YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sondan Bir Önceki Adım
25 Mart 2013 10:26

Soruyorlar, “ne oldu da İsrail Türkiye’den özür diledi” diye.

Çok şey oldu.

İsrail kurulduğunda, onu korumak için yapılan ne var ise hepsi tersine döndü.

Birleşmiş Milletler Filistin’i yok sayıp İsrail diye bir devletin var olduğunu ilan ettiği 1948 yılında Türkiye’ye ilk yaptırılan iş neydi?

Hatırlayan var mı acaba?

Türkiye-Suriye sınırına önce tel örgü çekildi, sonra bir milyon mayın döşendi.

Kim için?

Osmanlı İdaresi’nden sonra Fransa ve İngiltere’nin sömürgesi altına giren Suriye 1946’da bağımsız bir devlet olmuş.

Türkiye ile arasında bir sorun yok.

Sınırın iki yakasındaki akrabalar birbirini görüyorlar, düğünlerine, cenazelerine gidip geliyorlar.

İkinci savaşın galipleri, soğuk savaşın mimarları Türkiye ile Suriye’nin sıkı fıkı olmasını istemiyorlar.

Neden?

Filistinlileri topraklarından zorla sürüp çıkardıktan sonra kurulan İsrail rahat etsin diye.

Oysa o tarihte İsrail’in saldırdığı Arapların destek alabileceği tek ülke Türkiye idi.

O bağ döşenen mayınlarla kopartıldı.

Sonra ne oldu?

Dostluğun yerine düşmanlığı inşa ettiler.

Kim?

Türkiye’yi NATO düzenine mahkum eden arkadaki o güç.

“Emperyalizme karşı mücadele eden” gençlerin 60’lı yılların sonunda Beka Vadisi’ndeki kamplarda misafir edilmesi Şam ile Ankara arasını açmaya yetti.

Ama asıl mayın 1980’lerde inşa edilen PKK terörüydü.

İsrail’in desteği ile iktidara geldiği artık iyice belli olan Hafız Esed önce Bekaa Vadisi’ni PKK’ya verdi sonra Abdullah Öcalan’ı Şam’da misafir etti.

İsrail’i daima güvende tutmak isteyenler amaçlarına ulaştı.

Eline geçirdikleri PKK kartı üzerinden sadece Türkiye ile Suriye’yi düşman etmekle kalmadılar bir de Türk-Kürt düşmanlığını örgütlemeye çalıştılar.

Türkiye kendini birden “bölünme tehdidi” adı altında iç çatışma halinde buldu.

Bu durum İsrail’in güvenliği anlamına geliyordu.

Ona güvenerek Mavi Marmara’ya pervasızca saldırdı.

Türkiye kıpırdayamaz sandı.

Oysa Türkiye çok önceden mayınları kaldırmaya karar vermiş, 2009’da Suriye sınırını açmıştı.

Kürtlere elini uzatmış; 2010’da ise Oslo sürecini başlatmıştı.

İki gelişmeyi de torpillediler.

Ne zaman?

Tam da Mavi Marmara olayının yaşandığı 2010 yılından sonra.

Önce Oslo sürecinde masayı devirdiler, PKK içinde kendilerine bağlı kanat üzerinden “Devrimci Şiddet Stratejisi”ne geçtiler.

Hangi tarihte?

2011 Haziran seçimlerini AK Parti yüzde 50 ile kazandı. Aynı yıl Ağustos ayında Yüksek Askeri Şura’da yeni “masa düzeni” kuruldu, Org. Necdet Özel Genelkurmay Başkanı oldu. İşte ondan sonra...

Silvan saldırısı ile başladılar.

Reform sözü veren Beşar Esed de tam o süreçte halkını öldürmeye başladı.

Türkiye ile sınırı kapattı.

2012’ye Türkiye çok zor şartlar altında girdi.

Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ o yıla girerken tutuklandı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a “Yargı Darbesi” Şubat 2012’de yapıldı. Hedef Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dı.

“Darbe” girişimi Meclis’in müdahalesi ile önlendi.

Aynı zamanda PKK terörü arttırdı.

Türkiye Suriye konusunda yalnız bırakıldı, çevresinde karşı ittifak oluşturuldu.

O ittifakın merkezinde İsrail vardı.

Ama başaramadılar. Her şey onların tersine olmaya başladı.

Türkiye Suriye halkıyla bütünleşti; 1948’de bir milyon mayın döşenen sınır fiilen anlamsız hale geldi.

Suriye muhalefeti ülkenin yüzde 75’inde kontrolü eline geçirdi, Muaz el Hatib’in Halep sokaklarında dolaşıp Esed’e meydan okumasından sonra bir de Hükümet kuruldu.

Bu İsrail için yıkım demekti.

Ama asıl öldürücü darbe 21 Mart’ta Diyarbakır’dan geldi.

2 milyon Kürt meydanı doldurdu.

Abdullah Öcalan’dan gelen mesaj açıktı:

“Artık Türkiye ile beraberiz.”

Mezopotamya diyen, Misak-ı Milli diyen o mesaj yerini buldu.

Türkiye’nin bütünleştiği görüldü.

Mısır, Gazze, Filistin, Suriye ve Kürtler “Türkiye” deyince yapacak bir şey kalmadı.

İsrail Türkiye’den özür diledi.

 

Celal KAZDAĞLI

25 Mart 2013

Yazarın Önceki Yazıları
Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Kılıçdaroğlu’nun tek çıkışı: O karardan vazgeçmek 19.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.