19 Ekim 2017 Perşembe
  • Altın151,491
  • BIST108.434
  • Dolar3,6580
  • Euro4,3309
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8183
  • İstanbul20 °C
  • Ankara17 °C
  • İzmir24 °C
  • Konya19 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya24 °C
  • Diyarbakır21 °C
  • Bursa21 °C
  • Kayseri15 °C
  • Kocaeli18 °C
  • Şanlıurfa22 °C
  • Gaziantep22 °C
  • İçel26 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nereye Payidar Nereye
24 Temmuz 2013 13:43

Timur Selçuk söylerdi...

70’li yılların ikinci yarısında Ankara Sanat Tiyatrosu AST oynardı.

Sağ-sol çatışmasının iyice arttığı, kanlı 1 Mayıs’ların yaşandığı yıllardı.

Devrimciler safları sıklaştırmak, içlerinden fireyi önlemek için sık sık o şarkıyı söylerlerdi.

Nereye Payidar nereye

Çıkmaz bu yol bir yere

Seninkiler direnişte

Bir sen yoksun içlerinde

Sözleri kolay, müziği akılda kalır bu şarkı solcu gençlerin dilinden düşmezdi.

Oyun grev kırıcı bir genç kız üzerine kuruluydu.

Grevde olan arkadaşlarına katılmayan genç kızın başına gelenler, dışlanması, yalnız kalışı anlatılırdı.

Oyun, sağ kesimde Ülkücüler arasında söylenen “Davadan döneni vurun” sözüne karşılık gelirdi.

O zaman bile sağcılara “kaba”, “sert” ve geleneksel yöntemler atfedilirken solculara, devrimcilere “demokratik” yöntemler uygun görülüyordu.

Kimi cemaatler aforoz yöntemini uygularlardı, böylesi durumlar için. Yanlış yapan ile hiçbir arkadaşı görüşmez, tam anlamıyla yalnızlığa mahkum edilirdi.

Devrimciler bu işi demokratik biçimde çözüyorlardı. Herkes fikrinde serbestti ama gruptan ayrı düşene de soruyorlardı “Nereye Payidar nereye” diye. Artık ona dünyayı dar ediyorlardı.

Bu yöntemle içlerinden farklı ses çıkaranlara gözdağı veriyor, ayrılmaya, farklı bir düşünceyi dillendirmeye cesaret etmesine fırsat bırakmıyorlardı.

O yılların üzerinden çok zaman geçti.

Ama kimileri hala o yöntemi uyguluyor.

Medya “Nereye Payidar nereye” sorusunun sık sorulduğu ve yok sayma, dışlama, itibarsızlaştırma yönteminin tavizsiz uygulandığı yer.

Medya bu yöntemi yıllardır uyguluyor.

Çok sayıda gazete, televizyon, radyo, internet siteleri ve sosyal medya var.

Bu sizi şaşırtmasın.

Gerçekte Türkiye’de tek bir medya düzeni var. Baronların yönettiği Kurtlar Medyası.

Eski Türkiye kendini büyük oranda kurduğu medya düzeni üzerinden var etmiş.

Özellikle 12 Eylül 1980 darbesinden sonra medya öne çıkmış.

90’lı yıllarla birlikte dünyada soğuk savaşın bittiği, Türkiye’nin kendi soğuk savaşını alabildiğine derinleştirdiği şartlarda medya eski müesses nizamın temel direği haline gelmiş.

Bütün iş medya üzerinden yürütülmüş.

28 Şubat’ın mimarlığını ise adeta medya tek başına üstlenmiş.

O zaman “Bu defa sivil güçler” denilmiş, o sivil güçleri harekete geçirip yönlendirmek ise medyaya düşmüş.

“Nereye Payidar nereye” sorusunu medya en çok o dönem sormuş.

Hem kendi meslektaşları hem sivil toplumun her kesimi, başta siyaset kurumu olmak üzere, farklı ses çıkartan herkes itibarsızlaştırılmış, dışlanmış, böylece insanlar kurulan düzenin dışına çıkmaya cesaret edemez hale getirilmiş.

