YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Nereden çıktı İzmir'de Evliya arama fikri
28 Mayıs 2015 10:43

Büyük veli Ebu Ali Dekak Hazretleri şöyle buyuruyor;

"İnsan hepsiyle amel etmese de salihlerin sözlerini dinlemesinin ve güzel hallerini okumasının ona bir faydası olur mu? diye sorduklarında, hazret şu cevabı vermiştir " Evet olur. Bunun iki faydası vardır  Birincisi , velilerin sözleri o kimsenin kalbini kuvvetlendirir, ölmüş duygularını harekete geçirir, gönlünde güzel şeylere karşı bir arzu meydana getirir. İkincisi, kibrini kırar, benliğini yıkar, boş davaları kalbinden atar. Ona ayna olur, halini gösterir. İnsan kör değilse, kendini görür."

Ben de acizane büyüklerin sözlerini dinlemeyi, hayatlarını okumayı ve kabirlerini ziyaret etmeyi çok severim. Daha evvelki yıllar bir İzmirli olarak tatili fırsatı bulunduğum zaman adeta buram buram maneviyat koklamak için Bursa’ya İstanbul’a Konya’ya vb illere zamanın kıtlığına inat giderdim.

Benim için bu seyahatler ruh dünyamı zenginleştirme adına en güzel seyir günleri idi. O haleti ruhaniyeyi yaşamak gerekir kelimeler yetersiz kalır. Sanki bazen bir sahabe (ra) efendimizin kabrinde asrı saadetten kokular alıyor, adeta asrı saadete açılan bir pencereden onların güzide hayatını seyrediyor bazen büyük bir Hak dostunun huzurunda edeple nasihatlerini dinliyor ve bazen de İlahi-kelimetullah uğruna şehit düşmüş bir Alperenin huzurunda İslam uğruna verdiği mücadeleyi izleyip adeta ibret alıyordum.

Yine bir gün, kalabalık bir grup eşliğinde gideceğimiz Bursa seyahati öncesi programı ayarlayıp kimseye mahcup olmamak adına çok değerli Cevdet CAMNİ ve Lokman DOĞAN ağabeylerimle plan yaptık. Üç kişi o gece yola çıkacaktık ancak bana ağırlık çöktü, canım yola gitmek istemiyordu (bir an nefsime zor gelmişti) Cevdet abiye;

- Abi siz gidin dedim

O da;

- Olmaz beraber gideceğiz

dedi ve ısrarla bırakmam diyordu. Bense dediğim dedik bir tavırla

- Siz gidin dedim

Cevdet abi yanımdan ayrıldı az sonra tekrar geldi Hüseyin Hocam gitmez ise "çok pişman olur birçok güzelliği kaçırır diyor" deyince Başımı öne eğdim

- Tamam o zaman gidelim dedim

Ve yola koyulduk. Daha evvelden birçok kere Bursa’ya gitmiştim. Ancak bu gidişimde çok değerli Ahmet Aslan hocam ve her biri ayrı bir değer olan kardeşlerim ile tanışmıştım. Artık Bursa'ya gittiğimde yanına uğruyor ve Ahmet Hoca'nın eşliğinde manevi mekanları geziyordum.

Günlerden bir gün Ahmet Hoca ve arkadaşları bu sefer İzmir’e misafir oldu. Kendisini ağırladım ancak İzmir Bursa gibi değildi. O manevi iklim gerçekten de burada yoktu. Yarım yamalak edindiğim bilgilerle birkaç cami ve yollarını zar zor bulduğum Türbe'ye götürdüm kendilerini. Ama içime dert olmuştu. Nasıl olur da yüzyıllardır İslam memleketi olan İzmir'de manevi İrşatçıların Gazi Dervişlerin, evliyaların mekanları ve Türbeleri bilinmez bulunmazdı. Bu insanlar nereye kaybolmuştu, nerede idi ecdat. Bir taraftan aklıma Muhyiddin İbnü’l-Arabî (R.A) ‘Müslümanların olsun, kâfirlerin olsun, her şehrinde bir kurup evliya bulunur’  sözü geliyor birazcık ferahlıyordum ancak az sonra kendimi düşünmekten alamıyor ve bu soru yine aklımı kurcalamaya devam ediyordu.

Kendi kendime “acaba İzmir'deki Türbelerin yok olmasının sebebini ne? Acaba tekke, zaviye ve türbelerin birlikte kapatıldığı yıllarda bu mekânlar yıkıldı mı? Araştırmaya kalksam bu konuda hangi kurum yetkili kimin kapısını çalmam gerekiyor ” diyordum.

Bu konuda yaşanan tarihi süreç beni bu şekilde düşünmeye sevk ediyordu. Nasıl etmesin ki. Bu ülkede Cumhuriyetin ilk yıllarında, 30 Kasım 1925 de Türkiye’de “Tekke, zaviye ve türbelerin ” kanunen kapatılmasını öngören 677 sayılı kanun çıkarılmış ve  13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanması ile de  yürürlüğe giren kanun  uygulamaya konmuştur.

