YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Celal Kazdağlı
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
17 Aralık yeniden çıkışın başladığı tarih
17 Aralık 2015 16:10

“Uçurumun kenarındayım Hızır” diyordu Ömer Lütfü Mete yazdığı şiirde.  Bizi bırakıp erken gitti. 

Tam da Ömer Lütfü Mete’nin dediği gibi Türkiye uçurumun kenarına getirildi; 17 Aralık 2013’te. Parmaklarının ucundaydı Türkiye, bir gamzelik rüzgar yetecekti.

O rüzgar o sabah tersinden esti.

Türkiye’yi uçurumun kenarına getirenler uçurumun kenarına geldi.

Üçüncü yıla girerken avanesiyle birlikte yuvarlanıp gittiler o kenarında durdukları uçurumdan.

Türkiye FETÖ’den olmasa bile belasından kurtuldu, diyebiliriz. Ankara’nın önünde ondan mülhem yeni belalar duruyor.

FETÖ, hiç şüpheniz olmasın bir Gladio örgütlenmesidir. Temeli 1950’lilere kadar uzanır. 80’li yıllara kadar yedekte tutulmuş, 12 Eylül darbesinden sonra vazifelendirilmiş bir illegal yapıdır.

Ergenekon’un ikiz kardeşidir. PKK ile akrabadır.

Dini kisve ile karşımıza çıktığı için fark edilmesi biraz zor oldu. Turgut Özal’lı yıllarda mütedeyyin insanların arasına karışıp devlette yer edindiler. Ordu’ya sızdılar, polisin içine yerleştiler. Yargı ve idarenin içini boşalttılar. İş dünyasında var oldular, bir medya gücü olarak ortaya çıktılar.

Dünyada soğuk savaşın sona ermesi ile birlikte yurt dışına başta Türk Cumhuriyetlerine açıldı. Orada CIA adına istasyon şefliği yaptılar. Kimi yerlerde fark edilince kovuldular.

90’lı yılların ikinci yarısında daha görünür hal alan FETÖ, 28 Şubat’ın bir parçası olarak görev üstlendi. Necmettin Erbakan hükümetinin yıkılmasında vazifelendirildi.

Kendisine 28 Şubat’ın kadrine uğramış payesi verildi.

AK Parti içine sızdı, “vesayete” karşı çıkıyor izlenimi ile yeni bir vesayet sistemi kurmaya koyuldu.

1 Mart tezkeresini 2003’te savundular lakin kendilerini darbe karşıtıymış gibi gösterdiler.

 Emniyet ve yargı içine hızla yerleşince “Ergenekon” davaları ile “bir tür kadro değişikliği” sürecine girdiler. Devlette, bürokraside, üniversitede, iş dünyasında, medyada, poliste, adliyede varlığını sürdüren Ergenekon kadrolarının yerine FETÖ’nün kadrolarını yerleştirdiler.

Ergenekon ve FETÖ örgütlenmesinin farkında olan, Gladio yapılanmasının tümüne karşı çıkan siyaset ve devlet içindeki aktörler Türkiye’nin bağımsızlığı konusunda ciddi adımlar attılar. 

Türkiye, TBMM’nin 1 Mart 2003’te Türkiye üzerinden Irak’ın işgal edilmesini öngören tezkereyi reddederek kendine yeni bir dış politika yolu belirledi. Tarihine, coğrafyasına, kültürüne doğru bir arayış başlattı. 

2006’da devlet içindeki o gizli yapı lağvedilince Türkiye’nin eli rahatladı.

2005 yılında Emre Taner’in MİT Müsteşarı olması pek çok şeyi kolaylaştırdı. MİT siyasi kadrolarla, Hükümetle uyum içinde çalıştı. Türkiye’nin dış politika vizyonuna, hedeflerine uygun bir MİT yapılanması ortaya çıktı.

Olayları geriden takip eden değil, öngören, geleceği anlamaya çalışan, istihbaratı sadece kuru bilgi toplama işi olmaktan çıkaran, ekonomiden, teknolojiye, ekolojiden, siber savaşlara uzanan geniş bir yelpazeye açılan bir MİT ortaya çıktı.

Dış politikadaki vizyon ve bu vizyona uygun çalışan MİT ile Türkiye gönül coğrafyasında çok büyük kabul gördü.

TSK çetin bir sınav verdi. Kendisine kurulan kumpasa, Gladio’nun Ergenekon ve FETÖ versiyonlarına rağmen Ordu Ankara ile beraber yürüdü. 

Türkiye dışa açıldı.

İçeride PKK sorununu çözmeye kalkıştı.

İşte bu herkesi tedirgin etti. Gladio FETÖ’yü vazifelendirdi.

7 Şubat 2012 MİT’e yönelik operasyon Ankara’yı can evinden vurmak için yapıldı.

Başaramadılar.

Lakin Türkiye’yi içe kapadılar.

Ardından Gezi kalkışması, yine olmadı.

Ve nihayet 17/25 aralık kalkışması.

Türkiye uçurumun kenarından döndü.

İçe kapanan Ankara yeniden dışa açıldı. Katar’da, Musul’da, Suudi Arabistan’da, Libya’da yeniden var olmaya başladı.

Şimdi Rusya’yı buldular, İran’a rastladılar, PKK’ya sarıldılar.

Türkiye dışarıya çıkmasın istiyorlar.

Ergenekon’u, FETÖ’yü yenmiş Türkiye “Hendek”te yenilir sanıyorlar.

Uçurumun kenarında duruyorlar... Farkında değiller...

 

 

Celal KAZDAĞLI

 

Yazarın Önceki Yazıları
Trump sonrası Türkiye bölgede kimin yanında duruyor? 21.06.2017“Yürüyüş” Kemal Kılıçdaroğlu için bir jübile mi? 19.06.2017Karşı karşıya gelen değil; yan yana duran Türkiye, kazanır! 16.06.201768 Kuşağından kalan yegane devrimci; Devlet Bahçeli 14.06.20173 yıl önce bugün, DEAŞ’ın işgal ettiği Musul’dan geriye ne kaldı 12.06.2017ABD’ye ilk darbeyi İran, ikincisini Katar Emir’i vurdu 09.06.2017ABD’nin hedefi: İslam Dünyası’nı bölmek! 07.06.2017Yine de Oyunu bozacak tek ülke Türkiye 05.06.2017İnsanın aklını kemiren o korkunç şüphe 02.06.2017AK Parti MHP konusunda bir tercihe mi zorlanıyor 31.05.2017Silahı var, petrolü var, dayısı var... Devlet olmak için eksiği ne? 29.05.2017Türkiye-AB “İlişkiye” bir şans daha veriyor... 26.05.2017Tartışılan konu: FETÖ’nün siyasi ayağı! 24.05.2017Başarmak için Erdoğan’ın önünde hiç bir engel yok 22.05.2017Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yılında Türkiye 19.05.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.