YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Vehbi Bey Devlet’in yanındaydı Rahmi Koç neden karşısında?
27 Eylül 2013 09:17

Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplandığında Vehbi Koç o Meclis’te “zabıt katibi”ydi. Konuşulanları kağıda geçiriyordu.

Cumhuriyeti kuran kadroyu orada tanıdı.

Meclis’te kalıp devletin içinde yükselebilirdi. Öyle yapmadı babasının işine döndü; ticareti seçti.

Cumhuriyetle birlikte büyüdü Vehbi Koç.

Devletin, Cumhuriyetin işadamı oldu. Devletin izni olmadan hiçbir iş yapmadı. Dostlarının ziyaretine bile ancak Devlet izin verdi ise gitti.

Can Paker Henkel’den emekli olunca anılarına yer verdiği bir kitap yayınladı: “Geriye Bakmak Yok.” Mehmet Barlas’ın Vehbi Koç’a ilişkin bir anısına yer verdi:

“Vehbi Koç’un ilk büyük işi Ankara Numune Hastanesi’dir. Siyasi tutumu hep devletle yakın olmaktı.

1957 seçimlerinde babam Cemil Sait Barlas hapse girmişti. Sabah alıp götürdüler Adana’ya, oradan Yozgat Cezaevi’ne... İdam talebiyle yargılanıyor. Evin etrafı sarılı, herkes eve gelmeye korkuyor.

Üçüncü günün sabahında kapı çaldı, Vehbi Koç! “Anneni görmek istiyorum” dedi. Annemin yanına çıkardım. “Cemil Bey hapse atılmış. Paraya ihtiyacınız olabilir” dedi. Annem sadece teşekkür etti.

Ben kırk yıl boyunca, “Herkesin gelmeye korktuğu bir dönemde babamın arkadaşı Vehbi Bey geldi, ne müthiş!” dedim.

Sonra Can Dündar kitaplaştırdı. Vehbi Koç’un mektupları çıktı. O günün notlarına baktım. “Emniyet Müdürü Kemal Aygün’e gittim. Cemil Sait Barlas’ın evine gidersem, başıma iş açılır mı diye sordum. Adam git dedi” diyor!”

Arkadaşı, dostu, eski Bakan Cemil Sait Barlas idamla yargılanırken ailesine ziyaret için bile Emniyet Müdürü’nden izin alan bir Vehbi Koç...

Ailesinin bugün Yeni Devlet’in karşısında yer alabileceğini hiç tahmin etmiş midir?
Yaşayıp bugünü görse acaba ne derdi?

Vehbi Koç daha Meclis’te katip iken kiminle iş tutması gerektiğini görüp anlamış bir adam.
Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüşen Devlet ile beraber olmayı çok erken yaşta kavramış.

Genç Cumhuriyetin kendisi gibi yeni işadamlarına ihtiyacı olduğunu görmüş ve gereğini yapmış.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla pozisyon değiştirmiş.

Cumhuriyet’in Genç İşadamı sıfatıyla uluslararası sermaye ile tanışmış, hızla sanayici işadamına dönüşmüş.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın yönetim kuruluna girip dışarıdan gelen kredilerin nereye aktarılacağı konusunda söz sahibi olmuş.

Görece devletten özerkleşmiş, Ankara Hükümetleri dışında kendine dış dünyadan ittifaklar bulmuş, onların dalga boyuna kendini bırakabilmiş.

Türkiye’ye kaynak, teknoloji ve know how transfer ederek yatırım yapılacak alanları belirleyen yapının bir parçası olarak devlet bürokrasisi ve onun siyasal kanadı ile birlikte “hükümetleri değiştirmeye cesaret eder” hale gelmiş.

Hiçbir zaman Devlet ve kurulu düzenle çatışmayı, karşı karşıya gelmeyi aklından geçirmemiş.

Neden bugün Koç Ailesi değişen ve dönüşen Devlet’e ayak uyduramadı?

28 Şubat’ta güvenlik bürokrasisi ile denenen ve ilk kez sermaye sınıfının da bu kadar kendini açık ettiği hükümet darbesinden sonra, işlerin sarpa sardığını Koç nasıl oldu da anlayamadı?

1 Mart 2003 tezkeresinin reddinden sonra gidişatın değiştiğini görmemiş olması mümkün değil.
Hadi diyelim Koç “Transatlantik” gibi geç manevra yapıyor, hiç olmaz ise IMF ile yolların ayrılmasından sonra Yeni Devlet ile karşı karşıya gelmekten vazgeçebilir, Vehbi Bey zamanında var olan kıvrak dönüşlerinden birini gerçekleştirip yeni duruma adapte olabilirdi?

Neden yapmadı ya da yapamadı?

Devlet ile iyi geçinme geleneğine sahip olan Vehbi Bey’in bu mirasına sahip çıkmak varken Rahmi Koç neden Yeni Devlet ile karşı karşıya gelmeyi seçer ki?

“Küresel sermaye ile iç içe geçmişlik mani oluyor” falan deniyorsa...

O zaman küresel sermayenin ülkeye ve bölgeye Türkiye’den ortaklarla yatırım yapmalarına ne demeli.

GSM teknolojisine yatırım fırsatını kaçırdığında Rahmi Koç çok üzülmüştü.

Önümüzdeki dönem enerji ve başka alanlarda Yeni Devlet’in küresel oyuncusu olan yeni yatırımcıları görünce Rahmi Koç acaba ne yapar?

Değer mi, kendinden menkul bir “psikolojik bariyer” için her şeyi heba etmeye.

Vehbi Bey takılıp kalır mıydı böyle şeylere.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Ne güzel bir slogan: “Ordu Halep’e!..” 14.12.2016Artık adını koyalım: Bu iş; Terör değil, Savaş 12.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.