıkınca eski rejimi ayakta tutan odakları hedefine aldı.

Askeri vesayet o mücadelenin sonunda geriletildi.

Devlet dönüştürüldü, ancak 28 Şubat’ın dayandığı toplumun sivil kesimleri olduğu gibi kaldı.

Medya, sermaye ve üniversiteye dokunulmadı.

Saflığa gelen konu

AK Parti değişim denilen şeyin bazı yerlerde yer değiştirme olduğunu fark etmedi.

Askeri vesayete destek veren yapılar ve anlayışları tasfiye ettiğini zannederken oralara esasen yeni vesayetin kadrolarının yerleşmekte olduğunu görmedi.

Samimi uyarılar boşa gitti.

“Aman ha... dikkat” diyenler hedef alındı, onların işaret ettikleri dolu dizgin yol aldı.

Hanefi Avcı “bunlar örgütleniyorlar” dedi kendini hapiste buldu...

İlker Başbuğ, durumu görüp harekete geçin çağrısı yaptı; terör örgütü üyesi olmakla suçlandı...

Tamer Korkmaz, Alper Tan gibi gazeteciler tek tek örnekler üzerinden gittiler tehlikenin altını çizdiler... Üzeri çizilen onlar oldu...

Ne zaman Erdoğan çözüm süreci dedi, işte o zaman gerçeği gördü...

Özal’ın başına neyin geldiğini kavradı...

Şimdi saldırı üzerine saldırı alıyor...

Bir tür “eski dostların kavgası” görünümünde cereyan eden bu darbe ortamından Türkiye nasıl çıkacak?

Yeni toplum kesimleri oyuna dahil edilmeden bu mümkün mü?

Eski rejimin medya sözcüleri “Cemaati at... bizi al” diyorlar...

Krizi fırsata çevirmek istiyorlar...

Yeni Türkiye deniliyorsa... Bu kurulacaksa...

Bunu yukarıda kurulan ittifaklar ile olmayacak...

Sahada ve sahnede buluşan Kürtler ve Türkler birlikte yapacak...

İhtiyaç olan ise sadece bakış açısı...

Seçim galiba bunu sağlayacak...

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
PKK ABD’nin esas oğlanıyken çözümü Washington’da aramak 18.09.2017Yanı başımızda yeni harita çizmeye kalkan adam: Brett McGurk 15.09.2017Erbil’den Akdeniz’e PKK-Barzani Devleti 13.09.2017Allah sormayacak mı; bilimde niye geri kaldın diye? 11.09.2017ABD’nin hamlesi Zafer Çağlayan; Ankara’nın cevabı ne? 08.09.2017Güneyden kuşatılan ülke: Türkiye 06.09.2017Gayri Nizami Harp yapan ABD ile dostluk nasıl olacak? 28.08.2017Devlet emperyalizme karşı savaşla kurulur işbirliğiyle değil 23.08.2017Kapanan camiler kurulan ABD üsleri 21.08.2017Dengeleri değiştiren Ankara ziyareti 18.08.2017Enternasyonal bir dayanışma değil Hibrit savaşı 16.08.201716. Yılında AK Parti: Yoluna devam ediyor 14.08.2017Türk milletinin sınıra çekilen duvarla imtihanı 11.08.2017Darbenin yargılandığı mahkeme salonu 09.08.2017“Afiyet olsun” diyen genç kızın gözündeki o parıltı​ 07.08.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
00:21
 // GÖKÇEK DURUMU ÇAKTI
Melih Gökçek de, aşağıdaki ''AMAN HA... DİKKAT'' başlıklı uyarımla aynı paralelde bugünlerde beyanda bulundu. Oy pusulalarına seri numarası mı veriyorlar, UV ışınla görülecek barkot mu, yoksa kağıt paralarda bulunan bir güvenlik sistemi mi (hologram) getiriyorlar; önlem alsınlar. Çünkü bu paralel yapı kafaya takmış; ya ölüm, ya zafer(!) diye. Başka çareleri yok. Köşeye iyice sıkıştılar....
05 Mart 2014 00:21
00:18
 // AMAN HA... DİKKAT!
Bir uyarı da ben yapayım; paralel yapı, üç büyük şehirde seçimleri iptal ettirecek. İstanbul, Ankara ve Erzurum. Gelelim nasıl yapacaklarına... Paralel yapının elemanları önceden edindikleri gerçeği ile kolay ayırd edilebilecek sahte ve mühürlü oy pusulalarını ceplerine koyup, Ak Partiye 'evet' mührünü basıp, zarfa koyduktan sonra, gerçek oy pusulasına da, chp veya mhp' ye 'evet'i basıp, cebine koyacak. Ardından sıradan bir vatandaş gibi zarfı sandığa atıp, elini kolunu sallayarak imzasını atıp, çıkacak. Daha sonra seçimden hemen sonra ceplerine koydukları chp ve ya mhp ye verilmiş bu oy pusulaları bir merkezde toplanacak. Ardından bir kurban bulunup, sözde Ak partili bir şahıs, bu oy pusulalarını imha etmek isterken, sözümona suçüstü yakalanacak. Böylece tüm seçimler şaibeli olacak. Demedi, demeyin.
Kaynak: kuşlar....
01 Mart 2014 00:18