YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Yakılan Nevruz Ateşinde Anayasa Pişer mi?
22 Mart 2013 07:01

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun herkesi “talebesi olmaya” çağırdığı Diyarbakır; mürşit şehir olduğunu gösterdi.

Bir büyük parantezi kapattı.

“İmralı zabıtları” adını verdikleri değiştirilmiş metnin altına imzasını atan Namık Durukan, Diyarbakır’da tepki görüyorsa, bir ezber bozuldu demektir.

Abdullah Öcalan’ın “silahlı unsurlar dışarı çıksın” çağrısı bile o meydanın gerisinde kaldı.

Yaşanan, silahın yerine siyasetin geçmesinden ibaret değil.

Kürtler ve Türkler arasında helalleşmenin ilk adımı o meydanda atıldı.

Mezopotamya coğrafyası ile Anadolu’nun ayrılmaz olduğunu gösterdi; Kürdistan ile Anadolu’nun bir olduğunu öğretti.

İstanbul’da yapılan son toplantıda Meclis-i Mebusan Misak-ı Milli sınırlarını ilan eden bir karar almıştı. O hatırlandı.

Misak-ı Milli için Ankara’da toplanan Meclis’te Kürtler ile Türklerin olduğu akıllara, gönüllere bir kez daha yerleşti.

Ortak geçmişten gelen bu iki millet yarım kalan işi bitirmek için ortak bir gelecek kurmaya o meydanda ant içti.

İşte bu tablodur yeni olan. Ve parantezi kapatan...

Yüz yıllık ezberi bozacak olan Diyarbakır’daki o fotoğraftır.

Artık o tabloyu kimse bozdurmaz.

ABD Başkanı Barak Obama Tel Aviv’e gelip “sonsuz ittifak” gösterisine girse de iş değişmez.

O sözün sonu “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat sürecinden bin beter olur.

Diyarbakır kucaklaşmasına engel olamayanlar, gazetelerinin birinci sayfalarında istedikleri kadar Türkiye’nin Ortadoğu’da Rusya, ABD, İsrail, İran ve Batılı ülkeler tarafından yalnızlığa itildiğini göstermeye çalışsınlar; nafile.

Diyarbakır’da milletin ortaya koyduğu tablo büyük bir barış ve yeniden inşa masasının kurulduğunu gösteriyor.

Bu Kürtlerin yuvaya dönüşüdür.

Bu Türkiye’nin yeniden kurulması ve demokratikleşmesidir.

Bu aynı zamanda Ortadoğu’nun, bölgenin yeniden dizayn edilmesidir.

Bu Suriye’nin çözülmesi, halkın kendi iktidarını kurmasıdır.

Ortada öyle “kanlı bir pat hali” falan yoktur; sona gelinmiştir.

Türkiye bunu Kürtleri yanına almadan yapamazdı.

Doğrusu Kürtlerin de Türkiye’den başka gidebileceği bir yeri yoktu.

100 yıl bunu denediler. Bu iki milleti karşı karşıya getirmek için ellerinden geleni yaptılar.

Ama başaramadılar.

Emperyalistler her yola başvurdu, Osmanlı ülkesini parçaladı, petrole el koydu, devleti ele geçirdi...

Ama milleti yenemedi.

Kürtler ve Türkler yenilmediklerini Diyarbakır’da yaktıkları Nevruz ateşi ile gösterdi.

Bugüne kadar başkalarının çatışma aracı haline getirdiği ne varsa o ateşin alevlerinde yanıp gitti.

Dicle ile Fırat, Sakarya ile Meriç’ten ayrı olmadığını, Menderes ve Gediz’e uzak durmadığını gösterdi. Onlar adına kardeşleri Tuna ile Nil’e selam gönderdi.

Bayram haklarıdır.

Niyazi Koyuncu’nun, o bayrama ortak olması bir başka korkuyu alıp götürdü.

Diyarbakır Karadeniz’i de bağrına bastı. 

O hırçın dalgalar ile dağların boranı birleşti; başkalarının korkusu oluverdi.

Nevruz yeni bir başlangıç, ama her şeyin bittiği anlamına gelmiyor.

Nevruz yola çıkıldığını gösteriyor.

Yol uzun. Yapılacak çok iş var.

Şimdi Ankara devreye girecek.

Kürtlerle Türklerin Osmanlı’dan devir alıp 1920’de Ankara’da birlikte açtıkları Meclis çalışacak.

100 yıldır yaşananların tecrübesi ile gelecek 100 yılı kuracak.

Yeni bir anayasa yapacak.

Ortak geçmiş, bize ortak geleceği birlikte kurmayı mecbur ediyor.

Tarihin o mecburiyetine bu Meclis’in bigane kalması düşünülemez.

O anayasaya herkesin ihtiyacı var.

Kürdün, Türkün, Arabın, Ermeninin, Süryaninin, Çerkezin, Rumun...

En çok da bu coğrafyanın ihtiyacı var o anayasaya.

 

Celal KAZDAĞLI

21 Mart 2013

Yazarın Önceki Yazıları
Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.