YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ankara’nın önceliği değişiyor mu, PKK’nın yerini IŞİD mi alıyor?
01 Temmuz 2016 13:42

Ankara İsrail ile anlaşma imzalayıp, Rusya ile ilişkileri başlatınca son dönem dışlandığı Batı dünyasında birden ilgi odağı haline geldi.

İstanbul Atatürk Hava Limanı’nda 44 kişiyi öldüren bombalı saldırı bile ilgiyi azaltmadı. Terör Türkiye’ye yakın ilgiyi daha çok arttırdı.

ABD’den, Rusya’ya, Almanya’dan Fransa’ya, Belçika’dan Kanada’ya kadar her ülke Türk bayrakları ile donatıldı. UEFA kurallarını bir kenara bırakıp maç öncesi saygı duruşu yaptırdı.

Alman gazeteleri “İstanbuluz” manşetleriyle çıktı. Hürriyet’in Almanya ortağı Axel Springer binasının önüne astığı Türk bayrağı ile mateme ortak oldu.

Avrupa Birliği Türkiye ile yeni bir başlık açtı.

Rusya bütün rezervlerini kaldırdı. Yakında turistler gelmeye, domatesler gitmeye başlayacak.

Bütün bunlar 7 gün içerisinde olup bitti. 

Rüya gibi.

Sanki bir sihirli el geldi ve her şeyi düzeltmeye başladı.

Bu güzel şeylerin olabilmesi için, İsrail’le anlaşma, Rusya ile buzları eritmek ve Suriye’de izlenen politikanın yanlışlığının kabul etmek gerekiyormuş. 

İşin birinci safhası tamamlandı.

Şimdi ikinci safha için Ankara’dan adım atması bekleniyor.

İstanbul’da gerçekleştirilen saldırı Ankara’nın ikinci adımı atması için bir manivela olarak kullanılıyor.

Birileri saldırıyı sanki planlamış da bekliyormuş gibi Ankara’nın ne yapması gerektiğini arka arkaya sıralamaya başladı.

Devreye doğrudan CIA Başkanı John Brennan girdi. Henri Barkey gibi uzantıları hemen sahneye çıktı.

Diyorlar ki; “İstanbul saldırısını IŞİD yaptı. IŞİD Türkiye’ye savaş açtı. Ankara bunu anlamalı, bugüne kadar hamisi oldukları IŞİD’i desteklemekten vazgeçmeli ve onunla savaşmalı.” 

Önce Türkiye’nin bugüne kadar IŞİD’i desteklediğini kabul ve beyan etmesini istiyorlar.

Sonra Türkiye için asıl tehlikenin PKK değil, IŞİD olduğunu belirtip planların buna göre revize edilmesini söylüyorlar.

O plan ne?

Birincisi PKK ile savaşmaktan vazgeçmek.

İkincisi Türkiye’de PKK’nın, Suriye’de PYD’nin, IŞİD’e karşı mücadele eden yegane güç olduklarını kabul etmek.

Üçüncüsü Suriye’de ABD’nin kontrolünde YPG ile birlikte IŞİD’e karşı fiilen savaşın içinde olmak. Yeni tabirleri “Kürt Seti” ile ittifak etmek.

Dördüncüsü, bunların olabilmesi için PKK, KCK ya da HDP, adına ne dersen de onlarla masaya oturmak, müzakere etmek.

Önümüzdeki günlerde Ankara’dan beklenen birinci iş PKK ile yan yana gelip IŞİD’le mücadele etmesi.

Ankara’dan bir başka beklenti Mısır ile başlatılmak istenen görüşme trafiğine Suriye’nin de eklenmesi. 

Türkiye’nin Esad’la da ilişkiye geçmesi isteniyor.

Ankara elbette kendi çıkarına uygun davranacak. Gelen bu baskıların ne kadarını çıkarına uygun deyip yerine getirecek, ne kadarına itiraz edecek.

Bunu da ileride göreceğiz.

Önümüz bayram. Ağız tadıyla bir bayram geçirmeyi ümit ediyor, tüm okurlarımın bayramını tebrik ediyorum.

Yazarın Önceki Yazıları
Altı ay sonra masaya davet edilen ABD 16.01.2017Ya referandum ya seçim! Neden üçüncü yol değil? 13.01.2017Hiç olmazsa Filistin’e bir Büyükelçi atayalım 11.01.2017Meğer Ortadoğu’yu “bataklık” yapan ABD imiş 09.01.2017Büyükelçiliğin koyduğu o fotoğraf savaş ilanı mı? 06.01.2017ABD Reina’da neden imza bıraktı? 04.01.2017Suriye’de ateşkes, Reina’da katliam, Obama’dan gelen ses 02.01.2017Şimdi Erdoğan suçluyor: “DEAŞ’ı siz destekliyorsunuz!” 28.12.2016Millet Türkiye’nin kiminle savaştığını yeni anlıyor 26.12.2016Bu millet El Bab Şehitleri’ni unutmayacak 23.12.2016Suikast Rusya’yı Türkiye’ye yaklaştırdı ABD’yi uzaklaştırdı 21.12.2016Masalar artık “onlar” olmadan kuruluyor 19.12.2016Sonucu kim belirleyecek: Liderler mi sahadaki örgütler mi? 16.12.2016Ne güzel bir slogan: “Ordu Halep’e!..” 14.12.2016Artık adını koyalım: Bu iş; Terör değil, Savaş 12.12.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.