YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Şeyh Küşteri Hz.leri ve Karagöz Oyunu
23 Temmuz 2015 13:39

Geçmiş yıllarda neredeyse Ramazan gecelerinin vazgeçilmezi olan ve adeta onunla özdeşleşmiş Karagöz ve Hacivat'ı çok iyi tanırız. Peki, toplumumuzun bir ferdi diyebileceğimiz kadar bize yakın, adeta bizden biri olan Karagöz ve Hacivat karakteri gerçek midir? Gerçekte yaşamışlar mıdır? Bu yazımızda Karagöz ve Hacivat oyununun pek de bilinmeyen varoluş hikâyesini ve gerçekte hangi amaç için oynatıldığını sizlerle paylaşmak istiyorum.

turkish-karagoz.png

Gölge oyunu sanatı Orta Asya'dan Türkiye'ye göç eden Türkler tarafından getirilmiştir. Bir başka rivayete göre Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethinden sonra bu sanat Osmanlı devletinde gelişmiştir ve genelde halk dilinde Karagöz ve Hacivat adını almıştır. On Dokuzuncu yüzyılda Osmanlı’da eğlendirirken öğretmesinden dolayı en dikkat çekici eğlence türlerinden olan Karagöz, Osmanlı sarayının ve halkın çeşitli vesileler ile toplandığı zamanlarda vazgeçilmezleri arasında idi.

Cennet-mekân Sultanımız II. Abdülhamit Han devrinde Karagözcüler Mızıka-yı Hümayunda memuriyete alınmışlardır. Osmanlı’da halkın her kademesinden yetişen karagözcüler mevcuttur. Bunların kimisi meşhur tekkelerden, kimisi medreselerden yetiştiği görülür. Şeyh Fehmi Efendi, Müştak Baba, Darphaneli Hafız Efendi, Hafız Mehmet Efendi, tasavvuf erbabı Karagözcülerin en meşhurlarıdır.

Yüzyıllardır yüzümüzde tatlı bir tebessüm bırakan Karagöz, aslen yetişkinlere yönelik hazırlanmış bir oyundur. Oyunun içerisinde geçen konular İnsanı tefekkür etmeye sevk eder. Oyun, bazen güldürüp bazen de ağlatırken ince mesajlar vererek toplumu yönlendirici ve eğitici özelliğe sahiptir.

Karagöz oyunu ilk kez Şeyh Küşteri tarafından icat edilmiştir. Şeyh Küşteri aslen Horasan’ın Tüster şehrinde doğmuştur. Asıl adı Sehl bin Abdullah Tüsteri’dir. Şeyh Küşteri Ehl-i sünnet itikadına sahip bid’atlardan uzak zeki, feraset ve basiret sahibi kâmil bir insandır. 

Bazı Perdelere de, Karagöz ve Hacivat’ın mucidi Şeyh Küşteri'ye atfen Küşteri Meydanı adı verilir. Şeyh Küşteri aynı zamanda Tarikat ehli bir mutasavvıftır. Şeyh Küşteri’nin mezarı Bursa‘da Çekirge caddesinde bulunmaktadır. Şeyh Küşterinin dînî ve tasavvufî yönü aslını kaybetmemiş değiştirilmemiş olan orijinal Karagöz oyunu içinde sık sık vurgulanmaktadır ki! Oyunda:

  • Karagöz oyunlarının tümü, Allah’ın övülmesi ile başlayıp dua ile biter.
  • Hacivat, gösteriyi besmele ile açar, secde pozisyonunda yere kapanır.
  • Perde gazellerinde giriş de Esmaü’l-hüsnada geçen Allah’ın isimlerinden, ‘Hayy’ ve ‘Hakk’ ile (Hay Hak!) yapılır.
  • Oyun içinde Hacivat, adından anlaşılacağı üzere Hacivat karakterinin hacca gitmiş olması her fırsatta vurgulanır.
  • Oyun içinde her zaman Hacivat’ın belden üstü kıyafeti yeşil renktedir. (Osmanlı’da gayrimüslimlerin Yeşil renk giymeleri yasaktır. Çünkü Yeşil renk’e kutsallık atfedilmiştir. Müslümanlar bu rengin kutsiyetine hürmeten sadece belden yukarı kıyafetlerde bu rengi kullanmışlardır.)

Şeyh Küşterî hazretleri bir gün sorumlusu olduğu dergâhta her zamanki gibi “Halaka-i Zikir Meclisi” kurmuş büyük bir cezbe ile dervişleri eşliğinde zikre koyulmuş. Zikrin sonunda Salât ve selamlar ve ardından dualar okunmuş sonunda az bir murakabe halinden sonra dervişlerden biri Şeyh Küşteri’ye:

-Efendim, “bize bu dünya hayatı nedir?” anlatır mısınız diye bir soru yöneltmiş.

