18 Ocak 2017 Çarşamba
  • Altın147,033
  • BIST82.363
  • Dolar3,7764
  • Euro4,0385
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,6634
  • İstanbul9 °C
  • Ankara0 °C
  • İzmir8 °C
  • Konya-2 °C
  • Adana10 °C
  • Antalya10 °C
  • Diyarbakır-1 °C
  • Bursa8 °C
  • Kayseri-2 °C
  • Kocaeli6 °C
  • Şanlıurfa3 °C
  • Gaziantep3 °C
  • İçel11 °C
ABD GİZLİ BELGESİ VE REİNA SALDIRISI!
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Anlaşma İsrail’i kurtarmaz, Ankara’yı küçültür
27 Haziran 2016 15:07

İsrail ile Türkiye arasında anlaşma imzalamak üzere mutabakat varıldığı, titiz bir halkla ilişkiler çalışmasıyla duyuruldu.

Resmi açıklama aynı anda iki ülkenin Başbakanı tarafından yapıldı.

Hemen herkes anlaşmanın Türkiye için ne kadar faydalı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu çabanın kendisi bile anlaşmanın Türkiye’ye bir yarar sağlamadığının açık göstergesidir.

Yapılan anlaşma halka kabul ettirilecektir.

AK Parti bütün kredisini bu anlaşmayı kabul ettirmek için kullanmaya hazırlanıyor. Yetmediği yerde Cumhurbaşkanı Erdoğan devreye girecektir.

Gazze meselesi öne sürülüyor. Orada yaşayan insanlara bir nebze yardımın bile öneminden söz ediliyor.

Doğrudur.

Gazze her türlü yardıma muhtaç durumda.

Siz oraya hastana, santral yapacak, içme suyu temin edeceksiniz. Bazı başka yardımlar da olacak.

Bunlara kimse itiraz etmez.

Soru şu:

Gazze neden bir lokma ekmeğe muhtaç?

İnsanlık suçu olan Gazze’nin kuşatılmışlık haline son vermek yerine neden bu statüyü Türkiye kabul etmek zorunda kalıyor?

Gazze’ye yardım anlaşması Gazze’nin İsrail tarafından kuşatama altında tutulma statüsünü kabul etmektir.

Lamı cimi yok. Türkiye İsrail’in Gazze’yi aç ve susuz bırakmasını hak olarak tanımıştır.

Türkiye’nin yardımları İsrail’in Aşdot Limanı’ndan gidecek. İsrail’in onayı ve insafına terk edilen yardıma imza atılıyor.

Tazminat meselesi de İsrail’i kurtaran durum. 20 milyon dolar İsrail’i tüm uluslararası ceza mahkemelerinden kurtaracak bir adım.

9 Türk’ü şehit eden İsrail komandoları, o emri verenlerin yargılanmasının önü kapatılacak.

ANLAŞMA SADECE İSRAİL’LE Mİ?

Türkiye mutabakat öncesi İsrail’in NATO’da ofis açmasına izin verdi. 

Bu anlaşmanın sadece Türkiye ve İsrail ile sınırlı olmadığını gösteriyor. 

Varılan mutabakat tüm bölgeyi etkiliyor, ABD’nin bölgedeki varlığını kalıcı hale getiriyor.

İsrail ile Türkiye’nin anlaşmasını isteyen ABD idi. Arap uyanışı nedeniyle İsrail bölgede tecrit olmuş, ABD gücünü yitirmişti.

ABD dönüş için fırsat kolluyordu.
    
O GÜN GELEN TELEFON

Türkiye 2012 yılını çatışma ile geçirdi. 2011 seçimlerinden sonra PKK devrimci şiddet stratejisi uyguladı. PKK ilk ayaklanmayı o zaman denedi. Bütün dertleri alan hakimiyeti kurmaktı. Bunu yapamadı.

7 Şubat 2012’de yargı üzerinden MİT’e bir operasyon yapıldı. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ terör örgütü kurmak suçundan tutuklandı.

Hapishanelerde açlık eylemleri başlatıldı.

Bütün bu hengamelerin arkasından Türkiye 2013 yılına sürpriz çözüm süreci ile girdi. Yılın ilk günü İmralı ziyareti gündeme geldi.

21 Mart 2013 Nevruz kutlamasında Öcalan’ın mektubu Diyarbakır meydanında okundu. 

Kürtler ve Türkler yeni bir dönem başlatacaklarını ilan ediyorlardı. Yepyeni bir Ortadoğu hayali Türkler-Kürtler ve Arapları birbirine iyice yakınlaştırdı.

Mektubun Diyarbakır meydanında okunduğunun ertesi günü o telefon geldi.

22 Mart 2013’te ABD Başkanı Obama Tel Aviv’den ayrılmadan önce Erdoğan’ı telefonla aradı; biraz da emrivaki ile Netenyahu’ya telefonu verip yarım ağız bir özür dilemesi gerçekleşmiş oldu.

TARİHİN AKIŞI O YARIM ÖZÜRLE DEĞİŞTİ

Değişimin ilk sinyali Mayıs 2013’te Erdoğan’ın, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın da olduğu Beyaz Saray görüşmesinde geldi. O gün Obama Fidan’ı “neler çevirdiğinizi biliyoruz” diye uyardı.

Sonrası malum.

Mayıs sonu Haziran başı Türkiye sokağı hareketlendi. Gezi üzerinden bir darbe kalkışması yaşandı.

