YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Porto’da gördüğüm
08 Eylül 2014 09:21

Bir hafta gündemden uzaklaşırım diye ailecek Türkiye ile ilişkisi pek olmayan Portekiz’e gittik. Porto’da yaşayan aile dostlarımızı ziyaret ettik.

Douro nehri ile Okyanus’un buluştuğu Porto, daha çok Akdeniz havası ile sakin, huzurlu bir kent.

Tek dertleri var; ekonomik kriz. Nasıl edip de rahata ereceklerini bilemiyorlar.

İki şeyde artış var. Sokakta dilenenler ve konut satışları...

Eski Porto tarihi bir kent. Taksim, Galata, Eminönü, Balat, Fener karışımı bir yer. Tarihi doku korunmuş.

O yüzden çok sayıda turist var. Asıl gelirleri turizm olsa gerek.

 Fransızlar Porto’ya geri dönüyor. Meğer Fransa’da yaşayan 5-6 milyon Portekizli varmış. Hepsi Fransız vatandaşı olan Portekiz kökenli bu insanlardan Porto’ya gelip yerleşenler olmaya başlamış.

Rahat ve ucuz bir şehir. Belki bundan geliyorlar. Varlıklı olanlar ise tarihi değeri olan binaları satın alıyorlarmış. O binalarda şimdilerde büyük bir restorasyon çalışması var.

Benzeri ilgi 2000’lerde Galata için vardı. Pek çok yabancı ve zengin insanlar gelip bu bölgeden eski, tarihi binaları satın alıp, restore ettirmişlerdi. Benzeri şimdilerde Porto’da yaşanıyor.

Douro Nehri 150 km uzunluğunda ve İspanya’dan doğuyor. Ekonomi nehir etrafına dikilen üzüm bağları üzerine kurulmuş. 1500’lü yıllardan bu yana şarapçılık var.

Porto’nun şarapları ile ünlü olması 1800’lerin sonu ile 1900’lü yıllara dayanıyor.

Anlatılan hikayeye göre işin altında İngiliz parmağı var.

Fransa şarap konusunda çok kapris yapınca, İngiltere alternatif olarak Porto’yu öne çıkarmış. Porto ile fiyatları dengelemiş.

Porto’lu bir insana, kadın, erkek ya da çocuk, tek başına baktığınız zaman rahatlıkla Türk’e benzetebilirsiniz. Tip olarak İstanbul’da yaşayan insandan farklı değiller. Hepsi bir aradayken gördüğünüz zaman “bunlar başka millet” diyorsunuz.

Futbolu merak ediyorlar; yürüyorlar ve koşuyorlar. Okyanus kıyısı ile nehir kenarlarında koşu ve bisiklet için kilometrelerce özel yollar var. Yerel otoritenin görevi bu yolları temiz ve sağlam tutmak.

Türkiye’ye artan bir ilgi var. En çok İstanbul’u görmek istiyorlar.

Misafiri olduğumuz aile ve dostları Türkiye’deki gelişmeleri yakından izliyorlar. En çok akıllarında kalan şey “Gezi”. Ergenekon ve Fethullah Gülen, çözüm süreci, IŞİD sordukları sorular arasındaydı.

Türkiye’yi medya üzerinden takip edenler olumsuz görüşlere sahip. Konuşunca “biz bunları bilmiyorduk” diyorlar.

Tatil için gittiğim Porto’da Türkiye’nin nasıl bir badireden geçtiğini anladım.

3 Ocak 2013’te başlayan bir süreç var. Kürtlerle Türklerin kucaklaşmak ve ahitleşmek için çıktıkları yol. İşte o gün Batı kamuoylarını etkilemek için harekete geçilmiş. Arap Uyanışı ile başlayan Mısır ve Suriye’de farklı boyut kazanan olaylar Türkiye aleyhine kullanılmış. Gezi ile kampanyalarını taçlandırmak istemişler.

Arkasından son hamledir deyip 17-25 Aralık darbe girişimini gerçekleştirmişler. Paralel Yapı ile yıkmaya çalışmışlar.

30 Mart yerel, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimleri işin rengini değiştirmiş.

Eleştirilen, boy hedefi gösterilen Recep Tayyip Erdoğan iki defa üst üste seçim kazanınca Batılının gözünde çok güçlü bir meşruiyet elde etmiş.

Batı’da Türkiye aleyhine 3 Ocak 2013’te açılan parantez 28 Ağustos’ta Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı, Davutoğlu’nun Başbakanlık görevini alması ile kapanmış görünüyor.

Porto’da gördüğüm budur.

İçeride ve dışarıda oyunu bozan milletin kendisi olmuş.

Hürriyet boşa çaba harcıyor. Batı kamuoyunu etkilemeye yönelik yeni “diplomatik muhalefet” anlayışı bir işe yaramayacak.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.