YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Bünyamin Ertekin
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
İzmir'den tarihi ayıp!
26 Ocak 2016 22:06

Kıymetli okurlar, bu haftaki konumuz, geçen hafta basına yansıyan İzmir Büyükşehir Belediyesi Ak Parti Grup Başkan Vekili Bilal Doğan Bey’in gündeme getirdiği ve kapısı üzerinde “On İki İmamdan Caferi Sadık Tayyar Hazretlerinin Kabridir” ibaresi bulunan türbenin içler acısı durumu ile ilgilidir.
Bugün sözümüz, her fırsatta İzmir’deki tarihî bölgelerin gün yüzüne çıkarılması için önemli adımlar attığını söyleyenleredir. Evet, onlar 2012 yılından beri Smirna Antik Kenti (Agora) ve Foça’daki kazı çalışmalarına maddi destek veren ve önümüzdeki günlerde, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalayacağı yeni protokolle, 2016 yılında üç ayrı ören yerine daha Erythrai (Çeşme-Ildırı), Eski Smirna (Bayraklı) ve Yeşilova Höyüğü (Bornova) arkeolojik kazı çalışmalarına 3 milyon 180 bin TL maddi destekte bulunmaya hazırlananlaradır.

Bugün sözümüz, geçtiğimiz günlerde Gültepe Kültür Merkezi adı ile Cem Evi açanlara, Agios Voukolos Kilisesini onaranlara, ünlü Yahudi Dönmelerin atası, Sebataycılığın kurucusu Sebetay Sevi’nin evini Agora kazılarının idari binası yapmak gerekçesi ile Ticaret Odasının sponsorluğunda restore edenlere, Mitolojik Masalcı Homeros’a sahip çıkan, ancak konu İslam ve ecdadımıza ait eserler olunca sus pus olanlaradır.

CAFERİ TAYYAR HAZRETLERİ ADI İLE ANILAN TÜRBE

Bahsi geçen Türbe Seyyid Emir Sultan Hazretleri Türbe ve Dergâhının arka sokaklarında karşıdan bakınca çıkmaz sokak denilebilecek kadar dar bir sokak içerisinde eski bir evin bahçesindedir. Bahçenin içinde dört kabir bulunan bir türbe vardır. Türbenin mülkü İzmir Büyük Şehir Belediyesine aittir. Türbenin dışında “İmam Cafer-i Sadık Hazretlerinin Türbesidir” yazar. Türbe şu an şahsa ait bir evin bahçesinde kaldığı için ziyarete de kapalıdır. Zar zor da olsa türbenin içerisine girildiğinde (tabi ev sahibinin gönlü olursa) türbenin içerisinde bulunan dört kabir görünür. İçeride bir Şeyh Efendinin, diğer ikisi ailesi veya talebesi bir de çocuk bu kabirlerde yatmaktadır. Çok üzücüdür ki! Maalesef mezar taşı kitabeleri yağlı boya ile adeta gizlenircesine boyanmıştır. Türbenin içerisi bakımsızlıktan dökülmektedir. Türbenin dışında yazan ve türbeye ismi verilen “On İki İmamın Başı Cafer-i Sadık Hazretleri’nin” aslında İzmir ile uzaktan yakından ilişkisi dahi bulunmamaktadır.

İmam Cafer-i Sadık Hazretleri, Ehl-i beytten olup, İslâm âlimlerinin gözbebeklerinden, seyyidlerin ve on iki imâmın altıncısı Hazret-i Ali’nin torununun torunudur. Ashâb-ı kiramı görmekle şereflenmiştir. Tabiîn devrinin yükseklerinden ve evliyânın büyüklerinden olup, silsile-i Aliyyenin de dördüncüsüdür. Künyesi, “Ebû Abdullah”dır. Tâhir, Fâdıl gibi birçok lakabı vardır. En meşhûru “Sâdık”tır. Babası Muhammed Bâkır, onun babası İmâm Zeynel’âbidîn, onun babası Hazreti Hüseyin ve onun babası da Hazreti Ali’dir. (Radiyallahu anhum-Allah hepsinden razı olsun) Annesi Ümmü Ferve’dir. Annesinin babası Kâsım, onun babası Muhammed ve onun babası da Hazreti Ebû Bekr-i Sıddîk’tır (R.A.). Annesinin annesi, Abdurrahmân bin Ebû Bekr’in kızı Esmâ’dır. (19 Nisan Çarşamba m. 702) senesinin Rebîul-evvel ayının on yedisinde Pazartesi günü Medîne-i münevverede doğdu. Altmış beş senelik ömrünün otuz dört senesinde imamlık yaptı. (6 Eylül Cuma m. 765) senesinin Recep ayının on beşinde Pazartesi günü vefât etti. Kabri, Cennet-ül-Bâki’de olup, babası ve dedesi yanındadır. İlim ve fazilette zamanının bir tanesi oldu. Din bilgilerinde olduğu gibi, zamanının bütün fen ilimlerinde de söz sahibiydi. Yetiştirdiği talebeler, cebir ve kimya ilimlerinde çeşitli keşifler yapmışlar, bu ilimlerin temel sistematiğini kurmuşlardır. Fizik ve kimya ilimlerinin konusunu teşkil eden madde ve onlar üzerindeki bilgisi pek çoktu. Kimyanın babası sayılan Cabir de, İmam Cafer-i Sadık hazretlerinin talebesidir. İmam-ı Cafer´in en meşhur talebesi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife, Cafer-i Sadık´ın sohbetlerine iki sene devam ederek, o gizli ve açık marifet kaynağından ilim ve evliyalık yolunda çok istifade etmiştir. İmam-ı Azam, onun huzurunda kavuştuğu yüksek mertebeleri anlatmak için; “O iki sene olmasaydı, Numan helak olmuştu” diye buyurmuştur.

