YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Kentli Orta Sınıf Gençler Büyük Oyunu Bozdu
09 Haziran 2013 12:29

Büyük deneyimleri vardı.

Ellerindeki imkanlar sınırsızdı.

O birikimle yola çıktılar.

Kürtlere uygulanan baskıya itirazın üzerine inşa ettikleri “PKK gibi yapabiliriz” dediler... Haklı talep peşinde koşan Kürt gençlerini PKK ile kenetledikleri, yurt dışı ve içerden sağlandıkları lojistik ile Türkiye her başını kaldırdığında kafasına sopayı indirdikleri günleri hayal ettiler.

“1 Mayıs 1977’de olduğu gibi demokrasi talebi için toplanan milyonlara yaptığımız gibi işi provoke eder, haklı talebi darbenin gerekçesi haline getiririz” sanısına kapıldılar...

Kentli orta sınıf gençlerin Gezi Parkı’na sahip çıkması karşısında, “biz bunu kendi amacımız için kullanırız” çabasına düşenlerin oyunu ancak 3-5 gün sürdü.

“Gezi Parkı Gençleri”ni hafife aldılar.

Onların yaptığı eyleminin arkasına geçtiler. “Çadırları yakan kim; çadırda uyuyanlara gaz sıkan kim?” diye sormadılar, araya soktukları adamları ile hemen polise, esnafa, İETT otobüsüne saldırdılar...

Sosyal medya üzerinden insanların öldüğü, üzerlerinden panzer geçtiği yalanlarını yaydılar.

Ortalığı ayağa kaldırmaya çalıştılar...

Sonra ne mi yaptılar?

İstanbul’da Beşiktaş’ta bulunan Başbakanlık Ofisi ile Ankara’da Başbakanlık binasına 3 gece üst üste basmaya kalktılar.

Onlara “Hayır” diyen yine o gençler, kadınlar oldu.

Kızlar, delikanlılar ortaya çıktı, “Taş yok, çatışma yok” diye bağırdılar.

Onlar kaldırımları söktüler, otobüsleri yaktılar, Gezi Parkı Gençleri her sabah Taksim’i temizlediler.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Hayır” dediler.

Fırsatı ganimete dönüştürmek için bekleyen Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ü Gezi Parkı’na sokmadılar.

“Konser verelim” diyen sanatçılara “şimdi değil” dediler.

“AVM Yapacağım” diyen siyasi iktidara inat “Paylaşım Market”i kurdular.

Gezi Parkı Platformu adına gidip talepler ortaya atanlara “Bizim 3. Köprü ile 3. Havaalanı ile ne ilgimiz var?” diye sordular.

Provokatörlere inat, Gezi Parkı’nı şölen yerine dönüştürdüler.

“Ne istiyorsunuz” diyenlere, “Parkımızı, kentimizi istiyoruz” cevabını verdiler. “Bir de bize bir şey dayatmayın, sorun, fikrimizi alın” dediler.

28 Şubat artıklarına prim vermediler...

28 Şubat’ın medya, sermaye ayağı yargılanmasın diyenlerle ilgilenmediler “inadına demokrasi” dediler.

Türkiye’nin küresel oyuncu olma vizyonuna uygun gençler olduklarını gösterdiler.

“Apolitik diye küçümsenen” çocukluğu 28 Şubat darbesi altında geçen Kentli Orta Sınıf Gençler ile Kentli Elit’in Yeni Türkiye’yi taşımaya hazır olduğu ortaya çıktı.

“Sizi istesek tükürüğümüzde boğarız ama demokrasiye inanıyoruz” mealinde tweet atan Belediye Başkanı o gençliği Yeni Türkiye’ye düşmanmış gibi göstermeye çalıştı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın esasen o büyük oyunu kuran “Eski Masa”ya söylediği “çapulcu” sözü sanki o gençlere edilmiş laf gibi tefsir edildi.

