YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Televizyonda Konuşan Gazeteci
17 Haziran 2013 10:23

Cumartesi akşamıydı.

Saat 20.50’yi geçmişti.

Sincan’da düzenlenen mitingde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşmasını bitireli henüz iki saat olmamıştı.

Polis 30 dakika “Gezi Parkı’ndaki göstericilere” seslendi, “eylemi bitirin” dedi.

Dağılan olmayınca polis Gezi Parkı’na girdi...

Tam o sıra yayında olan Halk TV’ye Can Dündar bağlandı.

Söylediği şuydu:

“Annelerin kucağından çocuklarını alıyorlar. Çocukların çığlıklarına tanık oluyorum. Bir katliam hazırlığı bu... Akıl alır gibi değil. Buna inanamıyorum... Gerçekten çok kötü şeyler olacak. Bunu Başbakan göremiyorsa bizim bir şeyler yapmamız lazım.”

Can Dündar “bir katliam hazırlığından” söz ediyordu.

“Herhalde orada korkunç şeyler olacak” diye düşündüm.

Can Dündar konuşmaya devam ediyordu:

“Ben de bir babayım gerekirse oraya gidip TOMA"nın önüne yatacağım. Başka yolu yok.”

“Bir katliam hazırlığından” söz eden Can Dündar bunu önlemek için “TOMA’nın önüne yatacağım” diyorsa...

Siz de koşar gider Taksim’de bir TOMA’nın altına yatarsınız...

Can Dündar’ı dinleyince diğer kanalları dolaştım. Hiç birinden tatmin edici bilgi alamadım.

Her biri gösterisine müşteri toplamaya çalışan çığırtkan gibiydi.

Kanal A’da Manşetlerin Dili programını birlikte yaptığımız Fatin Dağıstanlı’yı aradım. Taksim’e yakın olduğu için gidip duruma bir bakmasını isteyecektim.

Aradığımda tam da Gezi Parkı’nın içindeydi.

“Ne yapıyorsun orada, katliam varmış” dedim.

“Ne katliamı” dedi “ben polisin bu kadar sabırlı ve nazik olduğunu görmedim.”

Gece saat 02’ye kadar Fatin oralarda dolaştı.

Dikkatler Divan Oteli’ne yönelince, bu defa gecenin 01’inde Divan Oteli’nin içine girdi.

Hiçbir şey televizyonların anlattığı gibi değildi.

Öyle olmadığı Pazar günü daha net anlaşıldı.

Can Dündar polisin katliam hazırlığından söz ediyordu ama ortada katliama dair hiçbir iz yoktu.

Ne ölen vardı ne ağır yaralı göstericiler.

Sonuçta kurşunla yaralanan bir komiser olduğu anlaşıldı.

Eylemin ilk başladığı günlerde atılan tweetlerde hep ölen insanlar olduğundan söz ediliyordu. Panzerlerin altında ezilen insanlar var diye haberler yayıyorlardı.

Neden?

Birileri belli ki insanların ölmesini istiyor; polisin katliam yapmasını bekliyor.

Nedense, medya ilk gün 30 kadar çadırı kim yaktı, yıktı diye sormuyor; oradaki komplonun üzerine gitmiyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmelerinden sonra eylemi sona erdirmek için çaba harcayacaklarını söyleyenler, dönüp bir de eylemi sürdürme kararı aldılar.

Hem de Başbakan’ın tüm talepleri kabul etmiş olmasına rağmen.

Böylece Mehmet Ali Alabora’dan sonra meselenin birkaç ağaç olmadığını Taksim Platformu da kabul etmiş oldu.

Meselenin Hükümete karşı bir ayaklanma olduğu anlaşıldı.

İstanbul’da Başbakanlık Ofisi ile Ankara’da Başbakanlık Binası’nı basmak isteyenleri hiç görmeyen medya...

Eylemleri sürdürme kararı alan komiteyi “siz ne yapıyorsunuz” diye eleştirmeyen yazarlar...

Haber vermek yerine meydanlara adam toplamaya çalışan medya...

Kimi kitle örgütlerinin sokağa çıkma ve grev kararını demokrasi diye alkışlıyor.

Başbakan’ı diktatör ilan ediyor.

Pazar günü İstanbul’da üç ayrı olay yaşandı.

Kazlıçeşme’de bir milyona yakın insanın katıldığı Milli İradeye Saygı mitingi...

Olimpiyat Stadında 250 bin kişiyle düzenlenen Türkçe Olimpiyatı...

Ve gün boyu Taksim’e çıkmak isteyen grupların polis ile süren mücadelesi...

Bir gece önce “katliama hazırlanıyorlar” diyenler...

Pazar günü her görüş, inanç ve düşünceden milyonlar sokaktaydı...

Bunları görmeyeceğiz...

Gezi Parkı’na çadır kurulunca demokrasi, kaldırılınca diktatörlük diyeceğiz.

Öyle mi?

 

Celal KAZDAĞLI

17 Haziran 2013

Yazarın Önceki Yazıları
Terör koridorunu açamayanlar 100 binlik ordu kuruyor! 22.03.2017ABD durmuyor... Cami bombalıyor, YPG’ye helikopter veriyor 20.03.2017İki fotoğraf: Masada üç Komutan... Arabada bir Bakan 17.03.2017Türkiye elindeki “etkili silahı” ne zaman kullanmalı? 15.03.2017Osmanlı; Doğu’da kazanmadan Batı’da sefere çıkmazdı 13.03.2017Barzani ve Rojava Peşmergesinin önü açılıyor 10.03.2017Almanya ABD’nin yerine ne zaman Ankara’ya düşman oldu? 08.03.2017Erdoğan’ın Almanya tepkisine Bahçeli’den gelen destek 06.03.2017ABD askeri PKK/YPG için ölür zannedenler! 03.03.2017Menbiç’te “Hendek Kazan” 500 ABD Askeri 01.03.2017Mehmetçik El Bab’a girdi ABD her yere silah yığdı 27.02.2017AK Parti’nin “evet” sloganı “Geleceğe cüret et” 24.02.2017ABD Rusya’yı sarıyor, İsrail Suriye’yi vuruyor, PYD ilerliyor 22.02.2017Türkiye yola nasıl devam edecek? Batı mı, bölge ülkeleri mi? 20.02.2017İttifakta rahmet, itilafta felaket vardır 17.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.