YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Müjdeler Olsun! Ramazan-ı Şerif geliyor...
12 Haziran 2015 10:49

Değerli okurlar sonunda maddi ve manevi hayatımızın şekillenmesine vesile olan şeytanların zincirlendiği iman sahiplerinin de bölük bölük cehennemden azad edildiği mübarek Şehr-ü Ramazan geliyor. Hz. Peygamberimiz (SAV)’in Ümmetimin ayı dediği, Kuran-ı Kerim’in nazil olduğu ve Allah‘ın (CC) Kur'an'ın da ismini methederek andığı, 11 ayın sultanı Şehr-ü Ramazan geliyor.

Canlar canı gönüller sultanı Hz. Muhammed Mustafa (SAV)’in de bu aya ulaşabilmek için "Allahümme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan", "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır" diyerek çokça dua yaptığı Şehr-ü Ramazan geliyor.

Tabiri caiz ise, rahmet bulutlarının Allah'ın emri ile af ve mağfiret yağdıracağı, Şehr-ü Ramazan’ın  yağmur yüklü bulutları ufukta belirdi, Rabbim bu ramazan yağmurların da sırıl sıklam ıslanmayı bizlere nasip etsin. Rabbim bizlere, gaflete kapılarak bu yağmurlara şemsiye açtırmasın. Hiç düşünmeyin girin bu yağmurların altına bu yağmurlarla ferahlayalım zira;

Hz. Allah öyle sınırsız bir rahmete sahiptir ki, bu ay da kullarına bu rahmetini bol bol  yağdıracaktır. Nitekim Hz. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV) hadisi şerifinde şöyle buyuruyor “ Kim ki Şehr-ü Ramazan’ın girmesiyle ferahlarsa, Hz. Allah (CC) o kişinin cesedini cehennem ateşine haram kılar. İşte bu Hz. Allah’ın rahmetinin eseridir. Nitekim Araf Suresi 156. ayeti kerimesinde de Allah (CC) mealen ”Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” buyurmaktadır.

Şehr kelimesi malumunuz Türkçe'deki ay kelimesinin karşılığıdır. Arabistan'da iklim şartlarından dolayı uzun süren bir yaz mevsiminin sonunda her taraf toz toprak kaplamışken güz mevsiminin evvelinde yağan ilk yağmurun adıdır Şehr-ü Ramazan. Bu yağmurun yeryüzünü temizleyip yıkadığı gibi Şehr-ü Ramazan'da kalpleri temizleyip ehli imanı günahlarından yıkadığı için bu ismi almıştır.

Şehr-ü Ramazan’ın gelişi hadisi şerifte şu şekilde anlatılır:

Şüphesiz ki, Cennet, bir sene boyunca Ramazan ayının girmesi için süslenir.

Ramazan’ın ilk gecesi olunca “Müsire” denilen bir rüzgar, arş’ın altından eser.

Cennet ağaçlarının yaprağı ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir.

Böylece Cennet hurileri meydana çıkıp Cennetin en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler:

“Evlenmek isteyen yok mu?” Allah onu evlendirir.

Sonra huriler derler ki:

“Ey Cennetin bekçisi! Bu gece nedir?” Bekçi saygıyla cevap verir:

“Bu gece, Ramazan ayının ilk gecesidir. Muhammed’in (SAV) ümmetinden oruç tutanlar için Cennetin kapıları açıldı.”

Sonra Resulullah (SAV) buyurdu ki:

Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:

“Ey Rıdvan! (Cennetin bekçisi) Cennetlerin kapılarını aç ve ey Malik (Cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed (SAV) ümmetinden oruç tutanlara kapat!

“Ey Cebrail! Yeryüzüne in, şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla, sonra onları denize at ki, Sevgili Habibim Muhammed’in Sallallâhu Aleyhi Vesellem ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler.”

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem daha sonra şöyle buyurdu:

Allah (Azze ve Celle) Ramazan ayının her gecesinde, bir münâdiye (çağrıcıya) üç defa şöyle nidâ etmesini (seslenmesini) söyler:

“Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim.

“Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim.

“Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım.

“Kim fakire değil, zengine; zalime değil, vefakâra borç verecek?”

Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem devamla şöyle buyurdu:

Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah Azze ve Celle hepsi de Cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi Cehennemden kurtarır. Ramazan ayının son günü olunca Allah Teâlâ ayın başından sonuna kadar Cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır.

Kadir Gecesi olunca, Allah Azze ve Celle Cebrail’e Aleyhisselâm emreder. Cebrail Aleyhisselâm meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne iner. Sancağı Kâbe’nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz.

Cebrail Aleyhisselâm o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail Aleyhisselâm bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara “Âmin” derler.

Bu iş, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Tan yeri ağarınca Cebrail Aleyhissalâm:

“Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız” der.

Melekler:

“Ya Cebrail, Allah Teâlâ Muhammed’in Sallallâhu Aleyhi Vesellem ümmetinden olan mü’minlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?” derler.

Cebrail Aleyhisselâm şöyle cevap verir:

“Allah Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç.”

Râvi der ki:

“Ya Resulallah! Onlar kim?” dediğimizde, buyurdu ki:

“İçki içmeye devam eden, ana-babasına âsi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin.”

“Ya Resulullah! ‘Müşahin’ nedir?” dedik:

“İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir” buyurdu.

