YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nazlıcan Babasına Kavuştu; Yargıyla Vuslat Ne Zaman?
11 Mart 2014 09:59

Nazlıcan babasını tercih etti. Çocukluk ve genç kızlığı yaşayamadı.

Arkadaşlarından farklı bir hayat sürdü.

En çok Onun hakkı sevinmek. Hayatını vakfettiği babasına kavuştu.

 Ne kadar sevinse yeridir.

Tuncay Özkan, kızına kavuştu, sarıldı; kucakladı Onu.

O an; çıkışta o sözlere gerek var mıydı?

Yok diyenler çoğunlukta.

Hapis hayatını bilmeyenler için söylemesi kolay.

İçeride yatmanın ruh haline, omuzlarına binen yükün ağırlığına vermek gerek.

Bırakın insanlar kendi vuslatlarını istedikleri gibi yaşasınlar.

Nazlıcan’ın hak ettiği sevinci bir kenara bırakacak olursak soru şu?

Ne oluyor?

Ergenekon davaları çöktü mü?

Yargılanması Gereken Bir Kurum: Yargı

Soruya kestirmeden cevap vermek gerekiyor.

Çöken yalnızca bir dava değil.

Yargı sisteminin kendisi çöktü.

Türkiye’de mevcut yargı sistemi ile adil bir yargılama yapılmadığı, yapılamayacağı bir kez daha anlaşıldı.

Bu çöküş ne anlama geliyor?

Artık eski yapının işlemeyeceğini görüyoruz.

Yargı eski yapının en muhkem dayanaklarından biriydi.

Onu ayakta tutan dokunulamayan bir iktidar alanıydı.

Eski rejim istediği her kararı oradan çıkartıyordu.

Mahkemelere bilirkişi hizmeti sunan iki temel kurum var. Adli Tıp ve TUBİTAK.

Mahkeme, Adli Tıp ve TUBİTAK... Üçü aynı çizgide hareket ettiği zaman istedikleri sonucu elde ediyorlardı.

Buna bir de kolluk gücünü ilave ettiğinizde orada kurulan iktidar alanını varın siz hesap edin.

Yargı bürokrasinin ve ona yön verenlerin elinde bir güçtü.

Yükselen itirazlar, siyasetin yerinde müdahaleleri, demokratikleşme yönünde atılan adımlar yargı içinde var olan direnç noktalarını zayıflattı.

Esasen yıkılan, çatırdayan, çöken eski rejimin yargı düzenidir.

Al Gülüm Ver Gülüm Oyunu

28 Şubat sürecini yaşayan Türkiye, o ağır dönemden çıkış için kuvvetli bir toplumsal damar yakaladı. 28 Şubat’ın vesayetçi kadroları gizlenemez şekilde açığa çıkartıldı.

Tasfiyesi ve nihayet yargı önüne çıkarılması gecikmedi.

Türkiye Ergenekon davaları ile Balyoz davasını bir arınma, derin devletin yargılanması olarak algıladı.

Öyle algılanması için yoğun çaba sarf edenlerin gayretlerini iyi niyetli çabalar olarak gördü.

O dönem yaşanan şeyin kendi içlerinde bir kadro yenilemesi olduğunu fark edemedi.

Cemaat’in Ergenekon türü yıpranmış kadroların yerini alma çabasını anlayamadı.

Cemaat’in eski vesayet sistem ile iç içe olduğunu ise hiç göremedi.

O güç Ergenekon davalarını itibarsızlaştırma sürecini bizzat yürüttü. Sahte delil üretme, suçla ilgisi olmayan isimleri davaya dahil etme gibi işler yargılamanın meşruiyetini kaybettirdi.

KCK davasına yüklendiler. Kürtleri siyaset sahnesinin dışında tutmak, PKK’yı dağa ve silaha mahkum etmek için yargıyı araçsallaştırdılar.

Oyun fark edildiğinde iş işten geçmişti.

Çözüm için radikal bir yol izlendi.

Vücudu kurtarmak için kol kesildi.

Paralel Yapı için Ergenekon davaları feda edildi.

Önümüz kaos mu?

Öyle görünmüyor.

Yaşanan bir değişim ve dönüşüm sürecidir.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
“FETÖ tu kaka” deyip ümidini Trump’a bağlayanlar! 20.01.2017İslam Ordusu’na ilk davet Irak’tan geldi 18.01.2017Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.