YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Noel (Yılbaşı) kutlama tehlikesi
29 Aralık 2015 23:24

Şöyle bir düşünelim; bizleri kötülükten men etmek için gönderilen ve kötülüklerden uzaklaştırma gayreti ile ömrünü geçiren bir Peygamberin doğum günü içki ile sıçkı ile günahla, isyanla mı kutlanır?”

Kıymetli okurlar, bugün sizlere önümüzde yaklaşan ve şiddetle dikkat edilmesi gereken Yılbaşı (Noel) tehlikesinden bahis etmek istiyorum. Bizlere bir takım görsel ve yazılı basın aracılığı ile cicili bicili bir bayram gibi gayet masumca gösterilmeye çalışılan “yılbaşı” ümmet-i Muhammedi ve tüm İslam âlemini saran büyük bir tehlikedir.

İngilizce orijinali “christ’s mass” (İsa’nın âyini)dir. İsa Aleyhisselam'ın sözde doğum günü için yapılan âyin ve kutlamaları ifade eder. Fransızca “haber” anlamındaki nowell kelimesinden gelen Noel, Almanca'da “kutsal gece” demektir. “Yılbaşı” Hıristiyanların 25 Aralık’tan sonra başlayıp, güneş takvimine göre yeni yılın ilk gününün ilk ışıklarına kadar devam eden, belki bir yıl boyunca işlenmeyen günahların içki, fuhuş, kumar, dans, eğlence, hepsinin bir geceye sığdırıldığı, Hz. İsa’nın (a.s) doğum gününü kutladıkları bayram ve kutlamalardır.

Kıymetli okurlar, düz mantıkla da olsa şöyle bir düşünelim. Bizleri kötülükten men etmek için yeryüzüne gönderilen ve yine kötülüklerden uzaklaştırma gayreti ile ömrünü geçiren bir Peygamberin doğum günü içki ile sıçkı ile günahla isyanla mı kutlanır? Ancak, biz Müslümanların içinde Müslüman’ım deyip de Noel gibi gâvur bayramını kutlayan birçok Müslüman var! Peki, siz hiç bu kâfir güruhun Kadir gecemizi, Kurban ve Ramazan bayramımızı veya bırakın bunları, İslâmî örf ve geleneğimizin herhangi birini kutladıklarını gördünüz mü? Bizler bütün Peygamberlere ve Onların getirdiği bütün kitaplara iman ederken, onlar bizim Peygamberimiz, kâinatın efendisi (s.a.v)’i kabul etmedikleri gibi Peygamber efendimiz (s.a.v) ve Kur’ân-ı Kerîme küstahça küfür ediyorlar, sövüyorlar.

O halde nasıl olurda kutsallarımıza karşı bunca küfür ve hakaret eden bu gâvur milletini dinliyor, izliyor ve Noellerine ortak oluyoruz.

Değerli kardeşlerim sakın ha sakın, Allah (c.c)’nun ve Rasûlü (s.a.v)’in düşmanlarının adetlerine, örflerine, modalarına, merasimlerine katılmayalım. Çünkü Allah (c.c) böyle yapanları Kur’ân-ı Kerîm’de şiddetle uyarmıştır “Sakın o zalimlere sevgi beslemek, yağcılık yapmak veya yaptıkları işlere rıza göstermek suretiyle azıcık bile olsada meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (Cehennemlik olursunuz).” (Hûd Sûresi, 11/113)

Lafa geldi mi, “Anam-babam, tatlı canım sana feda olsun, ya Rasullah” diyoruz. Efendimizi sav çok sevdiğimizi her fırsatta belirtiyoruz. Adından sonra “Sallallahu Aleyhi ve Sellem” veya “Aleyhissalatü Vesselam” demeden, geçemiyoruz. Ancak, ey Müslüman sevgi  delil ister, öyle kuru kuruya sevmek olmaz. Seven sevdiğini çok anar, seven sevdiğinden çok bahseder, seven sevdiğine itaat eder ve sözünü dinler, seven sevdiğini ölesiye dinler. Sevginin kanunu kuralı, her ne olursa olsun, başına ne gelirse gelsin sevdiğine “sadakat” göstermektir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) şöyle buyurmuştur "Kim (inanç, söz, fiil ve davranışlarıyla) bir kavme benzerse o da onlardandır."

