YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Onu Uğurlarken
05 Ocak 2015 08:30

“Bugün” diyordu annesi, “arkadaşları gelecekti, dersi evde yapacaklardı.”

Yılın son gününün akşamı için kararlaştırmışlardı. O akşam evde arkadaşlarıyla ders yapacaklardı. Umre’de olan annesine bir hafta önceden haber vermişti. Hazırlığını yapsın diye.

Annesi, babası bir gün önce dönmüşlerdi Umre’den. O gün akşamüzeri Fatih’in dönmesini bekliyorlardı. 10 günden fazla olmuştu görüşmeyeli.

Fatih annesine “dersi evde yapacağız” haberini verdikten üç gün sonra bu defa Umre’de olan babasını aradı.

Cuma akşamı Urfa’ya “cenaze”ye katılmak için gitme isteğini iletti. Yanında “abisi” olacağını söyledi. Babası “hayır” diyemedi. Gönlü tam elvermiyordu ama oğlu “Urfa’da camileri, türbeleri de ziyaret ederim” deyince “peki git” deyiverdi.

Fatih eğitim başladıktan sonra bir grup arkadaşıyla İstanbul’a gitmiş, cami, türbe, tarihi mekan, vakti ne kadar yetti ise gezmiş, 2-3 gün kalmıştı.

İstanbul ziyareti Fatih’e iyi gelmişti. Babası biraz da bu yüzden Urfa ziyaretine evet demişti.

Fatih bu yıl Tevfik İleri İmam Hatip Lisesi’ne girdi. Bir yıl sağlık meslek lisesinde okuduğu için ortak derslerden geçmiş sayıldı. İkinci sınıftan başladı.

Namaza küçük yaşta başladığından, akranlarına göre pek çok alanda bilgisi iyi idi.

Hiçbir zaman oyun peşinde koşan çocuk olmadı. Yaşının çok ötesindeydi. Yaşı 16’ydı ama 30 yaş olgunluğundaydı.

Sakin yapılı, sorulmadan pek konuşmayan, sorulunca da uzun uzun meramını anlatan bir çocuktu. Hiçbir zaman yarım ya da eksik cümle ile cevap vermez, cümleyi bütün unsurları ile kurar öyle konuşurdu.

Büyüklerle sohbeti sever, kardeşi Zehra ile uyumlu olur, onunla hoşça vakit geçirirdi. Zeynep daha çok küçük olmasına rağmen iyi bir ilişkileri vardı.

Yakın zamanda arka arkaya vefat eden iki dedesi de Fatih’i “farklı ve olgun” bir çocuk olarak görürlerdi. Biraz da farklı severlerdi.

“Ne güzel olur” diyordum sağlık meslek lisesinde okuduğu zaman “şu Beytepe’de bir fizik tedavi kliniği kursan.” Fatih’le fizik tedavinin ne olduğunu, kliniğin nasıl işletileceği üzerine konuşurduk. Zehra’nın hangi alanda yardım edebileceği sohbetimizin bir başka konusuydu.

İmam Hatip’e geçince bu defa “Umre ve Hac organizasyonu” üzerine konuşmaya başladık. Alışılmışın dışında farklı neler olabilir diye fikir yürütüyorduk.

Fizik tedaviye aklı pek yatmamıştı ama kutsal topraklara organizasyon işine meyletmeye başladığını hissediyordum.

Anne-Babası’nın kutsal toprakları ziyaretinden döndüğü günün akşamı geldi acı haber.

Urfa’da arkadaşları ile birlikte kutsal mekanları ziyareti tamamladıktan sonra, kim bilir belki de insanları bu tür kutsal yerlere daha fazla nasıl getirebilirimin hayallerini kurduğu sırada,  havaalanına doğru giderken bindiği araç trafik kazası yaptı.

Diğerleri yaralı kurtuldu. Bir tek Fatih... ruhunu oracıkta teslim etti. Allah Onu yanına aldı.

Ertesi gün arkadaşlarının hepsi oradaydı... Son görevlerini yaptılar...

Bana da bir son görev vermişti Fatih... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı okullarının resmen açılış töreninden 10 gün kadar sonra telefonla aramıştım.

Açılışın nasıl olduğunu bana uzun uzun anlattı. Derslerini ben sordum. O ise daha çok okul dışı derslerden söz açtı. Gününün, haftasının nasıl geçtiğini anlattı. İstanbul’da gezdiği yerlerden söz etti.

Telefonu kapatırken “amca” dedi. “Söyle” dedim. Söyledi. Ben “tamam” dedim.

Mutlu oldu.

Öyle sanıyorum, bu dünyadan mutlu gitti, razı oldu.

Bunu en çok annesi ve babasının biliyor olması sabır etmeyi kolaylaştırıyor.

        

NOT: Urfa Büyükşehir Belediyesi, KanalA, Haber10 ve Kanalahaber başta olmak üzere, başsağlığı dileyen, acımızı paylaşan dostlara, okurlara ve izleyicilere çok teşekkür ediyorum. Allah hepinizden razı olsun.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
şehid'e selam
 // hamza çağıl
Yazınızdan akrabası olduğunuz anlaşılıyor.Ben Bosna Hersek te yaşıyorum.Fatih kardeşimin vefatı ve şahsiyeti ile ilgili haberi bana gelen mesajdan öğrendim.Onun ne kadar istikametli bir insan olduğunu mesajı beraber okuduğum buradaki Türk öğrecilerle hayranlıkla dinledik.Onun ruhuna fatihalar gönderdik.Onun şehid olduğuna vicdanımla kaniim.Allah ona rahmet sizlere sabr-ı cemil ihsan etsin.Ruhu şad mekanı Cennet olsun....
06 Ocak 2015 Salı 01:14