5 Mart 1950 yılında yasanın sadece Türbeler kısmında değişikliğe gidilmiş ve ne alakası var ise türbelerin bir bölümünün Milli Eğitim Bakanlığı onayı ile açılmasına imkân sağlanmıştır. Kanun ile ilk olarak İstanbul'da, Bursa'da, Konya’daki türbelerin bir bölümü açılmış sonraki süreçte -1990 yılında- ise çıkarılan kanun ile türbelerin açılması için Bakanlar Kurulu onayının alınması şartını ortadan kaldırılmış ve sadece Kültür Bakanlığı’nın onayı yeterli görülmüştür.

Tam o günlerde “Dertlendiğimden olacak ki “kıymetli büyüğüm Hüseyin Yeşil Hocam bazı Allah (C.C) Dostlarını ve Tarikat silsilelerini araştırma görevi verdi ve adeta ucu bucağı olmayan bu deryaya girmeme vesile oldu. İşte bu güzel vazifeden yola çıkarak başta İzmir'deki ve tüm yurtta Allah (C.C) dostlarını aramaya başladık ve Elhamdülillah çok şükür yüzlercesine ulaştık.

Şimdi de istedim ki yapmış olduğumuz araştırmaların neticelerini, ülkemizin en güzel şehirlerinden biri olan İzmir’in ve yurdumuzun çeşitli bölgelerin de metfun bulunan, o bölgelerin manevi sahiplerini ziyaret etmek isteyenler için ortaya koyalım. İnşallah bahsettiğimiz konular ile farklı iklimleri içinize çekerken, kendi ruh dünyanıza da yolculuk edebilir ya da her köşesi Evliyalarla, Dergahlarla dolu ecdat yadigarı İzmir yolculuğuna çıkabilirsiniz.

Son olarak niyetimin ne olduğunu anlatmak adına sizinle bir menkıbe paylaşıp o şekilde yazımı bitirmek istiyorum.

Tasavvuf ehli büyükler anlatır ki;

” Tebriz’de zamanın meşhurlarından Ârif adında biri vardı. Şeyhin yanına geldi Şeyh ona adını sordu o da “Adım Muhammed , fakat bana Ârif derler.” diye cevap verdi. Bunun üzerine şeyh,“Sen kendini tanıyor musun ki sana Ârif diyorlar?” dedi. O da: “Ben şeyhlerin kitaplarından ve menkıbelerinden, tasavvuftan pek çok şey okudum ve öğrendim.” dedi. Şeyh, “Onların işi senin okuduklarındır, seninki hani?”dedi.“Bu okumak şuna benzer Hocanın biri kölesini çeşitli iyi ve ucuz kumaşlar alması için Mısır’a gönderdi. Neler aldığını da yazıp kendisine göndermesini istedi. Şimdi bu hoca, arkadaşlarını çağırıp kumaş yerine bu belgeyi satabilir mi? İşte senin okudukların o insanların yaşadıkları hâllerdir. Sen de kumaş göstermelisin, kitap ve makale göstermek işeyaramaz.”
 

Yanı başımızda duran ama bihaber olduğumuz mübarek mekânları ziyaret edip ve sadece kuru bir ziyaretle kalmayıp yukarıda ki bahsedildiği gibi hep beraber Kumaş göstermeniz dileği ile de Allah (C.C) Emanet Olun. 

Yazarın Önceki Yazıları
Mevlevilikte Sema Gösteri veya Bir Tür Folklor değildir… 16.12.2017Batı Trakya'da Müftü atanamıyorken İzmir'e Ortadoks Metropolit Atanması 08.12.2017İslam’da Ticaret Ahlâkı (Röportaj) 21.11.2017Tasavvuf ile alakalı sorulara cevaplar ( Röportaj ) 10.11.2017İzmir için 92 yıl sonra Tarihi bir an! 20.10.2017Kadim Tekkelerde Muharrem Ayı ve Aşure 13.10.2017Sahabeye (Ra) Dil Uzatmanın Tehlikesi 05.10.2017Aşure Günü ve Gecesi Neler Yapmalı? 29.09.2017"Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon" Çalıştayı 26.09.2017Roman Çalıştayından İzlenimler 07.09.2017İmam Hatip tanıtım programı yapılması zoruna gidenlere! 05.09.2017İzmir de Narko Terör Çalıştayı ve Sonuç Bildirimi 22.08.2017Ülkemiz de Tarikatlar ve Cemaatler Birliği Kurulmalı 08.08.2017Gönül Erleri Sayesinde Uyuşturucudan Kurtulan Genç ( Röportaj ) 31.07.2017Uyuşturucu İle Mücadele Eden Gönül Erleri (Röportaj) 15.07.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.
 // Aylin
İzmir'deki evliyalar ve nerede olduklarını yazarmisiniz lütfen!...
30 Eylül 2016 02:57
 // Mhammd
Bu bir nasihattir herkes için geçerlidir islamimizi anlamak için...
24 Kasım 2015 14:26
 // Mhammd
Ey oğul şunu unutma ölüm var gittidin yol doğru yol yolunda beraber olanları sakinki onları yanından uzaklaştırma oğul çünkü oğul vebal ve sorumluluk altına girersin yumuşak sözlü ol ey ogul seni yeni üzme oğul sabret çünkü imtahani kazanmak meşaket ister karşındakinin seni uzsede onu sallama ey ogul islamda kovmak KÜSMEK yoktur ey ogul Allah cc dostlarını iyice tani evlat yanında istemedigin insanı kırıp atma herkesin kusuru vardır kimse kusursuz değildir evlat...
24 Kasım 2015 14:25