Polis aşırı şiddet uyguladı, onu önlemeye kalkan bile olmadı. Hem de Başbakan Erdoğan’ın açık uyarısı ve çağrısına rağmen.

Ama yine de başaramadılar.

İzmir’de ortaya çıkan eli sopalı polisleri 31 Mayıs’ta görevine başlayan Vali Mustafa Toprak’ın kabul edeceğini zannettiler. Deniz kıyısında kızlara vuran çevik polisi korur diye düşündüler.

Vali Toprak büyük oyunu bozan ilk bürokrat oldu. Emniyet Müdürü “Onlar sivil polis” dediğinde “Eli sopalı sivil polis olmaz” diye açıktan karşı çıktı. Derhal müfettiş talep etti. Kızlara saldıran Çevik Kuvvet’e bağlı 3 polisi de pasif göreve aldı.

Kendi aralarında tweet atarak haberleşen gençlerin gözaltına alınmasına karşı çıktı.

Bu Yeni Devlet’in “demokratik hakkını kullanmak isteyeni, benim fikrimi de al diyen gençleri provokatörden koruma refleksiydi.”

Aynı şeyi İstanbul ve Ankara Valisi yapamadı.

Ama Türkiye’yi küresel aktör yapma iradesine sahip siyasi erk o gençleri anladı ve hatasından döndü.

AVM’den, rezidans yapmaktan vazgeçti. Kışla kent müzesine döndü.

Kürt ile kucaklaşan onu Cumhuriyet’in eşit ve hür vatandaşı haline getiren anlayışın kendi vizyonunu taşıyacak olan kentli orta sınıf gençlik ile çatışması düşünülemez.

Hele o gençlik oynanan o büyük oyunu akamete uğratmış ise rüştünü çoktan ispat etmiş demektir.

        

Celal KAZDAĞLI

8 Haziran 2013

 

 

           

Yazarın Önceki Yazıları
Kerkük sonrası ABD, PKK/YPG bayrağını Rakka’ya neden astı? 19.10.2017Kerkük: Çoban bizim, koyun bizim, kurt bizim... 16.10.2017Kimmiş bu ABD ile Türkiye’nin ortak düşmanı? 13.10.2017Gürültüsü bir gün bile sürmeyen vize yasağı! 11.10.2017Vaktidir... İncirlik ABD’ye kapatılmalıdır! 09.10.2017AK PARTİ: Yanlış giden şeyler mi var? 06.10.2017Kemal Kılıçdaroğlu o adımı atar mı? 04.10.2017ABD Suriye ve Irak’ta Barzani ve PKK ile kazanır mı? 29.09.2017Barzani, “Ankara-Bağdat-Tahran gürler ama Erbil’e yağmaz” diyor! 27.09.2017ABD “Şah” dedi; Türkiye, Irak, İran “Mat” yapabilir 25.09.2017Sorun Barzani mi; ABD ve kara gücü PKK mı? 22.09.2017Erdoğan masaya ilk kez bu kadar güçlü oturuyor 20.09.2017PKK ABD’nin esas oğlanıyken çözümü Washington’da aramak 18.09.2017Yanı başımızda yeni harita çizmeye kalkan adam: Brett McGurk 15.09.2017Erbil’den Akdeniz’e PKK-Barzani Devleti 13.09.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
14:42
 // Karganın ağzındaki peynir
Üstad kalemine sağlık. Haddimi aşıp ben de bişeyler söyleyeyim. Gezi parkındaki çoğu gençler, gerçekten de saf, temiz, ve zeki insanlardır. Ama uyanık tilkiler de aralarında yok değil. Onlar ağaç dedi; tilkiler köprü olmasın, onlar çevre dedi; tilkiler akm dedi. Onlar yeşil dedi; tilkiler, barajlar olmasın dedi. Onlar özgürlük dedi; tilkiler, iç savaş dedi. Ama bir türlü peynir düşmedi. Lafonten abimiz böyle anlatmıştı bu hikayeyi....
09 Haziran 2013 14:42