Bugün Yeni Türkiye’ye direnen en önemli kurum, o günden bugüne hiç değişmemiş olan medya.

En muhkem şekliyle hayatiyetini sürdürüyor.

Renk değiştiriyor, cepheyi terk eder gözüküyor, uç beyi çıkartıyor, bazen liberal, bazen muhafazakar, kimi zaman ulusalcı, milliyetçi, sosyalist oluyor.

Lakin hep eski Türkiye’nin müziğini çalıyor.

Yeni Türkiye’ye olanca gücü ile karşı çıkıyor.

Bir yöntemleri var. Yeni Türkiye için kim çaba harcıyor, yeni medya düzeni için uğraşıyorsa onu yok sayıyorlar.

Görmüyor, göstermiyorlar.

Ama kendi mahallelerinde oturan biri çıkıp şöyle bir kafasını kaldırıp bakmaya kalkıştığında koro şarkısına başlıyor.

“Nereye Payidar nereye”

Cesaret edemeyenler kafasını eğip geri çekiliyor.

O şarkıyı, o koroyu, o mahalleyi bilen Reha gibileri ise cesaretle kapıyı açıp dışarıya çıkıyor bir de dönüp aynı soruyu onlara soruyor:

Nereye Payidar nereye

Çıkmaz bu yol bir yere.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Kerkük sonrası ABD, PKK/YPG bayrağını Rakka’ya neden astı? 19.10.2017Kerkük: Çoban bizim, koyun bizim, kurt bizim... 16.10.2017Kimmiş bu ABD ile Türkiye’nin ortak düşmanı? 13.10.2017Gürültüsü bir gün bile sürmeyen vize yasağı! 11.10.2017Vaktidir... İncirlik ABD’ye kapatılmalıdır! 09.10.2017AK PARTİ: Yanlış giden şeyler mi var? 06.10.2017Kemal Kılıçdaroğlu o adımı atar mı? 04.10.2017ABD Suriye ve Irak’ta Barzani ve PKK ile kazanır mı? 29.09.2017Barzani, “Ankara-Bağdat-Tahran gürler ama Erbil’e yağmaz” diyor! 27.09.2017ABD “Şah” dedi; Türkiye, Irak, İran “Mat” yapabilir 25.09.2017Sorun Barzani mi; ABD ve kara gücü PKK mı? 22.09.2017Erdoğan masaya ilk kez bu kadar güçlü oturuyor 20.09.2017PKK ABD’nin esas oğlanıyken çözümü Washington’da aramak 18.09.2017Yanı başımızda yeni harita çizmeye kalkan adam: Brett McGurk 15.09.2017Erbil’den Akdeniz’e PKK-Barzani Devleti 13.09.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
16:15
 // BİNDİK BİR ALLAMETE
Aklıma merhum Cem Karaca'nın şarkısı geldi. ''Bindik bir allamete, gideyoz kıyamete'' diye sonu '' amaney'' nakaratlarıyla biten şarkıydı. Demem o ki nereye gittiğini, nerede durduğunu bilmeyenler de var imiş. Er yada geç, bu gelenek yok olacak. Aidiyet, hak ve adalet üzerine iskan edilecektir. Yeni Türkiye 11 yaşında! Git payidar git!...
28 Temmuz 2013 16:15
17:55
 // Kutlay Arinc
Kanal A daki yorumlarını da çok beğenecek izlediğim
Sn Kazdağlı'nın kalemine sağlık!!!...
24 Temmuz 2013 17:55
Teşekkürler Kazdağlı
 // Cemal Gören
Yazılarıyla ve özellikle de KANAL A'daki kapsamlı, mantıklı, moral verici konuşmaları ile yüreğimize su serpmeye devam ediyor. Allah ondan razı olsun....
24 Temmuz 2013 Çarşamba 15:35