YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İlker Başbuğ’dan Erdoğan övgüsü: Bir diriliş hikayesi
18 Nisan 2016 15:42

İlker Başbuğ, bedel ödeyen bir komutan. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmay Başkanı iken “terör örgütü kurmak ve yönetmekle” suçlandı ve hapis yattı.

İlker Başbuğ’a komplonun en büyüğü kuruldu. Sadece suç atılmadı şerefiyle oynanmak istendi. 

 Neden böylesine bir komplo kuruldu İlker Başbuğ’a?

İlker Başbuğ sadece PKK ile mücadele eden bir komutan değildi. Paralel Yapı’nın her şeye hakim olduğu dönemde FETÖ ile mücadele etti. Herkesin Gülen’e selam gönderdiği, Pensilvanya ziyaretlerini eksik etmediği bir dönemde, 2008 yılında Genelkurmay Başkanı olarak Gülen’le açıktan mücadele etti.

Emekliyken 2 Ocak 2012’de tanık diye çağrılıp hapse atılması o yüzdendir.

FETÖ ile mücadele ettiğinde çok yalnızdı İlker Başbuğ. Siyaset, Hükümet, Meclis, Medya başka havadaydı. 

AK Parti’yi kapatma davası Anayasa Mahkemesi’nde görülürken kimileri eşyalarını toplayıp bakanlığı devretmeyi bekliyordu. O şartlarda İlker Başbuğ “AK Parti kapatılmasın” mücadelesi veriyordu. 

Ergenekon ve Balyoz davalarının içi boşaltılıp, sahte delil üretildiğinde ilk karşı çıkan İlker Başbuğ’du.

FETÖ’ye ve PKK’ya karşı bunca mücadele etmiş Başbuğ bugün bir gerçeği teslim ediyor: 

“Ergenekon ve Balyoz gibi davalar Türk Devleti’ne ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik büyük bir komploydu. Şunu açık yüreklilikle itiraf etmeliyim ki bu mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan daha iyi ve daha başarılı başka kimse yapamazdı.”

O zaman yalnız kalan İlker Başbuğ Erdoğan yalnız kalmasın istiyor ve hiç kompleks duymadan tam destek veriyor. 

2007’de düğmeye basan FETÖ pek çok kez denediği darbe girişimlerinden sadece birini başarsaydı “Gülen Türkiye’nin Humeyni’si olacaktı”. 

İlker Başbuğ bunu görüyor. Devletin kılcal damarlarına kadar girmiş bu yapının temizlenmesini istiyor. Bunu en iyi yapan kişinin Erdoğan olduğunu ilan ediyor.

İlker Başbuğ’un sözleri sıradan, göz ardı edilecek bir açıklama değildir.

Paralel Yapı’nın 1980 öncesinden son yıllara kadar sistematik olarak TSK’ya sızdığını artık herkes biliyor. Her defasında sorular çalınıp FETÖ kadrolarına verildi. Tayin ve terfilerde onların adamları öne çıkarıldı.

Ordu içinde FETÖ yapılanması bir Gladyo işiydi. Küresel sistem ve FETÖ, son ümidini TSK içindeki kadrolara bağlamıştı.

Türkiye’de kaos çıkartacaklar ve darbe yapacaklardı.

PKK’nın şehir savaşı başlatması, istedikleri kaos ortamı içindi. ABD PYD üzerinden desteğini verecek, FETÖ devlet içindeki kadrolarını harekete geçirecek ve sonuç alacaklardı.

Olmadı.

Neden?

Bilmedikleri şey Ordu’nun içinde yaşanan değişimdi. TSK dışarıya yansıtmadan mücadelesini vermiş ve kendi içinde Gladyo’yu yenmişti. FETÖ’nün kadroları çoktan kontrol altına alınmış, tasfiye edilen edilmiş, pek çoğu da kazanılmıştı. En azından zarar vermeyecek hale gelmişlerdi.

Ordu iki terör örgütünü birden yendi. İçinde FETÖ’yü, sahada PKK’yı. Ordu’nun yendiği sadece FETÖ ve PKK’dan ibaret değil. Yenilen aynı zamanda onlara destek veren ABD ve Küreselcilerdi.

Gladiyo’nun içten yönettiği Ordu bağımsızlığını elde etti. Kendi tarihsel misyonuna döndü.

O misyondur TSK’yı İslam Ordusu’nun asli unsuru haline getiren. İnsanıyla, milletiyle, değerleriyle, inancıyla, coğrafyasıyla buluştuysa bu Ordu o misyon sayesindedir.

Kafasında “Türkiye ile Azerbaycan’ın tek devlet olma hayali kuran” İlker Başbuğ’un Erdoğan övgüsü, bir Ordu’nun Başkomutana teşekkürüdür.

Gladyo’nun esaretinden çıkan Ordu diriliş sürecindedir.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // mehmetemin
Analizlererine katılmamak elde değil...
23 Nisan 2016 08:15
 // Neşe Can
Celâl Kazdağlı ' yı okuduğumda özgüven tazeliyorum..içimizdeki büyük yangının koordinatlarını en iyi okuyanlardan biri..ALLAH razı olsun.....
20 Nisan 2016 10:51
İşin esası
 // Nezir
Her birimiz bir ayrıntı ile uğraşıyoruz, oysa, şu anda yeryüzünü zulüm ile dolduran deccali, bir bütün olarak görmediğimiz, her bir kötülüğü birbirinden bağımsız gibi gördüğümüz ve onu deşifre etmediğimiz için deccalin ömrünü ve kötülüklerinin devamına geçit vermiş oluyoruz. Deccal fil değildir, fil olsa bile kağıttandır, biz körüz ey insanlar. Yüce Peygamber efendimizin büyük mucizesini göremiyoruz....
19 Nisan 2016 Salı 15:10