29 Mart 2017 Çarşamba
  • Altın147,216
  • BIST90.182
  • Dolar3,6478
  • Euro3,9515
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5552
  • İstanbul7 °C
  • Ankara-2 °C
  • İzmir5 °C
  • Konya0 °C
  • Adana10 °C
  • Antalya10 °C
  • Diyarbakır5 °C
  • Bursa2 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli-2 °C
  • Şanlıurfa10 °C
  • Gaziantep5 °C
  • İçel13 °C
MONARŞİK AVRUPA’YA DEMOKRASİ GÖTÜRECEĞİZ
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Erdoğan gibi biri varken pas gelmiyor denebilir mi?
09 Aralık 2013 13:21

 Arkadaşları pas vermeseydi Hakan Şükür o golleri atabilir miydi? İsterseniz soruyu değiştirerek yeniden sorayım.

         Hakan Şükür kendisine gelen topu gole çeviremediği zaman atılan pasın bir önemi kalır mı?

         Gole çevrilmeyen o pası kim hatırlar?

         Seyirci hatırlamaz.

         Profesyoneller hatırlar.

Bir de takıma aşık üç-beş kişi aklında tutar o pası.

         Diğerleri üç-beş güne kalmaz unutur gider.

         Taraf gazetesi 2004 MGK kararını manşet attığı zaman, diğerleri projeksiyonları oraya çevirmese kaç kişi o haberi okurdu acaba?

         Hadi okudu diyelim, etkisi ne olurdu?

         Şayet Hürriyet, Zaman, Posta, Sözcü, Cumhuriyet, Bugün gazeteleri o haberi alıp manşetlerine taşımasalar yine de gol olur muydu?

         Köşe yazarları, yorumcular, televizyonlar o haberden söz etmese işin profesyoneli olanlar dışında toplumun haberi olur muydu?

         Olmazdı.

         Taraf’ın pasını Hürriyet gole çevirmese o topun hiçbir değeri kalmaz.

         Kimsecikler hatırlamaz.

         Algı yönetimi, Hakan Şükür’ün gelen pası gole çevirmesidir.

         Pası verenin kim olduğu unutulur ama golü atan kayıtlara geçer, hafızaya yazılır.

         Ertuğrul Özkök’ün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için “otoriter” demesinin bir önemi var mı?

         Bir yazarın eleştiri sınırları içinde kalan bir değerlendirmesi diye bakabiliriz meseleye.

         ABD’de yayınlanan Time dergisi yılın adamını seçerken Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır’da darbeyi gerçekleştiren General Sisi’yi mukayese eder ve yarıştırırsa işte bu algı yönetimidir.

         Erdoğan’ı alıp bir darbeci ile yan yana koyarak, Onun da “diktatör”, “otoriter” olduğu algısını bilinçaltına yerleştiriyorsun.

         Gezi’de yaşanan olayları sadece polis şiddeti optiğinden vererek “en ufak bir demokratik gösteri”yi bile şiddet ile bastıran bir otoriter yönetim fotoğrafını da yan karakter olarak algı yönetimi senaryosuna işliyorsun.

         Çözüm süreci bir yıldır başarı ile sürüyor.

         Mesut Barzani ve Şivan Perwer’in Diyarbakır’a gelişi sürece bir doping etkisi yaptı.

         Leyla Zana Avrupa Parlamentosu’nda ezberleri bozan bir konuşma ile AK Parti’nin çözüm sürecine verdiği katkıyı övdü.

         Müthiş bir algı oluştu.

         Hasan Cemal’in “toplantının yıldızı Salih Müslim’di” lafı sinek vızıltısı bile olmadı.

         Tam o sırada Hakkari Yüksekova’da çatışma çıkarıldı ve 2 kişi hayatını kaybetti.

         Ardından Diyarbakır Lice’de 4 asker kaçırıldı.

         BDP “protesto” adı altında olaylı gösterilere zemin hazırladı.

         Manşetler Yüksekova’dan gelen pası gole çevirdi; “çözüm süreci bitti” dedi.

         Unutmayalım; gelen pası gole çevirecek Hakan Şükür olmaz ise fileler havalanmaz.

         Diyelim her zaman gelen pası gole çevirecek bir Hakan Şükür var.

         O zaman ne yapacaksın.

         Gidip onun kalesine daha çok gol atacaksın.

         Hep deniyor ya; Sabah, Star, Yeni Şafak, Akşam, Türkiye var.

         Onlar gol mü atamıyor, yoksa önlerine gollük pas mı gelmiyor?

         Recep Tayyip Erdoğan gibi orta yapan biri varken pas gelmiyor denebilir mi?

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Ankara’ya Rağmen ABD’nin Dayattığı PYD Planı 27.03.2017Pentagon ve CIA’ye verilen sınırsız operasyon izni 24.03.2017Terör koridorunu açamayanlar 100 binlik ordu kuruyor! 22.03.2017ABD durmuyor... Cami bombalıyor, YPG’ye helikopter veriyor 20.03.2017İki fotoğraf: Masada üç Komutan... Arabada bir Bakan 17.03.2017Türkiye elindeki “etkili silahı” ne zaman kullanmalı? 15.03.2017Osmanlı; Doğu’da kazanmadan Batı’da sefere çıkmazdı 13.03.2017Barzani ve Rojava Peşmergesinin önü açılıyor 10.03.2017Almanya ABD’nin yerine ne zaman Ankara’ya düşman oldu? 08.03.2017Erdoğan’ın Almanya tepkisine Bahçeli’den gelen destek 06.03.2017ABD askeri PKK/YPG için ölür zannedenler! 03.03.2017Menbiç’te “Hendek Kazan” 500 ABD Askeri 01.03.2017Mehmetçik El Bab’a girdi ABD her yere silah yığdı 27.02.2017AK Parti’nin “evet” sloganı “Geleceğe cüret et” 24.02.2017ABD Rusya’yı sarıyor, İsrail Suriye’yi vuruyor, PYD ilerliyor 22.02.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
02:10
 // MESELE PAS'DA DEĞİL
Asıl mesele, bu paslaşma ve şikelerden bahis oynayan mihraklardır. Ortada masum bir maç olduğu halde, bekleyen holiganlar var. Meseleyi çözmek için, kurallar yeniden yazılıyor. Bir sahada üç top oynatılmasına izin verilmeyecek. Eski vesayetçilerin yerini, yenileri almayacak. Bu iktidar gibisi 100 yılda bir gelir ve millet, bu pası, çok iyi değerlendiriyor. Bu pas, kaçmaz. Onlar, poker'de bol bol, pas desinler....
10 Aralık 2013 02:10