Anlaşıldığı gibi İmam Cafer-i Sadık Hazretleri’nin tarihî olarak bu manada İzmir’le aslında hiçbir ilgi ve alakası yoktur. Fakat bu türbe, bu ismi nasıl aldı ve burada yatan kişi gerçekte kimdir, bilemiyoruz. Ama kesinlikle bu isimle alakası yoktur. Tahminimizce, Emir Sultan Dergâhı’na yakınlığını ve çevrede Emir Sultan Dergâhı’nda görev yapan diğer şeyh efendilerin türbelerinin olmasını ve daha evvelden Emir Sultan Türbe ve Dergâh alanının şimdikinden daha geniş olduğunu da düşünürsek bu zat-ı muhterem muhtemelen Emir Sultan Dergâhı’nda görev yapan bir şeyh efendidir. Tabi aslını ancak Allah (C.C.) bilir, özellikle bu verilerle ve bu durumdayken! İnşallah gerekli işlemler de yapılıp içerideki kitabeler okunduğu zaman bu zat-ı muhteremin ve yanında bulunan diğer kabirlerin gerçekte kimlere ait oldukları ortaya çıkacaktır. Şimdi soruyorum ve en kısa zamanda cevap bekliyorum: Türbe hakkında bir yıl evvel Ak Parti grubu tarafından verilen soru önergesine ne zaman cevap vereceksiniz?

Türk İslam medeniyetinden kalan yegâne miraslarımız elden gidiyor. Paranız yoksa açıkça ifade edin, çekinmeyin söyleyin! Bu millet ecdadının atasının kabrini de yaptıracak kadar âl-i cenaptır. Kolları sıvar gerekirse sırtımızda taş, tuğla çeker, yine de Allah’ın (C.C.) izni ile ecdat yadigârlarını boynu bükük bırakmayız.

Anladınız mı, bilmem ama size söylüyorum size!

Sözüm ecdadına ve ecdadının mirasına sahip çıkmayanlaradır. Benim ecdadımın sizin yanınız da hiç mi kıymeti yok! Adlarını dahi ağzınıza almaya korkuyorsunuz. Tabi siz onların adını ağzınıza alırsanız, ne derler size değil mi? Bu milletin değerleri ile hiçbir şekilde yolu kesişmeyen, bizden bir şeyler anımsatmayan işlere zaman harcamayı bırakın artık. Sizin için önemli olmayabilir ama bu memlekette (Çaka Bey’in fethinden başlarsak) 1000 yıldır yaşayan ve özünden kopmamış insanlar için ecdat ve ecdat yadigârı mekânlar bir değer teşkil ediyor! Bizi daha fazla görmezden gelemezsiniz! Yoksa biz aynı ecdadın torunları değil miyiz?

Yazarın Önceki Yazıları
Uyuşturucu İle Mücadele Eden Gönül Erleri (Röportaj) 15.07.2017Ülkemiz Kimyasal Saldırı Altında 03.07.2017Şeker Bayramı Değil! Ramazan Bayramı 24.06.2017Haydi, İzmir Kadir Gecesi Konak Meydanına 17.06.2017Bir Roman Şeyh Şaban Hoca 27.04.2017Tarikatlar ve İslami Gruplar için Referandum İmtihanı 11.04.2017Receb-i Şerif ve Üç Aylar 05.04.2017Vefatının yıldönümü anısına Bediüzzaman 25.03.2017İdrar Kokulu Pis Avrupa 15.03.2017Ehl-i sünnet dışı düşüncelerin akıbeti 06.03.2017Ehl-i Sünnet İslam’ın bilgi evrenidir 27.02.2017Büyük taaruz 13.02.2017Haydi STK'lar Büyük Kuşatmaya Karşı Evet Platformlarına 03.02.2017Büyük Kuşatma 24.01.2017Hikmet ve Muhittin kardeşler 10.03.2016Yazarın tüm yazıları için tıklayınız.