Konu ile alakadar İmam-ı Rabbanî müceddid-i elf-i sani (ikinci bin yılın müceddidi) hazretleri “Hinduların bayram günlerine, ateşe tapınanların Nevruz günlerine ve Hıristiyanların Noel gecelerine ve diğer paskalyalarına hürmet etmek ve o zamanlarda, onların âdetlerini, onlar gibi yapmak şirk olur. Küfre sebep olur. Kâfirlerin bayramlarında, Müslümanların cahilleri, kâfirlerin yaptıklarını yapıyorlar ve bu günleri, Müslüman bayramı zannediyorlar. Kâfirler gibi, birbirlerine hediye gönderiyorlar. Eşyalarını, sofralarını kâfirlerin yaptığı gibi süslüyorlar. O geceleri, başka gecelerden ayırt ediyorlar. Bunlar hep şirktir, kâfirliktir” buyurmaktadır. (Mektubat 3/41)

Yine İmam-ı Rabbani (k.s.) şöyle buyuruyor “Bizim bir komşumuz vardı, Müslüman’dı. Fakat bazı yanlışları vardı. Vefat etmek üzereydi, komşuluk hakkı üzere beni çağırdılar. Gittim ve gördüm ki komadadır. Kendisine teveccühte bulundum. Kalbine manevi bir hal üzere nazar ettim (baktım), zifiri karanlık bulutlar çökmüş, iman nuru sönecek bir mum gibi kalmış olarak gördüm. Karanlıkları dağıtmak amacıyla teveccüh ettim lakin zerre kadar karanlık açılmadı. Bunu bir iki kere denedim ama fayda yok.

Üçüncüde de olmayınca ‘Ya Rabbi! Acaba bende mi bir kusur var bugün’ diye düşündüm. Tam o esnada kalbime:

Ey İmam! Eğer sen bu teveccühlerini dağlara yapmış olsaydın, senin hürmetine ve teveccühün bereketine dağları yerinden sökerdim. Ama bu adamdan sen bir karanlık açamazsın, çünkü bunun karanlığı bazı günahları işlediğinden değil, müşrik Hinduların şirk merasimlerine katılmasındandır. Burada şirk olduğu için teveccühün burada sökmez.’ diye nida edildi. O zaman Hindistan’da şirk bayramlarında boyalı, renkli pilav pişiriyorlarmış ve birbirlerine bunu hediye ediyorlarmış. Bu Müslüman adam da onlardan etkilenmiş, aynı günde aynı şekilde pilav pişirip o günü kutluyormuş.

En sonunda ümidimi kestim ve evime doğru yol aldım. Bir zaman sonra bana komşumun öldüğüne dair haber geldi. Ne yapacağını düşündüm. Cenazesine gideyim mi, gitmeyeyim mi diye şüphede kaldım. Durum böyle olunca istihare yapmaya karar verdim. İstiharemde: ‘O kişi zor da olsa imanını kurtararak öldü, cenazesine gidebilirsin’ buyruldu.”

Tabi konu Yılbaşı olunca bir de hindi kesme meselesi var. Kendimi bildim bileli kanıma dokunan bir şey vardır ki o da İngilizcede Hindi kelimesinin karşılığı “Turkey” yani “Türk” olarak kullanılmasıdır. Peki, sizce yılbaşında kesilen hindinin adı nereden gelmektedir? Amerika’nın keşfinde bulunan hindi, Avrupa’da zamanın Hıristiyan lideri Papa’ya hediye olarak götürülür; bunun üzerine Papa hindiyi görünce ilk defa gördüğü hindiye bakarak “Ne tür bir hayvan bu böyle, aynı Türkler gibi kırmızı suratlı, kabararak yürüyor, bunun adı Türk olsun” demiş. Böylelikle Hıristiyanların inançlarınca her yılbaşında Hz. İsa’ya bir Müslüman-Türk kurban etmek borç bilinirdi. Bunun üzerine Avrupalı Hıristiyanlar her yılbaşında bir Türk kurban edemedikleri için Türklere benzettikleri hindiyi keserler.

