YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
“Akademisyenler Bildirisi”ne bir de bu açıdan bakın!
18 Ocak 2016 15:54

1128 akademisyen çıkıp bir bildiriye imza attı. Baştan aşağıya kabulü mümkün olmayan bir bildiri. Bir terör örgütü olarak PKK’yı hiç görmeyen devleti katliam yapmakla suçlayan bir metin. 

Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere toplum tepki gösterdi. Bildiri ile tartışma birden farklı bir boyuta taşındı. Terör ve arkasındaki PKK-FETÖ bir kenara kondu, “Türkiye’de fikir özgürlüğü var mı, yok mu” tartışması gündeme oturdu.

Bazı savcıların evlerinden, işyerlerinden imzacı öğretim üyelerini gözaltına almaları ve kimi imzacıların kapılarına X işareti konması bu tartışmayı besledi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu tartışmaya biraz farklı yaklaştı. İçeriğini sert eleştirdi; “imzanızı o bildiriden geri çekin” çağrısı yaptı. Kamuoyu önünde imzacılardan PKK’yı eleştiren yeni bir bildiri yayınlamalarını istedi.

Tartışmaların sonucunda ihale solculara kaldı. PKK’yı görmeyen, devleti katliamcı olmakla suçlayan fail Marksist solculardan başkası olamaz kanaati iyice pekiştirildi.

Evet, bildiriye imza atanların içinde, gözlerine Erdoğan düşmanlığı bürümüş sol dünya görüşüne sahip isimler çoğunlukta. Durumun böyle olması bildiriyi solcuların organize ettiği anlamına gelir mi?

Ben öyle olduğunu zannetmiyorum.

Arkasında Fethullah Terör Örgütü olmadan Türkiye’de hiç bir akademisyen böyle bir bildirinin organizasyonunu yapamaz.

Biz neyi biliyoruz.

28 Şubat’la başlayan ve esas itibarıyla 1995’lerden sonra Türkiye’deki üniversitelerde hakimiyet Paralel Yapı’nın eline geçmeye başladı. 2010’lu yıllara geldiğinde Akademya bir bütün olarak Gülen yapılanmasına terk edildi.

Bugün Fethullah Gülen’in etkin olmadığı bir üniversite mevcut değildir. Hem zihin dünyası olarak hem de kadro olarak.

Gladio’nun eskiden beri güçlü olduğu yerlerde ise zaten iç içeler. Ergenekon kadroları Gülen kadrolarına tabi durumdalar. 

Tıpkı Cumhuriyet gazetesinde olduğu gibi. Tıpkı CHP’de görüldüğü gibi.

Bugün PKK, DHKP-C, TKPML gibi Gladio’nun örgütlediği yapıların orkestra şefi FETÖ’dür.

Paralel Yapı, evet AK Parti kadroları içine sızarak kendine yol buldu ve devlete yerleşti. Erdoğan ve Davutoğlu durumu fark edince en büyük mücadeleyi verdi; veriyor.

Paralel Yapı, şimdilerde Aleviler ve Kürtler içinde hakimiyetini sürdürüyor ve sol entelijansiyayı istediği gibi kontrol ediyor. En güçlü olduğu yer yurt dışı.

Şimdi bildiriye imza atan akademisyenlerin dağılımına daha yakından bakalım.

Türkiye’de 89 üniversiteden 155 profesör imza atmış bildiriye. Yurt dışında ise 17 ülkeden 120 üniversiteye dağılmış 20 profesör imza atmış bildiriye; geri kalanları doktor veya doçent unvanına sahip. 

ABD, Kanada ve Avrupa ülkelerindeki 200 üniversite ve bunlara ilaveten 355 yabancı aydın ve akademisyenin desteği var bildiride.

Böyle bir geniş organizasyonu Türkiye’de kendilerine sol diyen bir grup yapabilir mi?
200 yabancı üniversitede kimlerin öğretim üyesi olduğunun çetelesine sahip bir sol örgütlenme yok Türkiye’de.

Bunu ancak Fethullah Gülen yapılanması yapabilir. 

Ayrıca sol, imza kampanyasından önce bir yürütme komitesi kurar. Günlerce uğraşır, 50 kişiyi geçemez.

Bu imza kampanyasını kim yürüttü? Bir-iki gün içinde 17 ayrı ülke 200 yurt dışı üniversite ve 89 Türk üniversitesinden bir çırpıda bu imzaları toplayabilecek Fethullah yapılanmasından başka bir organizasyon var mı?

Benim bildiğim yok.

Tam da CHP Kurultayı öncesi geldi bu bildiri.

Ne mi oldu CHP Kurultay’ında?

Kürtçülük, Alevicilik üzerine sol sosu pardon, Fethullah Gülen sosu dökülmüş bir Parti Meclisi çıktı ortaya.

Bir de... 

Bildiri yetmiyormuş gibi Erdoğan düşmanlığı üzerinden siyaseti ve toplumu kutuplaştırarak genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu gördük CHP Kurultayı’nda...

Paralel Yapı’ya tavır almayan, teslim alınan bir CHP.

 

Celal KAZDAĞLI

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Sevim sakmanli
Akademisyenlerin arkasindaki gercek...
18 Ocak 2016 19:45