YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
CHP’nin referandum hedefi; bir tuzak mı?
18 Mayıs 2016 13:55

Çözüm sürecinin karşısındaydı CHP. Görüşmelerin devlet kurumları üzerinden yürütülmesine itiraz ediyor, meselenin Meclis’te ele alınmasını istiyordu.

Bugün ise dokunulmazlık meselesinin Meclis’te hal yoluna konulmasına izin vermiyor. TBMM yerine sandığı gösteriyor. 

Dün Meclis’i adres gösterenler, bugün ne oldu da işi millete havale ediyor, referandum diyor?

CHP’nin bu dönüşü niçin yaptığını anlamak gerekiyor.

Deniz Baykal’ın Genel Başkan olduğu dönemde CHP, PKK ile mücadelede hiç taviz vermiyordu. Bugün Devlet Bahçeli’nin izlediği politikaya yakın bir tavır içindeydi o zamanlar.

Şimdi, tam tersi durumda.

PKK ile yan yana durmaktan çekinmiyor CHP. 

Bu muazzam değişim, “HDP’nin oylarına talip olmak” gibi siyasal bir taktik ile açıklanabilecek bir şey değil. 

PKK’nın; “erken seçim olacak, CHP, HDP, ÖDP ittifak yapsın” önerisinin cazibesine kapılmakla da izah etmek yeterli olmaz bu durumu.

“AK Parti karşıtı olmak”, “Erdoğan düşmanlığı” gibi nedenler belki CHP’yi HDP çizgisine taşımakta bir rol oynamış olabilir. 

7 Haziran sonrası çok umut bağlanan MHP’nin “3’lü bloktan çıkması”, “Erdoğan karşıtlığı politika izlemekten vazgeçmesi” CHP’nin dönüşümünü hızlandırdığı anlaşılıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde HDP’yi görmezden gelen MHP ile birlikte aday çıkaran CHP şimdi MHP’nin tam karşısında HDP’nin yanı başında duruyor.

6 yılda CHP’de yaşanan bu büyük savrulmayı anlamaya iç politik nedenler yeterli gelmiyor.
Daha büyük, daha bölgesel değişimlere bakmamız gerekiyor.

100 yıl önce tam da bugünlerde imzalanan ve bölgenin haritasını çizen Sykes-Picot anlaşmasını sıkça hatırlıyor, üzerinde konuşuyoruz. Bazıları da bu vesileyle bölgeye yönelik başka haritaları hatırlatıyor.

Kimileri ise yeni Sykes-Picot hazırlığı içinde.

PKK’nın arkasında her daim ABD oldu. Yetişemediği yerde devreye MOSSAD girdi. Almanya, Fransa, İngiltere, Rusya ilgi ve desteğini hiç bir zaman PKK’nın üzerinden çekmedi. 

Türkiye 35-40 yılını PKK terörüne ayırdı. Çözüm için pek çok girişimde bulundu.

Çözüm süreci o girişimlerin sonucuydu.

Ankara ile PKK’nın İmralı’da mahkum lideri Öcalan arasında silahı bırakmayla sonuçlanacak bir yeni dönem başladı.

Çözüm süreci ilk başta işe yaradı. Türk ve Kürt kamuoyundan büyük destek aldı. Bir ümit doğdu.
Ancak olmadı. PKK, liderleri Öcalan’ı değil, bağlı bulundukları ABD’yi dinledi. 

Silah bırakma yerine “şehir savaşı” başlatma kararı aldı.

ABD’nin planı Türkiye’de PKK’yı ayaklandırıp, özerk alanlar oluşturmaktı. Suriye’de denedikleri “kanton” modelini bize taşımak istedi.

Devletin tutumu, Hükümet’in kararı ile TSK, dünyanın en zor işini başardı, “şehir savaşı”nda PKK’yı yendi. 

Çözüm süreci tecrübesini yaşayan Kürt vatandaşları bu mücadelede TSK ve Devletin yanında yer aldı. PKK’ya karşı mücadelenin bir parçası oldu.

Türkiyelileşme hedefiyle yola çıkan HDP, bölgesinde bile tutunamayan, işlevi sona eren bir partiye dönüştü.

ABD Türkiye’yi, yenilen PKK ile masaya oturtmaya çok çalıştı. Ankara Washington’u dinlemedi.
Bunun üzerine ABD bölgede yeni oyun planına geçti. PKK’yı meşrulaştırma ve alan açmak için düğmeye bastı.

Silahlandırdığı YPG üzerinden Suriye’de bir PKK bölgesi hedefliyor.

Bir yandan Türkiye’yi Suriye ve YPG üzerinden sıkıştırıyor, öbür yandan PKK’ya Türkiye’de siyasal bir rol vermeye çalışıyor.

Dokunulmazlıklar oylamasındaki tavrı ile CHP, sanki, PKK’yı siyasallaştırma rolünü üstlenmiş görünüyor.  

Şayet CHP’nin arzu ettiği gibi biz referanduma gidersek neyi oylayacağız?

Teröre destek veren milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını mı, yoksa CHP üzerinden PKK’nın siyasallaştırılmasını mı; veya zihinlerde bir haritayı mı?

Mesela Güneydoğu Anadolu’da bazı il ve ilçelerde dokunulmazlıkların kaldırılmasına hayır diyenler yüzde 50’nin üzerinde çıkarsa, biz orada neyi oylamış olacağız?

Veya yüzde 55-45 gibi bir sonuç, hadi diyelim yüzde 60’a 40 çıkan bir tabloya ne diyeceğiz?

Türk halkının yüzde 45’i, 40’ı, 30’u teröre destek veriyor mu diyeceğiz?

Bazı şeyler sandığın değil, Meclis’in ve mahkemelerin işi. Bunu şimdi daha iyi anlıyoruz.

Referandum; bize kurulan bir tuzak mı? 

Bir kez daha düşünmemiz gerekmiyor mu?

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Türkiye... yeni bir yolculuğa yelken açıyor... 17.05.2017Türkiye ABD’yi neden ikna etmek durumunda olsun ki 12.05.2017Erdoğan-Trump görüşmesinin bir önemi kaldı mı? 10.05.2017CHP’nin Fikri Sağlar kararı kurultay davetiyesi gibi 08.05.2017ABD’nin “çatışmasız bölge” çalımı: PKK’ya verilen 22 tır silah 05.05.2017Üye olduğu gün o fezleke Meclis’e gönderildi 03.05.2017Erdoğan AK Parti’ye dönerken CHP’de ne oluyor? 01.05.2017Ringde dayak yiyen boksör görüntüsü 28.04.2017Yeniden sahaya çıkan Türkiye kimin oyun planını bozuyor? 26.04.2017“En birinci Reisçi benim!..” kavgası 24.04.2017CHP provokasyonun eşiğinden nasıl döndü 21.04.2017Kılıçdaroğlu’nun tek çıkışı: O karardan vazgeçmek 19.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Mahmut
Chp + hdp = pkk...
19 Mayıs 2016 00:41
güzel yazı
 // yusuf
maşallah güzel yazı. çok akıllıca üzerinde düşünüldüğü belli. allah yolunuzu açık etsin...
18 Mayıs 2016 Çarşamba 21:53
aynen doğru
 // muammer bekaroğlu
birdefa şunu iyibilmeliyizki chp sadece allah birdir derse siz inanın onun dışında onlarla ne dostluk ne arkadaşlık nede ülküdaşlık olmaz vede olamaz çünki onlar emir eridirler talimatlar dışarıdan boşuna nefers tüketilmesin....
18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:10