Kıymetli okurlar, şimdi kendi kendine şöyle diyenler de olabilir “ben yılbaşına özel bir şey yapmıyorum, bara, pavyona, kiliseye gitmiyorum, sadece evimde oturup televizyon seyrediyorum, onu da mı bana çok görüyorsun” hemen ben de sana derim ki, “çok görmüyorum, çok tehlikeli görüyorum.” Çünkü her yere yetişmeye ne vaktin ne de paran yeter. Adamlar bunu çok iyi bildikleri için senin maddi gücünle ve zaman kısıtlılığın nedeniyle yapamayacağın günahları iyi biliyorlar ve kendilerince seni cehennemin dibine çekmek için evinin içini televizyon programlarıyla doldurarak seni, aklını ve aileni yavaş yavaş zehirliyorlar, bundan haberin var mı?

Şimdi soruyorum size Bir insan düşmanını sever mi? Nasıl ki bir insan düşmanını sevmezse, düşmanını seveni de sevmez! Elhamdülillâh, biz İslam tarafındayız, Kur’ânımızdan yanayız. O halde bu yaklaşan yılbaşında Noel kutlamalarından uzak kalarak tarafımızı ve cephemizi belli etmeliyiz. Belli etmeliyiz ki Allah’a cc asi olmayalım, onun sevdiklerini sevelim, sevmediklerini biz de sevmeyelim. Yine, Rasülüllah’ı sav sevenlerden olduğumuzu hal ve hareketlerimizle belli edelim ki, yarın kıyamet gününde sevdiğimiz ve sünnetine ittiba ettiğimiz Peygamber efendimiz sav ile beraber olalım.

Kıymetli okurlar, son olarak belirmek isterim ki, Hz Allah cc Kur’ân-ı Kerim’de bunlardan yüz çevirmemizi ve onları dost edinmememizi de şöyle bildiriyor “Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dostlar edinmeyin! Siz onlara sevgi ve muhabbet beslemeyin!” (Mümtehine Sûresi, 60/1)

12316212_1523171348010197_5757869631427139743_n.jpg

12376138_1663301743955136_5347810163729427072_n.jpg

 

Yazarın Önceki Yazıları
Vefatının yıldönümü anısına Bediüzzaman 25.03.2017İdrar Kokulu Pis Avrupa 15.03.2017Ehl-i sünnet dışı düşüncelerin akıbeti 06.03.2017Ehl-i Sünnet İslam’ın bilgi evrenidir 27.02.2017Büyük taaruz 13.02.2017Haydi STK'lar Büyük Kuşatmaya Karşı Evet Platformlarına 03.02.2017Büyük Kuşatma 24.01.2017Hikmet ve Muhittin kardeşler 10.03.2016İsrail yakın gelecekte bölünüyor 29.02.201614 Şubat Ahlaksızlığı Yayma Günü 12.02.2016Haydi Konak Belediyesi Yapabilirsin… 05.02.2016İzmir'den tarihi ayıp! 26.01.2016Affet bizi Reyhan öğretmen! 23.01.2016Hastanelerde din görevlileri gerekliliği 2 'Serap Hanımın İbretlik Sonu' 18.01.2016Hastanelere Bir An Evvel Din Görevlisi İstiyoruz 11.01.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // polat alemdar
Ölüm var aynen.kardeş dedigin gibi maalesef birlik ve beraberlik yok çünkü şuhur zayıf temelden eğitim yok kimseyi suclamamiz gerekir dua etmek ve uzak durmak gerekir ama insanları kovmaya hakkımız yok ne olursak olalım istersen evliya ol amaç bir insanı kurtarmaktır birleşmedigimiz sürece hepimiz günaha girmemeye çalışsakta diyelim sıçrıyor mesele bir olmak ve beraber olmak ve diri olmak nefisleri kurdurmuş bu neslin...
02 Ocak 2016 04:01
 // Mhammd
Rahatsızlık verdiysem buradata buda son mesajimdir Allah cc size rahmet etsin benim icin mezardaki ölülerden farkiniz kalmadı...
31 Aralık 2015 17:20
 // Kalenderi
Mehmet bey gâvurun filimi bitmiyor bizim millet uyanamadı ucuz Yeşilçam prodüksiyon larından...
30 Aralık 2015 19:54