YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Devlet Bahçeli’yi hafife alan kaybeder!
13 Temmuz 2015 07:10

Yine kritik bir zaman ve yine kritik hamle MHP’den geldi. 

7 Haziran sonrası gözlerin üzerine çevrildiği MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tam da koalisyon görüşmeleri öncesi Yusuf Halaçoğlu’nun Grup Başkanvekilliği görevine son verdi. 

Yusuf Halaçoğlu “AK Parti’nin tabiriyle” deyip “CHP’yi dinsiz parti” olmakla suçlamıştı.

Deniz Baykal’a son turda oy vermeyişlerinin sebebini CHP’nin dinsizliğine bağlamıştı. 

Herkesten önce Devlet Bahçeli karşı çıktı bu ithama. 

Yusuf Halaçoğlu bu değerlendirmesi ile hem AK Parti’yi hedef aldı hem de CHP’yi. 

Oysa Bahçeli, Baykal’ın TBMM Başkanı olmasını engelleyerek, siyasetin akışını değiştiren bir hamle yaptı.

AK Parti karşısında “üçlü blok” olmadığını, en azından kendisini o blokun bir parçası saymadığını ilan etti.

Şimdi de AK Parti ve CHP’yi siyaset dışı bir anlayışla eleştiren Grup Başkanvekilini görevden alarak Bahçeli ikinci hamleyi yaptı.

7 Haziran sonrası siyasetin akışına yön veren yegane lider konumuna geldi Devlet Bahçeli.

Adeta siyaseti tanzim eden isim gibi davranıyor.

Koalisyonu oluşturacak lider parti hiç şüphesiz AK Parti. AK Parti istemez ise koalisyon kurulmaz; ülke seçime gider.

Böyle olması AK Parti’yi siyasetin yönünü belirleyen parti konumuna getirmiyor.

Siyasetin kilidi MHP’nin elinde bulunuyor.

Koalisyonu belirleyecek olan parti de MHP’den başkası değil.

Bu sadece AK Parti-MHP koalisyonu için geçerli değil.

Devlet Bahçeli “ben varım” dediği zaman AK Parti kendisini MHP ile koalisyon yapmaya mecbur hissedecektir. “Ben kurmuyorum” diyemez.

Şayet bu ülkede bir AK Parti-CHP koalisyonu kurulacaksa bunun da mimarı MHP ve Devlet Bahçeli olur.

İzleyeceği siyaset ile AK Parti’yi CHP ile koalisyon kurmaya mecbur bırakabilir.

AK Parti’nin fazla hareket alanı yok ama MHP’nin önünde geniş bir oyun sahası var.

MHP, AK Parti için hem çok yakın bir müttefik, hem AK Parti’yi dermansız bırakacak en büyük rakip.

Her iki partinin oy geçirgenliği, MHP’nin de en az AK Parti kadar gerektiğinde muhafazakar değerlere sahip çıkma özelliği ve en önemlisi Devlet Bahçeli’nin izlediği o en zor anda ortaya çıkan “milli çizgi” siyaseti MHP’yi AK Parti için hem müttefik, hem rakip durumuna getirebiliyor.

Doğrusu bu kilit parti konumunu Bahçeli çok iyi kullanıyor.

Küçük dokunuşlarla siyasetin akışına yön verebiliyor.

Bunu elinde medya olmadan pekala yapabiliyor. Bir twit veya yazılı bir basın açıklaması ile geniş kitlelere sesini duyurabiliyor.

Devlet Bahçeli küçük dokunuşlar ile sadece siyasete yön vermekle yetinmiyor, aynı zamanda diğer üç siyasal partinin iç dengeleri ile oynayabiliyor.

HDP, MHP’nin yok sayma tavrına nasıl cevap üreteceği ile meşgul. 

CHP, Meclis Başkanı seçtirememenin travması ile neredeyse yeni bir genel başkan arayışına girmek üzere.

AK Parti ise Cumhurbaşkanı ile ilişkilerini yeniden tanımlamanın sancılarıyla meşgul. 

Bu dönem Devlet Bahçeli’yi hafife alan kaybeder. 

Yazarın Önceki Yazıları
Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Kılıçdaroğlu’nun tek çıkışı: O karardan vazgeçmek 19.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.