YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
O zaman PKK okul yaksaydı Aziz Sancar Nobel alabilir miydi?
15 Aralık 2015 16:38

 “Ben Osmanlı ile gurur duyuyorum” diyor “Kravatım Osmanlı, yanında Türkiye Cumhuriyeti bayrağı var. Biz buyuz.”

Bu sözler bizi Kimya dalında Nobel Ödülü alarak sevindiren Prof. Dr. Aziz Sancar’a ait.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden çıkışında söylüyor bu sözleri; yanında Amerikalı eşi Gwen Sancar var.

Bize sadece bir sevinç yaşatmıyor, aynı zamanda kim olduğumuzu hatırlatıyor.

Prof. Dr. Aziz Sancar’ı özel temsilcisini göndererek bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan davet etti. 

Sancar o davete hiç tereddütsüz “evet” deyip geldi. Cumhurbaşkanlığı’na gelmeden önce Genelkurmay’ı ziyaret etti. Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar ile görüştü. Madalyasını ve Beratını Genelkurmay’a teslim etti; 19 Mayıs’ta Anıtkabir’de Atatürk’e verilmek üzere. Aziz Sancar kendisini yetiştiren Cumhuriyet’e teşekkür ediyor. O teşekkürünü Atatürk’e sunacağı ödül ile sembolleştirmek istiyor.

Türkiye Cumhuriyeti’ne şükran duyuyor, kendisini yetiştirip, okuttuğu için. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a minnet duyuyor, “Allah Ondan razı olsun” diyor. 

Ülkesine, devletine sahip çıkıyor. Milletine inanıyor. Atatürk’e teşekkür ediyor, “Erdoğan’ı çok taktir ediyorum” diyor.

Bize bir terkibi, yeniden, fark ettirmeden hatırlatıyor.

Batı medeniyetinin en zirve ödülü Nobel’i aldığı gün, kendi medeniyetinin simgesi Osmanlı Tuğrası’nı kravatına gururla takıyor. Bunu bir hesap için değil öyle olduğu için yapıyor.

Daha ilk gün, ödülün açıklandığı an kendisine uzatılan mikrofona etnik kimliği sorulunca Aziz Sancar “Ben Türküm” diyor. Kürtlüğünü unutmadan, yurdunu, milletini, devletini es geçmeden.

Misak-ı Milli ruhu dediğimiz şey tam da bu. Türk ile Kürt’ün yan yana duruşu. O yan yana oluşu ifade eden Osmanlı olma hali.

Aziz Sancarları çıkaran o ruh.

Misak-ı Milli’yi yok sayan Lozan’ın bir kötü temsilcisi olmak özelliğinden öte hiç bir şeyi kalmayan PKK şayet o günlerde var olsaydı Aziz Hoca Nobel ödülünü alabilir miydi?

“TC’nin okulunda okunmaz” deyip okulları yakardı. 

O günlerde TC’nin okulunda okuyanlar aldı Nobel ödülünü.

Altın Nesil yetiştireceğiz diyordu Fetullah Gülen’in Cemaati. Ne oldu?

Bizim her biri Aziz Sancar gibi ödül almaya namzet öğrencilerimizi alıp her birini ajan yaptı. Bu millete, bu devlete ihanet etsinler diye onları birer hain olarak yetiştirdi. İçlerinden pek azı kendini kurtarabildi.

Fethullah Gülen’in bir terör örgütü olduğu, MOSSAD’a, CIA’ye, Küresel Sisteme çalıştığı anlaşıldı.
Şimdi ikisi birleşmiş hendek siyaseti yapıyor.

Türkiye bölgesinde olup bitenle uğraşmasın, enerjisini içeride harcasın diye hendek kazmakla, cami yakmakla, okulları yıkmakla meşguller.

Yeniden Misak-ı Milli oluşuverir, o ruh herkesi sarıverir diye ne kadar korkuyorlar?

Heyhat o korkunun ecele faydası yok.

O yok etmeye çalıştığınız ruh bir gün kravatında Osmanlı Tuğrası, yakasında Türk Bayrağı çıkıp geliveriyor.

Nobel de alsa dönüp o muzip gülüşüyle “Ben Osmanlıyım” diyor.

Bize bizi hatırlatıyor.

 

Celal KAZDAĞLI

 

Yazarın Önceki Yazıları
ABD “Şah” dedi; Türkiye, Irak, İran “Mat” yapabilir 25.09.2017Sorun Barzani mi; ABD ve kara gücü PKK mı? 22.09.2017Erdoğan masaya ilk kez bu kadar güçlü oturuyor 20.09.2017PKK ABD’nin esas oğlanıyken çözümü Washington’da aramak 18.09.2017Yanı başımızda yeni harita çizmeye kalkan adam: Brett McGurk 15.09.2017Erbil’den Akdeniz’e PKK-Barzani Devleti 13.09.2017Allah sormayacak mı; bilimde niye geri kaldın diye? 11.09.2017ABD’nin hamlesi Zafer Çağlayan; Ankara’nın cevabı ne? 08.09.2017Güneyden kuşatılan ülke: Türkiye 06.09.2017Gayri Nizami Harp yapan ABD ile dostluk nasıl olacak? 28.08.2017Devlet emperyalizme karşı savaşla kurulur işbirliğiyle değil 23.08.2017Kapanan camiler kurulan ABD üsleri 21.08.2017Dengeleri değiştiren Ankara ziyareti 18.08.2017Enternasyonal bir dayanışma değil Hibrit savaşı 16.08.201716. Yılında AK Parti: Yoluna devam ediyor 14.08.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // NeşeCan
Alkişlamaktan öte ne yapilir ? Ne söylenir bilemiyorum..bir yürek yazısı.....
16 Aralık 2015 19:16