3 Temmuz 2013’te Mısır’da Abdülfettah el Sisi yönetime el koydu.

17/25 Aralık 2013 yaşandı. Bir yargı darbesiydi.

24 Temmuz 2014’te Esad Şam’da kimyasal silah kullandı. ABD Esad’ı vurmaktan son anda vaz geçti. Oysa kimyasal silah Obama’nın kırmızı çizgisiydi.

Bu, ABD’nin Suriye konusunda Türkiye’den ayrıldığı anlamına geliyordu.

O tarihten sonra ABD YPG’yi desteklemeye, IŞİD’e karşı Esat’ın yanında durmaya başladı.

Ekim 2014 Kobani olayları. Türkiye’de büyük fırtına koptu. Kobani düştü diye PKK katliama kalkıştı. ABD Kobani’ye silah yardımı yaptı ve IŞİD geri püskürtüldü.

PKK 2011-2012’de Türkiye’de kuramadığı kanton idaresini Kobani’de kurdu.

Bu ABD’nin Suriye’de müttefik olarak Türkiye’yi değil YPG’yi yani PKK’yı gördüğünün ilanıydı.

Bütün bu gelişmeler Türkiye’yi sıkıştırmak içindi.

7 Haziran seçimleri sonrası Ankara beklenmedik bir şekilde İncirlik üssünü ABD’ye açtı.

Bu Türkiye’de bir kanadın ABD politikalarına rıza gösterdiğinin işaretiydi.

Ardından İsrail ile teknik görüşmeler başladı.
    
ORTAYA ÇIKAN İKİ FARKLI EĞİLİM

Görüşmelerle ilgili ilk açıklama Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Tam da 14 Aralık 2015’te.

Erdoğan “Türkiye İsrail yakınlaşması bölge için hayati önem taşıyor” açıklamasını yaptığı gün Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr de “İslam ordusunun kurulduğunu” ilan ediyordu.

O gün Türkiye’de iki farklı eğilim olduğu net şekilde ortaya çıktı.

Biri bölge ülkeleriyle birlikte ABD ve İsrail’e karşı durmak, diğeri ise rota değiştirip ABD ve İsrail ile birlikte bölgede yeni bir düzen kurmak.

Türkiye şimdi ikinci yolu izliyor.

İsrail ile yapılan anlaşmanın asıl muhatabı ABD’dir. Bu anlaşma ile Türkiye ABD’nin Suriye’de bir PKK ya da KCK devleti kurmasına zımnen kabul etmiş görünüyor.

Sıkışan İsrail’e yeni zaman kazandırılmış oluyor.
    
İSRAİL BU ANLAŞMA İLE KENDİNİ KURTARABİLİR Mİ? 

İsrail bir proje devlet. Artık kendi ırkından savaşacak insan bulamıyor. Afrika’dan savaşçı temin ediyor, ya da diğer ülkelerden. Bir süredir İsrail’den göç başladı. Geldikleri ülkelere dönüyorlar. 

Tel Aviv uzun süre varlığını sürdüremez. Ancak soluk alabilir.

Bu anlaşma İsrail’i kurtarmaz. Petroldü, doğalgazdı, ticaretti gibi lafları bir kenara bırakırsak bu anlaşma Türkiye’yi 2003 öncesine geri götürür.

Ankara büyümez, küçülür.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Ne güzel bir slogan: “Ordu Halep’e!..” 14.12.2016Artık adını koyalım: Bu iş; Terör değil, Savaş 12.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
şeytan israil
 // mehmet TÜRK
sayın Kazdağlı, yazınız her zaman ki gibi harika. su gibi okudum. kim hükümeti uyaracak bu uçuruma gidişten merak ediyorum? yok sa hükümet ve AKP artık bizim zannettiğimiz gibi milli değil mi? bu gayri milli anlaşma yapanlar bu durumdan çok memnun gibi. öyleyse durum daha vahim. yani çizgi sapması özümsenmiş ise kalpler de kaymış demektir. anlamadığım bir nokta da, biz daha önce bu filmi seyrettik. israil-ABD güdümünde canımız ne kadar yandı biliyoruz. pe ki şimdi bunlar nasıl kurtarıcı oluyor?...
28 Haziran 2016 Salı 16:01
Sn.Editör kardeşime
 // Nezir
Sevgili kardeşim yazdıklarıma bakıp da sakın bu fakiri şarlatan sanmayın.Kibirden ucubdan çok korkan bir insanım,yazdıklarımın yanında yazamadıklarımda vardır. Bu zulmün böyle gitmeyeceğinden emin olan bir kardeşinizim ama bana göre çok gecikti. Bol bol dua edelim, Rabbim yardım edenleri göndersin inşeAllah. Yine de sen bilirsin bundan önce gönderdiklerimi ister yayınla istersen kalsın....
28 Haziran 2016 Salı 15:08
İlahi yardıma ihtiyaç 1
 // Nezir
Geçdiğimiz asırda, bir gencin yakaladığı bir serçenin tüylerini tamamen yolduğunu duyan zamanın en büyük zatının ”Az kalsın gazap inecekti” dediği anlatılır. Dün Tv.lerde yanmış kaplumbağalar,büyük ve küçükbaş hayvanların yanı sıra bir ağacın üzerinde kanatları yanmış artık uçamayan bir kuşun acılar içinde ağaçta mahsur kaldığını izledik. O kuş kadar yandım. Bunu yakanlar, yaktıranlar insan sınıfından olabilirlermi. Eskiden kanat kırılmasından bahsedilirdi, şimdi ise yakılıyor....
28 Haziran 2016 Salı 14:44