YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Duymamış Olamazlar
01 Nisan 2013 09:12

Nevruz’dan sonra Türkiye’nin tartıştığı bir konu var:

Silahlı gruplar ülkeden nasıl çıkacak?

Daha doğrusu Türkiye’nin gündemine bu konu taşındı.

Oysa silahlı grupların ülkeyi nasıl terk edecekleri biliniyordu.

5-6 aydır süren görüşmeler yapıldı.

Bu görüşmelerin çoğu Abdullah Öcalan ile MİT arasında oldu.

Belli bir aşamaya gelindikten sonra devreye BDP girdi. 3 defa heyet halinde İmralı’ya gittiler.

3 ayrı adrese mektup yazıldı... 3 ayrı adresten mektup geldi.

Sonunda Öcalan’ın Nevruz açıklaması Diyarbakır’da okundu.

O görüşmeler sadece o mektup okunsun diye mi yapıldı?

Mektup okunduktan sonra ne olacağı, ne yapılacağı bilinmiyor muydu?

En önemlisi silahların nasıl bırakılacağı ve silahlı grupların ülke dışına nasıl çıkacağı, hangi ülkelere gidecekleri konuşulmamış olur mu?

Yeni bir Türkiye kurmaktan söz edilen bir yerde silahın nasıl bırakılacağına karar verilmediğini düşünmek, en hafif deyimiyle saflık olur.

Hal böyleyken, Hürriyet niye öyle davranıyor?

Başbakan Erdoğan “Silahlarını bırakacaklar, öyle çıkacaklar” cevabını verince Başbakan’a soru soran Hürriyet yazarları sanki ilk defa duyuyorlarmış gibi niye şaşırıyorlar acaba?

Ertesi gün Hürriyet bunu ilk defa öğrenmiş gibi manşetten okuruna duyuruyor.

Gerçekten Hürriyet ve yazarları PKK’nın silahlarını bırakıp, silahsız olarak ülke dışına çıkacağını ilk defa mı öğreniyor?

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in İzmir konuşmasından bir cümle ve bir kelimeyi bulup çıkarmakta mahir olan bir Hürriyet yazı işlerinden söz ediyoruz.

O cümleye yanlış bir anlam yükleyerek “kıyamet koparan” Hürriyet Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kamuoyu önünde onlarca defa söylediği bir cümleyi görmemiş, duymamış olamaz.

O zaman niye böyle davranıyor?

21 Mart Diyarbakır’da okunan Nevruz açıklaması yeni bir paradigmanın ilanıydı.

“Silah gömülecek” o paradigmanın ilk şiarı ve ilk adımıydı.

Kucaklaşma, kardeşleşme, demokratik bir yapı kurma, yeni anayasa o ilk adımdan sonra gerçekleşebilecek şeylerdi.

Nihai hedef bu millete, Kürtlere ve Türklere miras kalan Misak-ı Milli’yi Diyarbakır’da inşa etmekti. Onun bugün ifade ettiği manaya uygun Yeni Türkiye Devleti’ni kurmaktı.

Ankara, Diyarbakır, İmralı ve Kandil bu yeni paradigma konusunda hemfikir olduklarını ilan edince eski paradigmanın sahipleri derhal harekete geçti.

İlk adımı geciktirmek, daha işi başındayken amacından saptırmak istediler.

Köşesi bile olmayan Hasan Cemal hemen Kandil’e gitti ve ilk dumanı ortalığa salıverdi.

Karayılan’a atfen “Sonbahar’dan önce çıkmayacaklar” dedi.

Kimileri BDP’lilere gidip, “çıkış için şartınız nedir” diye sordular. “Aman ha.. başınız derde girer” dediler.

Onlar da “yasal zemin şart” lakırdısını söylemeye başladılar.

O sese hemen mikrofon tuttular, gazete manşetlerinde, köşelerinde allandıra ballandıra anlattılar.

Ardından “Akil adamlar, Meclis’te Komisyon” gibi talepler sıralandı.

Medya hemen harekete geçti... Akil adamları oluşturdu!; hemen bir düzeltme yapıp Akil insanlar kavramını attı.

Olmuş, bitmiş bir işi, sanki yeni konuşuluyormuş havasında takdim ettiler.

PKK’nın karşısına TBMM’yi koymaya çalıştılar; bununla yetinmeyip bir de “Siz şimdi anlaşamazsınız, ikinizin arasına bir Akil adamlar heyeti koyalım. Onlar sizi uzlaştırsın. Tamam dediklerinde de iş bitmiş olur” fikrini yerleştirme gayretine düştüler.

Ne Başbakan’ın açıklamalarını duyurdular ne de meseleye yeni paradigma açısından baktılar.

Barışı öncelemek yerine ötelemek için ne varsa yaptılar.

Başbakan çıkıp, “silahı bırakıp silahsız çıkacaklar” deyince birden şaşırıverdiler!

Oysa süreç işliyordu; üstelik bunu bal gibi de biliyorlardı.

 

Celal KAZDAĞLI

31 Mart 2013

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.