Bayram gecesi olunca, bu geceye mükâfat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allah Azze ve Celle melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp:

“Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahlarınızı bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız” derler.

Onlar namazgâhlarına çıkınca Allah Azze ve Celle meleklere:

“İşini yapan işçinin mükâfatı nedir?” diye sorar.

Melekler:

“Ey yüce Allah’ımız ve Mevlâmız! Onun mükâfatı ve ücretini tam olarak vermendir” derler.

Bunun üzerine Allah Teâlâ:

“Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, Ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim” dedi ve sonra şöyle buyurdu:

“Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün Benden âhiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım.

“İzzetim hakkı için siz benim rızamı gözettiğiniz müddetçe, ben de sizin hatalarınızı örterim.

“İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsvay etmem.

“Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz.”

Bu sebeple melekler sevinir ve Ramazan sonunda iftar ettiklerinde Allah’ın (cc) bu ümmete vereceği mükâfatı müjdelerler.

Bu mübarek ay hakkında İmam-ı Rabbani müceddit el fisani Hz.leri Mektubat-ı Şerifinde şöyle buyurur:” Bütün sene boyunca gelen cümle hayırlar ve bereketler bu ayın bereket denizinden bir damla hükmündedir. Bu ayın kadri o kadar yücedir ki sonu yoktur. Bu ay içerisinde olan beraberlik yıl boyu sürecek olan birlik ve beraberliğe sebeptir. Bu ay içindeki ayrılık yıl boyu sürecek olan bir ayrılığa sebep olur. Saadetler olsun o kimseye ki şehrü ramazan kendisinden razı olarak ayrılır. Yazıklar olsun o kimseye ki Şehrü Ramazan kendisinden dargın gider.”

Kıymetli kardeşlerim bizlerde bu ayı gecesiyle gündüzüyle dolu dolu geçirelim. Her kim ki! Şehrü Ramazana hürmet gösterir ramazana saygı gösterir iyi bilsin ki yarın huzuru mahşerde Ramazan Allah’ın izniyle o kişiye şefaatçi olacaktır. Çünkü kıyamet günü Ramazanı Şerif güzel bir suretle gelip Hz. Allah’ın (CC) huzuruna secdeye kapanır Hz. Allah şöyle buyurur:

-Ey ramazan ne istiyorsun

- Yarabbi bana hürmet eden ve bende ibadet ve taatle meşgul olarak benim geldiğim günleri ihya eden kişilere İkramını istiyorum.

-Bunun üzerine Hz Allah ikramda bulunur sonra Hz. Allah’ın izniyle bunların içinden günahkârlardan 70000 kişiye Allah’ın izniyle şefaat eder.

Kıymetli kardeşlerim bundan evvelki ramazanlarda belki gaflet içinde olabiliriz belki hata içinde olabiliriz ve bu nedenle ramazanı şeriften istifade edememiş olabiliriz amma gelin bu ayı mutlaka güzel bir şekilde ibadet ile taat ile zikir ile şükür ile oruçla ve dolu dolu ibadetlere geçirelim. Peygamberimiz (SAV) hadisinde buyuruyor ki “mümin taze ekin gibidir rüzgar estikçe yatar yine doğrulur ve kalkar, kafir ise çam ağacına benzer rüzgar estikçe gürler ama bir kere yıkılırsa bir daha kalkmaz çünkü kafir faniye, mümin ise her zaman diri ve ebedi olana bağlıdır”

Değerli kardeşlerim yanlış yolara sapmış olabiliriz. Şu ana kadar yapamadığımız ibadetler, kaçırdığımız fırsatlar olabilir amma yukarıdaki hadisi nebeviye de ki gibi tıpkı bir ekin gibi doğrulup kalkmalı ve bu ramazanı şerifi fırsat bilip, rahmeti sonsuz olan rabbimizin bize verdiği, şu zaman dilimini hakkıyla idrak etmeliyiz. Bu ramazanı kendimiz için milad edinip tevbeyi istiğfar edip rüzgar ne yöne eserse essin doğrulmayı bilmeliyiz.

Yazarın Önceki Yazıları
İzmir için 92 yıl sonra Tarihi bir an! 20.10.2017Kadim Tekkelerde Muharrem Ayı ve Aşure 13.10.2017Sahabeye (Ra) Dil Uzatmanın Tehlikesi 05.10.2017Aşure Günü ve Gecesi Neler Yapmalı? 29.09.2017"Göç, Suriyeliler ve Entegrasyon" Çalıştayı 26.09.2017Roman Çalıştayından İzlenimler 07.09.2017İmam Hatip tanıtım programı yapılması zoruna gidenlere! 05.09.2017İzmir de Narko Terör Çalıştayı ve Sonuç Bildirimi 22.08.2017Ülkemiz de Tarikatlar ve Cemaatler Birliği Kurulmalı 08.08.2017Gönül Erleri Sayesinde Uyuşturucudan Kurtulan Genç ( Röportaj ) 31.07.2017Uyuşturucu İle Mücadele Eden Gönül Erleri (Röportaj) 15.07.2017Ülkemiz Kimyasal Saldırı Altında 03.07.2017Şeker Bayramı Değil! Ramazan Bayramı 24.06.2017Haydi, İzmir Kadir Gecesi Konak Meydanına 17.06.2017Bir Roman Şeyh Şaban Hoca 27.04.2017Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.