YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Özal’ın Ölümünden Baldıran Zehrine
17 Nisan 2013 10:13

Türkiye bugün çözmeye çalıştığı “Kürt Sorunu” için 20 yıl önce büyük bir fırsat yakalamıştı.

17 Ocak 1991’de başlayan I. Körfez savaşı Türkiye’nin önüne o fırsatı koydu.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, sorunu çözmek için şartların uygun olduğunu gördü ve hamlesini yaptı.

Özal işe paradigmayı değiştirerek başladı.

Irak’ta yaşayan Kürtleri yabancı görmekten vazgeçti. Onlar için “Vatandaşlarımızın soydaşları” dedi.

Mantık çok basitti. Kürtler bizim vatandaşlarımız ise Irak’ta, Suriye’de yaşayan Kürtler de vatandaşlarımızın soyundan gelen insanlardı. Onların akrabalarıydı.

Akraba ile görüşülürdü.

Özal da öyle yaptı.

Mesut Barzani ve Celal Talabani ile görüştü. Iraklı Türkmenler ile buluştu.

O görüşmelerin olduğu 91 Sonbaharında Türkiye seçime gitti ve Süleyman Demirel yıllar sonra Başbakan oldu.

Demirel ve yardımcısı Erdal İnönü 91 sonunda Diyarbakır’da “Kürt Realitesi”ni kabul ettiklerini açıkladılar. 

Özal’ın başlattığı girişime en büyük darbe 1992 Nevruz’unda geldi. İlk gün çıkan olaylarda 57 kişi öldü.

Buna rağmen Özal yılmadı.

Adnan Kahveci’yi bölgeye gönderdi.

Kahveci bir raporla döndü.

Rapor “Kürt kimliği, Kürt dili, siyasal ve demokratik haklar” gibi konularda radikal öneriler içeriyordu.

Özal raporu elden geçirdi, kimi eklemelerde bulundu ve kendi raporu olarak Başbakan Süleyman Demirel’e gönderdi.

Başkanlık ettiği Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Kürtçe yayının serbest bırakılmasını önerdi; GAP televizyonunun Kürtçe yayın yapmasını istedi.

Sonra o meşhur açıklamayı yaptı:

“Federasyonu bile tartışmalıyız.”

Aynı Özal teröre karşı da en sert mücadeleyi verdi.

Önderlik ettiği girişimlerden sonra Türkiye ilk kez Barzani, Talabani ile birlikte PKK’ya karşı 1992 Nevruz’undan sonra harekat düzenledi.

PKK hüsrana uğradı. 3-4 bin kişi kaybetti.

1990’da başlayıp 1992’de devam eden laik-aydın cinayetleri ve kanlı 92 Nevruz’undan sonra PKK ilk kez ölümcül bir darbe almış oldu.

O hezimet sonrası Öcalan 1993 Nevruzu öncesi bir çıkış aramaya başladı.

Özal’ın sorunu kökünden çözme girişimleri aralıksız sürüyor, Talabani ve Barzani üzerinden PKK’yı sıkıştırıyordu.

Öcalan 17 Mart 1993’te Beka’da “20 Mart’tan 15 Nisan’a kadar ateşkes” ilan etti.

93 Nevruz’u kansız geçti.

Özal’ın kafasında plan belliydi.

Önce PKK silahı bırakacak sonra kademeli af ile kadrolar normal hayata döneceklerdi.

Onun için ateşkesin sürmesi gerekiyordu.

Öcalan 16 Nisan 1993 günü Beka’da bir basın toplantısı daha yaptı ve ateşkesi süresiz uzattığını ilan etti.

Ertesi gün Özal’ın ölüm haberi geldi.

Öcalan’ın ilk tepkisi “Özal öldürüldü” oldu. “Özal çözecekti” dedi.

Özal Kürt sorununu 20 yıl önce çözmek istiyordu. Öcalan da çözüm noktasına gelmişti.

Başka güçler izin vermedi.

20 yıl önce çözüm için çalışanlar öldü ya da öldürüldü.

Raporu hazırlayan Adnan Kahveci, şüpheli trafik kazasında öldü.

Çözümden yana olan ve Kürt liderlerle görüşmeleri sağlayan Jandarma Komutanı Org. Eşref Bitlis’in uçağı düştü ya da düşürüldü.

Turgut Özal’ın ölümü hep şüpheyle karşılandı.

20 yıl sonra Özal’ın ölümü mahkemeye taşındı ve savcı “zehirlenerek öldürüldü” iddiasıyla dava açtı.

20 yıl sonra bugün Kürt sorununun çözümü için adım atılıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sorumluluğu üstlendi.

Çözüm için baldıran zehrini içmeye hazır olduğunu ilan etti.

Bu bir meydan okumadır.

Türkiye 20 yıl kaybetti.

Bugün çözüme çok yaklaşıldı.

O iddianame mahkemeye gitmemiş olsaydı acaba çözüm bu kadar yakın olur muydu?

Barışın yolu 1993’ü Türkiye’ye yaşatan iradenin mahkum edilmesinden geçer.

Barış; o iradeyi toprağa gömer.

 

Celal KAZDAĞLI

17 Nisan 2013

Yazarın Önceki Yazıları
Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.