YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Tarih bir gün sorar: “Sen niye yoktun?”
13 Ocak 2016 15:02

Önce neyin ne zaman olduğuna bir bakalım. 

7 Haziran seçimlerinden bir ay sonra, Ankara’ya bir ABD heyeti geldi. 7-8 Temmuz 2015’te yapılan görüşmelerde ABD ve Türkiye arasında prensip anlaşmasına varıldı. Anlaşmanın adı “İncirlik Mutabakatı”ydı. 

Buna göre ABD ve Koalisyon Güçleri istedikleri zaman İncirlik Üssü ile Türkiye Hava Sahası’nı kullanabilecek ve Suriye’de DAEŞ hedeflerini vuracaktı.

İncirlik Üssü’nün kullanımına karşılık Türkiye-Suriye sınırının Mare-Cerablus arasındaki 90 km’lik alan uçuşa yasak güvenli bölge ilan edilecek. Yasaklı bölgenin derinliği 40-50 km olacak.

Güvenli Bölge için gerekli görüldüğünde Türkiye topçu birlikleri ile destek verebilecek. “PYD Fırat’ın batısına geçmeyecek.” 

20 Temmuz 2015’te Suruç’ta toplanan gençlere canlı bomba saldırısı gerçekleşti. 34 vatandaşımız öldü. 

22 Temmuz 2015 Ceylanpınar’da iki polis evinde şehit edildi.

Aynı gün Fırat Haber Ajansı HPG’nin basın bildirisini yayınladı. Açıklamada “22 Temmuz günü bir Apocu fedai timi Suruç katliamına misilleme olarak bugün sabah 06.00 sularında Ceylanpınar’da DAİŞ çeteleriyle işbirliği içinde olan iki polise karşı bir cezalandırma eylemi gerçekleştirilmiştir” denildi.

Aynı gün 22 Temmuz 2015’te Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Obama telefonla görüştü. “İncirlik Mutabakatı” karşılıklı teyit edildi.

İki lider arasında 2013’te kopan diyalog o telefon görüşmesinden sonra yeniden başladı.

25 Temmuz 2015, Türkiye 3 yıl aradan sonra sınır ötesi operasyon başlattı ve PKK kamplarını bombaladı. 

6 Ağustos 2015, İncirlik Üssü’nden kalkan ABD uçakları Suriye’de bulunan DAEŞ hedeflerini vurmaya başladı.

10 Ağustos 2015, “Şırnak Halk Meclis’i bir basın açıklaması ile Şırnak’ta özyönetim ilan ettiğini açıkladı.

12 Ağustos 2015, KCK Şırnak’tan sonra Silopi, Cizre ve Nusaybin’de özyönetim kararı aldı. Daha sonra sayı 16’ya çıktı.

8-10 Ekim 2015 Erbil, Riyad ve Ankara’da saldırı oldu. Barzani’ye karşı ayaklanma başlattılar, Suudi Kral’ı Selman’ı zehirlemeye kalkıştılar ve Ankara Garı önünde canlı bomba patlattılar.

Barzani İran’ın hamlesini boşa çıkarttı, Kral Selman daha da güçlendi, Türkiye’de halk tehlikeyi gördü, istikrara oynadı.

Sonra ne oldu?

Rusya Esed’in daveti ile Suriye’ye gitti. DAEŞ’i değil muhalefeti ve Bayırbucak Türkmenlerini vurdu. Esed, İran ve Rusya birlikte Türkmen Dağı’nı düşürmeye kalktı. Türkiye saldırıyı sınırını ihlal eden Rus uçağını düşürerek püskürttü.

ABD hiç bir zaman “İncirlik Mutabakatı”na uymadı. Türkiye’nin istediği güvenli bölge kurulmadı.

Tam tersi PYD’yi destekledi. 50 ton silah yardımı yaptı. Rusya geri kalmadı 200 ton silah ve mühimmatı İran üzerinden PYD’ye ulaştırdı.

Türkiye’nin Başika’ya asker nakli herkesi şaşırttı. İran-Bağdat-Rusya ve ABD karşı çıktı.

PKK içerde Hendek siyasetine sarıldı. Çatışmayı Batı illerine yayma kararı aldı. Çıt çıkmadı.

Suudi Arabistan İslam Ordusu’nu ilan edince bölgede dengeler yeniden değişti. İran’ın Türkiye ve Suudi Arabistan’ı kuşatma harekatına Riyad sert cevap verdi. İran bölgede yalnızlaştı.

PYD bölgede hareketlendi. Fırat’ın batısına geçti. Türkiye’nin kırmızı çizgisi ihlal edildi.

Türkiye çoğu Türkmenlerden oluşan Suriyeli muhalif bir grubu destekleyip Halep’in kuzeyinden Cerablus’a yönelmesini sağladı. Fırtına obüsleri ile DAEŞ mevzilerini vurdu.

Cevap; İstanbul Sultanahmet’te patlayan canlı bomba oldu.

Ne diyordu Fatih Sultan Mehmet: “İstanbul’un güvenliği Bosna’dan kurulur.”

Ankara’nın, İstanbul’un güvenliği Suriye sınırına dikilen 4 m yüksekliğinde 35 km uzunluğunda duvar ile sağlanamaz.

Beka, bir uçak düşürüp beklemek, “ne işin var burada” dediklerinde Başika’da kuvvet tanzimi ile olmaz.

Güvenlik ve beka tereddüt kaldırmaz.

Devlet, savurduğu tehdidi ika kabiliyeti var ise devlettir.

“Ne işin var burada” diyenlere cevap “ABD’nin, Rusya’nın oralarda ne işi var” denilerek verilmez.

İş vaktinde yapılır.

Yoksa bir gün tarih sorar: Sen neden orada yoktun?

Sahi neden ABD var da... Rusya var da... İran var da... NATO var da...

Türkiye yok?

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.