YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Gezi Parkı: Anlık Öfke Patlaması mı; Açılan Yeni Sayfa mı?
03 Haziran 2013 10:00

5 gün boyunca Gezi Parkı’nda ne yaşadık; ne gördük?

Şunu gördük.

Siz kitleye masum bir gerekçe sunar, haklı bir talep ortaya koyarsanız, onun arkasından gitmeye hazır bir kentli nüfus var.

İyi yetişmiş, ülkesi için, yaşadığı kent için bir şeyler yapmak isteyen bir kesimden söz ediyoruz.

Bunlar demokrasi istiyorlar, daha iyi yaşamak için çırpınıyorlar, bireysel tercihlerini rahatça ortaya koyabiliyorlar. İtiraz kültürüne sahipler.

Türkiye’nin küresel aktör olma diye bir vizyonu var. Bu vizyona uygun insan tipi kim derseniz; kolayca Gezi Parkı için kendini ortaya atan insanları gösterebilirsiniz.

Türkiye’nin küresel aktör olma vizyonu ile o vizyonun sahip olmak istediği insan tipi nedense aynı yerde durmuyor.

Vizyon sahipleri ile o insanlar buluşmasın diye son 10 yıldır büyük çaba harcandı.

Bugün ülkeyi yöneten ve küresel aktör olma vizyonuna sahip olanlar nedense kentli orta sınıf diyebileceğimiz bu kesimi kucaklayamıyor.

Kucaklamasın diye özel çaba harcayanların her defasında tuzağına düşüyor.

Bazı Batı ülkelerinde olan bir içki düzenlemesi Şeriat olarak sunulabiliyor.

“Milli içkimiz ayran” sözü “içki yasaklanıyor” diye algılatılıyor.

Değişimden yana, küresel oyuncu olma vizyonuna sahip kadrolar, kentli orta sınıf kitleyi başkalarının kucağına bırakıyor.

Onlar da “Gezi Parkı’nda ağaç kesiliyor, oraya AVM yapılacak, rezidans kurulacak” diyerek o insanları mobilize edebiliyor.

İkna olmayanları ise sabaha karşı oraya dozer getirip yıkım işlemine başlayanlar yardımcı oluyor. Sabahın 5’inde parktaki çadırları yakıp, saldıran polis de ikna işlevinin bir parçası olarak görevini yerine getiriyor.

Cuma günü yani 4. günü akşam saatine kadar İstanbul Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı Allah aşkına neden susmuştur?

Polisin içindeki bir grup neden aşırı güç kullanmış, insanları insafsızca dövmüş, olur olmaz herkesin gözüne gaz sıkmıştır?

Onlar kimden neyin intikamını alıyorlar?

Yaptıkları affedilir hata değildir.

10 yıldır Türkiye’yi değiştirmeye çalışan siyasi erk, orta sınıf kentli kesimleri kimin eline bırakmıştır?

O insanlar hayatı, olup biteni nereden öğreniyorlar? Sendikaları, örgütlü yapıları, cemaatleri olmadığına göre beslendikleri tek yer var:

Medya.

10 yıldır Türkiye’de yaşanan değişimi bize ve kentli orta sınıfa anlatmamaya yeminli medya, böyle bir olay karşısında nasıl çalıştığını bir kez daha gösterdi. 28 Şubat manşetlerini unutmuş olanlar bu vesile ile hatırlamış oldular.

Kağıt ve TV’nin yanına bir de sosyal medya eklendi. Onun da nasıl kullanıldığını gördük.

Medyada boy gösteren gazeteci ve yazarların birer militan gibi Taksim’e adam toplamak için nasıl çırpındıklarına şahit olduk. Hangi yalanların nasıl twitter üzerinden yaygınlaştırıldığını, önce Ordu’dan sonra da NATO’dan nasıl yardım talep edildiğini okuduk.

28 Şubat İddianamesi mahkemeye verildiğinde birinci sayfalarında haber yapmayanlar, sosyal medyada davadan hiç söz açmayanlar, köşelerinde yazmayanlar konu 13 ağaç olunca birden nasıl da çevre kahramanı kesiliverdiler; demokrat oluverdiler.

Siz orta sınıf kentli vatandaşları nasıl olur da “28 Şubat darbesine sahip çıkan, iddianamesini bile haber yapmayan, iş Gezi Parkı’na gelince birden demokrat olan” medyanın eline bırakırsınız?

Bırakırsanız sonuç bu olur.

BBC canlı bağlantılar yapar, Fransız kanalları “Türk ihtilalı gerçekleşiyor” der.

Buna “Türkiye’de medyaya baskı var. Hükümet bizim yayın yapmamızı engelliyor” vaveylası eklenince bir de bakarsın Türkiye bir zamanların Demirperde ülkesi oluvermiş.

Ya Sabah gazetesine ne demeli.

Cumartesi yayınlanan nüshasında birinci sayfasında Gezi Parkı haberleri hiç yoktu.

Sabah gazetesi bu tavrıyla “Türkiye’de medyaya sansür uygulanıyor” algısına bir cila vurmuş olmuyor mu?

Sizce Sabah gazetesini kim yönetiyor?

Çözüm süreci başladığında “göreceksiniz ilerde bir Türk sorunu çıkacak” diye yazanlar vardı.

Sürekli kontrol altında tuttukları kentli orta sınıftan söz ettikleri şimdi daha iyi anlaşılıyor.

Gezi Parkı ile ortaya çıkan bu manzaraya bakıp gelip geçici bir öfke patlaması olarak değerlendirirseniz, çok yanılırsınız.

Bu olaylar başlangıcıdır.

Baronlar, Yaşlı Kurtlar, üst yapıdan arta kalanlar, Ergenekon artıkları, Ulusalcılar, Polis içindeki Cemaat yapılanması, sahip oldukları medya, AK Parti içinde oluşturulmaya çalışılan küskünler grubu...

Hepsi birleşmişler...

Türkiye “küresel aktör olmasın” diyenlerin şemsiyesi altına girmişler...

Kentli orta sınıfın arkasına gizlenip kampanya başlatmışlar.

Oyunun ilk perdesi Gezi Parkıydı; finali Cumhurbaşkanlığı seçimidir.

 

Celal KAZDAĞLI

3 Haziran 2013

Yazarın Önceki Yazıları
“FETÖ tu kaka” deyip ümidini Trump’a bağlayanlar! 20.01.2017İslam Ordusu’na ilk davet Irak’tan geldi 18.01.2017Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.