YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Ankara-Washington: Yol ayrımında duran iki başkent
21 Şubat 2016 14:47

Şayet iki başkent, liderlerinin bir saat 20 dakika süren telefon konuşması üzerinde bile anlaşamıyorlarsa, iki başkent arasında sorun var demektir.

ABD Başkanı Barack Obama, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayacak, sözcüler ve iki başkent kamuoyuna farklı iki metin açıklayacak. 

Ve biz diyeceğiz ki; iki başkent müttefik. 

Yok öyle bir şey. 

İki başkent Ankara ve Washington artık müttefik değiller. Yol ayrımında duruyorlar.

Siz bunu “eşler evi ayırmış, henüz mahkeme boşanma kararı vermemiş” diye anlayın.

Yolların ayrılması Suriye kriziyle başlamadı. İşin öncesi var.

2003 yılına 1 Mart tezkeresine kadar gitmeye de gerek yok. Tezkerenin reddedilişi ABD’ye itirazın, isyanın başlangıcıydı. 

Yolların ayrımını Mursi’nin Mısır’da Cumhurbaşkanı seçilmesiyle başlatabiliriz. 

Mursi Cumhurbaşkanı seçilince ne mi oldu? Türkiye ve Mısır, bölgenin iki büyük ülkesi yan yana geldi; iç içe geçmeye başladı.

İki devlet tek politika etrafında birleşti. Doğu Akdeniz başka bir havaya büründü. O hava Basra Körfezi’ne ve Kuzey Afrika’dan iç kesimlere ulaşmaya başladı.

Kürtler Suriye’si, Irak’ı ve İran’ıyla birlikte yüzünü Ankara’ya döndü. Çözüm süreci o iklimin ürünü olarak ortaya çıktı.

İşte bu hava ABD’yi rahatsız etti. Türkiye ile yolları ayırmaya o zaman karar verdi.

Hiç bir Ortadoğu ülkesi Türkiye’yi arkadan vurmadı. ABD, “müttefikiz” dedi hançeri sırtımıza sapladı. 

Türkiye’de Gezi süreci ile Mısır’da askeri darbeyi aynı anda gerçekleştirdi.

İsrail’in de desteğini alarak Mısır’ın başına Sisi’yi geçirdi.

Bu ABD’nin Türkiye’ye ilk ihanetiydi.

ABD, PKK’ya dönüp “neden silah bırakıyorsunuz” diye sordu. “Türkiye’ye güvenilmez” dedi. PKK’yı silahlandırdı, çözüm sürecini sabote etti. Paralel Yapı üzerinden 17/25 darbe kalkışmasına girişti.

Bu ABD’nin Türkiye’ye ikinci ihanetiydi.

Türkiye İran’ın yanında olduğu zaman karşısında yer alan ABD, Ankara’nın başka yola girdiğini görünce İran’a sarıldı. Önce Bağdat’ı İran’a teslim etti.

İran’ın oluşturduğu 600 bin kişilik Afganistan, Pakistan, Irak ve diğer kimi ülkelerden topladığı Şiilerden oluşan, İranlı General Kasım Süleymani’nin liderliğindeki ordu ile Ortadoğu’da kontrgerillacılık oynamaya kalkıştı.

O Şii ordusunun bir kısmını Lübnan, bir kısmını Yemen, bir kısmını diğer Körfez ülkeleri, bir kısmını Ürdün, önemli bir kısmını da Suriye’ye yerleştirdi.

Amaç İslam dünyasını bölmek ve Türkiye’yi Şii ekseni ile kuşatmaktı.

Bu ABD’nin üçüncü büyük ihanetiydi.

Türkiye bu planı paramparça etti. Cemil Bayık ile Kandil’de defalarca konuşan Kasım Süleymani Suriye muhalifleri tarafından sorgulandı, bir daha ayağa kalkamayacak şekilde paketlenip İran’a teslim edildi.

ABD PKK’yı İran üzerinden kışkırttı, Türkiye’de şehir savaşına sürdü. Silahını, finansını, eğitimini ve lejyoner teminini üstlendi. Türkiye’deki şehir savaşını YPG üzerinden yönetti.

Bu ABD’nin dördüncü büyük ihanetiydi.

Suriye’de olmayan bir örgütü PYD’yi var etti. Kanton idaresi ile Türkiye’nin karşısına çıktı.

Suriye PKK’sı oldu sana PYD/YPG. Yüzde 80’i ABD’nin bulduğu lejyonerlerden oluşuyor. ABD’nin özel kuvvetleri tarafından eğitiliyor. 

Aynı Kanas, aynı keskin nişancı Sur’da, Cizre’de ve Halep’te karşımıza çıkıyor.

Bu ABD’nin beşinci büyük ihanetiydi. 

Hiç biri yetmedi, yapamadı, başaramadı; Ankara diz çökmedi önünde.

Bu defa daha büyük ihanetin içine girdi.

Suriye’de Esad ve Putin ile anlaştı. Rusya’yı devreye soktu. Misket bombalarıyla, kimyasal silahlarla vurmasına şemsiye oldu.

Rusya yukardan vurdu, aşağıda Esad’ın ordusu, İran’ın Şii milisleri, Hizbullah’ın militanları, Şebialar, ABD’nin kara gücü YPG hepsi birden saldırdı. Türkiye ile Halep’i ayırmaya kalkıştı.

Bu ABD’nin altıncı büyük ihanetiydi.

Türkiye tınmadı. Obüs toplarıyla vurdu ABD’nin Suriye’deki kara ordusu YPG’yi.

1 Mart tezkeresine “hayır” diyenlere liderlik eden Deniz Baykal yeniden çıktı sahneye. “Azez-Halep yolunu açık tutmak Türkiye’ye haktır” dedi. HDP’den sonra CHP boşa çıktı.

Devlet Bahçeli saf tuttu; “ABD’nin karşısında pısırık durma” çağrısı yaptı.

Bahçeli, Baykal, Davutoğlu, Erdoğan ihaneti görüp bildiler.

Millet sırtına 6 hançeri kimin sapladığını gördü. 

Gayrı ABD, Obama bu millete akıl öğretemez, yol gösteremez. Yollar ayrıldı.

Ankara’nın kulağı Washington’dan gelen telkine değil Halep’ten seslenen gaziye açıktır.

“Bize” diyor Halep’i ABD’nin kara ordusu YPG’ye dar eden Gazi, “uçak savar, füze verin. İki Rus uçağını düşürelim yeter. Savaşın kaderi değişir.”

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Hüsamettin BÜLBÜL
Ağzına sağlık üstad celal kazdağlı...
26 Şubat 2016 13:22
 // Selami
Bu yaziyi okuyun HAİN kimmiş gorun...
23 Şubat 2016 19:50
 // ercan
A,BD,hiçbir zaman,dostolmadizaten...
22 Şubat 2016 20:23