25 Mayıs 2017 Perşembe
  • Altın144,066
  • BIST98.314
  • Dolar3,5732
  • Euro3,9941
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6194
  • İstanbul13 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir13 °C
  • Konya9 °C
  • Adana16 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır10 °C
  • Bursa11 °C
  • Kayseri4 °C
  • Kocaeli4 °C
  • Şanlıurfa12 °C
  • Gaziantep11 °C
  • İçel19 °C
ABD VE TERÖR MÜHENDİSLİĞİ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
KCK’da Sorgulanan Öcalan’ın Liderliği mi?
22 Temmuz 2013 09:11

Abdullah Öcalan’ın PKK içinde liderliği bugüne kadar hiç tartışılmadı. Herkes Öcalan’ı önder kabul etti. Her zaman son sözü Öcalan söyledi.

Çözüm süreci Öcalan istediği için kabul gördü.

PKK ve KCK tereddüt yaşasa da Öcalan’ın yol haritasını benimsedi.

O yol haritasına göre PKK silahı bırakacaktı. Artık Kürtler silahlı mücadele dönemine son verecek ve tamamen legal alanda siyasi mücadele verecekti.

21 Mart Nevruz deklarasyonu ile bu politika ilan edildi. Diyarbakır Meydanı’nda toplanan Kürt halkı tarafından kabul gördü.

Bunun anlamı Kürt ile Türk’ün kucaklaşması, beraber olması demekti.

100 yıllık sorunun çözümü için PKK yüzünü Türkiye’ye dönüyordu.

Türkler ve Kürtler Ortadoğu’da birlikte yeni dönemi başlatmak üzere beraber yola koyulma kararını ilan etmiş ve bu karar benimsenmişti.

Kandil’de yapılan son KCK kongresinde ortaya yeni bir yapı çıktı.

Cemil Bayık KCK’nın eş Başkanlığına seçildi. Murat Karayılan ise gerilladan sorumlu KCK üyesi oldu. Silahlı güçler tümüyle Karayılan’a bağlandı.

Kongre bazı kararlar aldı. İran ile çatışmama, Kuzey Irak’ta diğer Kürt partilere alternatif oluşturacak bir siyasi pozisyon alma, Kuzey Suriye’de özerk bir Kürdistan bölgesi kurma ve Hükümet’i çözüm sürecinde adım atmaya zorlayacak kitle eylemleri düzenleme; o kararların en dikkat çekenleriydi.

Aynı dönem PKK eylemlerinin Güneydoğu’da artmaya başladığı görüldü.

Şantiye basma, adam kaçırma, silahlı kortej eşliğinde cenaze töreni düzenleme, kimlik kontrolü yapma gibi eylemler ile kalekol protestoları birbirini izledi.

Sahada yaşanan ve çözüm sürecini baltalamaya yönelik bu eylemler Gezi olaylarının arkasına sığınarak dijital darbe kalkışmasını destekleyen tüm çevreler tarafından endişe kaynağı ve büyük tehdit olarak sunuldu.

Onlara göre terörün yaşandığı 30 yıllık dönem ülkenin bütünlüğü açısından bu kadar tehlikeli değildi. Asıl bölünme tehlikesi şimdi gündeme geliyordu.

Türkiye’nin Suriye tarafında Rasulany kasabasında PKK’nın uzantısı PYD’nin flama asması bu endişeyi besleyen son girişim oldu.

Gezi ile Hükümete darbe indirmeye çalışan çevreler şimdi KCK’da yaşanan değişimden sonra çözüm sürecini rafa kaldırmak istiyorlar.

O çevrelerin en büyük ümidi KCK ya da PKK içinde oluşturacakları bir kırılma.

Türkiye’de Erdoğan’a karşı bir direnişi örgütlemeye çalışanlar, KCK ve PKK içinde de Abdullah Öcalan’a karşı benzer bir direnişi örgütlemeye çalışıyorlar.

Oslo sürecinde masayı devirenlerin sahneye koyduğu Devrimci Şiddet Stratejisi’ne PKK’nın hiç değilse bir bölümü ile yeniden dönmesi için çaba harcanıyor.

PKK ve KCK içinde yeniden Kürt-Şii ittifakı inşa edilmeye çalışılıyor.

Kürtlerin katıldığı bazı toplantılarda ısrarla Öcalan’ın Nevruz deklarasyonundan söz edilmiyor. Adeta o metin yok sayılıyor.

Mesela çözüm ve sonrası siyasi mücadele üzerine yoğunlaşmak yerine, Devlet’e güven olmayacağı, silahın asla bırakılmaması tezi işleniyor.

Kuzey Suriye’de Esed Rejimi’nin bir uzantısı ve Onun ulufesi olarak bir özerklik peşinde koşan Kürt grupları ile Türkiye’de çözüm için çaba harcayan Öcalan çizgisinin nasıl bir ilişkisi olabilir?

Türkiye’de ve bölgede Erdoğan’a karşı itibarsızlaştırma kampanyası yürütenler benzerini KCK ve PKK içinde Öcalan için örgütlemeye çalışıyorlar.

PKK ve KCK’dan gelen çözüm sürecini baltalamaya yönelik her girişimin hedefinde Abdullah Öcalan var.

Esasen PKK ve KCK içinde test edilen Öcalan’ın liderliğidir. 

Yazarın Önceki Yazıları
Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Kılıçdaroğlu’nun tek çıkışı: O karardan vazgeçmek 19.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
02:26
 // BİR KORKU VAR BİN KABUSA BEDEL
Kimsenin bilmediği ve dillendirmediği bir gerçek var; bu gerçek, barış ve kardeşlik projesi başarıya ulaştığı zaman, evet, sıkı durun... Kuzey Irak Türkiye'ye ilhak edecektir. Aynı zamanda Suriye'de de lokal ilhaklar olacaktır. Bitmedi! Asıl deprem İran da olacak, kürt, türkmen ve azeri guruplar, ilhak için lokomotif güç olacaktır! İşte bazılarının, gündüz bile kabus görmesinin nedeni budur. Hatay ve Gezi olayları, bu paranoyanın, fiili belirtileridir. Her doğum sancılıdır. Dehşetle patlayan yanardağlar, nice adalar ve kıtalar doğurmadı mı!? Korkun ey dönmeler! Korkun ey sebetaistler! Korkun ey siyonistler! Büyük dehşet, sizleri bekliyor!!!...
23 Temmuz 2013 02:26