Bu soru üzerine Şeyh Küşterî hazretleri, başındaki sarığı çözüp odanın bir köşesine perde şeklinde gerer ve:

-“Tarikatımızca kutsal kabul edilen bu dört esas vardır: ‘Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat’ Bu sarığın her bir tarafı bu esaslara işarettir” diyerek perdenin arkasında bir ışık yakar. Perde arkasında yanan ışık, canlanan hayata işaret eder. Elinin gölgesini perdeye düşürerek hareket ettirir ve bir takım sesler çıkarır. Sesler artık hayatın başladığına işarettir. Sonra da ışığı söndürüp anlatır: “Gördüğünüz perde dünya, gölgeler ise hareket eden mahlûkattır. İnsanlar, bu perdedeki hayallerdir ve ‘dünya hayatı’ dediğimiz bunun misalidir.” diye izah eder.

Evet, Şeyh Küşterinin dediği gibi Karagöz oyununda dostluk, kardeşlik, iyilik, kötülük kısacası günlük hayattaki her şeyden bir parça vardır. Özellikle şeytanın insanı nasıl kandırdığı, insanın nefsine nasıl yenik düştüğü bir takım mizansenlerle anlatılmıştır. Böylelikle de “gerçek hayatın bir misali” perdeye aksetmiştir ve sanki orada nefes alıyor gibidir.

İslam dünyasında bu oyuna hayal gölgesi, perde hayali gibi adlar verilmiştir. Dönem dönem bu oyuna dinen uygun değildir diyenler olmuş ve İslami açıdan bu Oyun ile ilgili çeşitli fetvalar çıkarılmış, görüşler öne sürülmüştür.

Şeyhülislam Ebussuut Efendi’nin “hayal oyununu“ ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en önemlisidir. Muhyiddin İbn-i Arabî hazretleri Fütühat-ı Mekkîye’de, bu durumu açıklar: “Bu meselede, işaret ettiğimiz noktanın hakikatini bilmek isteyenler, hayal-i sitare’ye (gölge oyunu), bunu uzaktan seyreden çocuklara, bu resimleri oynatan ve konuşturan sanatkâra dikkat etsinler. Âlemin durumu da böyledir. İnsanların çoğu o çocuklar gibidir. Bu misalin aslını kavrayanlar meseleyi bilirler. Çocuklar gösteriden eğlenir ve sevinirler, gafiller ise sadece oyun olarak kabul ederler. İlim sahipleri bilirler ki bu dünya perdedeki resimler gibi bir hayaldir ve son bulacaktır.

Bu kısa yazımızda Karagözden, Hacivat’tan ve bu gölge oyunun mucidi olağan Şeyh Küşteri hazretlerinden kısaca söz etmeye çalıştık. Ancak üzücüdür ki: Kültür tarihimizde silinmeyecek derin izler bırakan Karagöz oyunu son dönemde gelişen iletişim teknolojilerine yenik düşmüş ve kendisine duyulan ilgiyi yitirmiştir. Buna karşın değerlerimizi bize ait diyerek çalmaya çalışan “Yunanlılar” bütün bilimsel kanıtlara rağmen adlarını bile değiştirmeden “Karaghiozis” ve “Hatziavatis” diyerek Karagöz oyununun her fırsatta kendilerine ait olduğunu söyleyip sahiplenmeye çalışmaktadırlar.

Son olarak diyorum ki!

Şeyh Küşteri hazretleri gibi gıdasını “Ledün” ikliminden alan bir Allah dostunun ortaya çıkardığı, içeriğinde bize ait, bizden motifler taşıyan tarihî ve kültürel mirasımız olan Karagöz ve Hacivat oyununa sahip çıkalım! Karagöz ve Hacivat adı ile bildiğimiz bu gölge oyunu yaşatılsın ve sağlıklı bir şekilde bizden sonraki nesillere de ulaşsın!

061220141954190248651.jpg

 

 

Yazarın Önceki Yazıları
Bir Roman Şeyh Şaban Hoca 27.04.2017Tarikatlar ve İslami Gruplar için Referandum İmtihanı 11.04.2017Receb-i Şerif ve Üç Aylar 05.04.2017Vefatının yıldönümü anısına Bediüzzaman 25.03.2017İdrar Kokulu Pis Avrupa 15.03.2017Ehl-i sünnet dışı düşüncelerin akıbeti 06.03.2017Ehl-i Sünnet İslam’ın bilgi evrenidir 27.02.2017Büyük taaruz 13.02.2017Haydi STK'lar Büyük Kuşatmaya Karşı Evet Platformlarına 03.02.2017Büyük Kuşatma 24.01.2017Hikmet ve Muhittin kardeşler 10.03.2016İsrail yakın gelecekte bölünüyor 29.02.201614 Şubat Ahlaksızlığı Yayma Günü 12.02.2016Haydi Konak Belediyesi Yapabilirsin… 05.02.2016İzmir'den tarihi ayıp! 26.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // kalphana ji
heyyy...
04 Nisan 2016 22:12
Gazi
 // Orhan
Mubarek orhan gazi hazretleri geyikli baba hazretleri gibi bir Allah dostunun dervisidir birakin keyfi adam oldurmeyi bile bile karincayi inciltmez yalanci tarihcilerin uydurmalari bunlar...
27 Temmuz 2015 Pazartesi 19:05
 // enes
hacivat ile karagizun yildirim beyazit han tarafindan olduruldugu dogrumu hocam...
23 Temmuz 2015 16:50