YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Erdoğan gibi biri varken pas gelmiyor denebilir mi?
09 Aralık 2013 13:21

 Arkadaşları pas vermeseydi Hakan Şükür o golleri atabilir miydi? İsterseniz soruyu değiştirerek yeniden sorayım.

         Hakan Şükür kendisine gelen topu gole çeviremediği zaman atılan pasın bir önemi kalır mı?

         Gole çevrilmeyen o pası kim hatırlar?

         Seyirci hatırlamaz.

         Profesyoneller hatırlar.

Bir de takıma aşık üç-beş kişi aklında tutar o pası.

         Diğerleri üç-beş güne kalmaz unutur gider.

         Taraf gazetesi 2004 MGK kararını manşet attığı zaman, diğerleri projeksiyonları oraya çevirmese kaç kişi o haberi okurdu acaba?

         Hadi okudu diyelim, etkisi ne olurdu?

         Şayet Hürriyet, Zaman, Posta, Sözcü, Cumhuriyet, Bugün gazeteleri o haberi alıp manşetlerine taşımasalar yine de gol olur muydu?

         Köşe yazarları, yorumcular, televizyonlar o haberden söz etmese işin profesyoneli olanlar dışında toplumun haberi olur muydu?

         Olmazdı.

         Taraf’ın pasını Hürriyet gole çevirmese o topun hiçbir değeri kalmaz.

         Kimsecikler hatırlamaz.

         Algı yönetimi, Hakan Şükür’ün gelen pası gole çevirmesidir.

         Pası verenin kim olduğu unutulur ama golü atan kayıtlara geçer, hafızaya yazılır.

         Ertuğrul Özkök’ün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için “otoriter” demesinin bir önemi var mı?

         Bir yazarın eleştiri sınırları içinde kalan bir değerlendirmesi diye bakabiliriz meseleye.

         ABD’de yayınlanan Time dergisi yılın adamını seçerken Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır’da darbeyi gerçekleştiren General Sisi’yi mukayese eder ve yarıştırırsa işte bu algı yönetimidir.

         Erdoğan’ı alıp bir darbeci ile yan yana koyarak, Onun da “diktatör”, “otoriter” olduğu algısını bilinçaltına yerleştiriyorsun.

         Gezi’de yaşanan olayları sadece polis şiddeti optiğinden vererek “en ufak bir demokratik gösteri”yi bile şiddet ile bastıran bir otoriter yönetim fotoğrafını da yan karakter olarak algı yönetimi senaryosuna işliyorsun.

         Çözüm süreci bir yıldır başarı ile sürüyor.

         Mesut Barzani ve Şivan Perwer’in Diyarbakır’a gelişi sürece bir doping etkisi yaptı.

         Leyla Zana Avrupa Parlamentosu’nda ezberleri bozan bir konuşma ile AK Parti’nin çözüm sürecine verdiği katkıyı övdü.

         Müthiş bir algı oluştu.

         Hasan Cemal’in “toplantının yıldızı Salih Müslim’di” lafı sinek vızıltısı bile olmadı.

         Tam o sırada Hakkari Yüksekova’da çatışma çıkarıldı ve 2 kişi hayatını kaybetti.

         Ardından Diyarbakır Lice’de 4 asker kaçırıldı.

         BDP “protesto” adı altında olaylı gösterilere zemin hazırladı.

         Manşetler Yüksekova’dan gelen pası gole çevirdi; “çözüm süreci bitti” dedi.

         Unutmayalım; gelen pası gole çevirecek Hakan Şükür olmaz ise fileler havalanmaz.

         Diyelim her zaman gelen pası gole çevirecek bir Hakan Şükür var.

         O zaman ne yapacaksın.

         Gidip onun kalesine daha çok gol atacaksın.

         Hep deniyor ya; Sabah, Star, Yeni Şafak, Akşam, Türkiye var.

         Onlar gol mü atamıyor, yoksa önlerine gollük pas mı gelmiyor?

         Recep Tayyip Erdoğan gibi orta yapan biri varken pas gelmiyor denebilir mi?

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Ne güzel bir slogan: “Ordu Halep’e!..” 14.12.2016Artık adını koyalım: Bu iş; Terör değil, Savaş 12.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
02:10
 // MESELE PAS'DA DEĞİL
Asıl mesele, bu paslaşma ve şikelerden bahis oynayan mihraklardır. Ortada masum bir maç olduğu halde, bekleyen holiganlar var. Meseleyi çözmek için, kurallar yeniden yazılıyor. Bir sahada üç top oynatılmasına izin verilmeyecek. Eski vesayetçilerin yerini, yenileri almayacak. Bu iktidar gibisi 100 yılda bir gelir ve millet, bu pası, çok iyi değerlendiriyor. Bu pas, kaçmaz. Onlar, poker'de bol bol, pas desinler....
10 Aralık 2013 02:10